22 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 6 SAAT 40 DAKİKA
Bülent Orakoğlu

Bülent Orakoğlu

YSK’nın İstanbul kararı bir ‘beka’ meselesi mi?

Yeni Akit yazarı Abdurahman Dilipak 27 Nisan 2019 tarihli ‘Gerçeklerle yüzleşmek’ başlıklı köşe yazısında AK Parti’yi kıyasıya eleştirmiş. FETÖ ile tam anlamı ile mücadele edilmediğinden tutun da AK Parti içinde ‘’Paralel Parti ‘kurulduğuna yönelik çeşitli kesimleri suçlayan iddialarını köşe yazısına taşımış.

Yazısının final bölümünde ise Ak Parti içinde değişimin kaçınılmaz olduğunu değişim gerçekleşmezse ‘millet tercihini değiştirir’ saptamasıyla vakit geç olmadan çok geniş kapsamlı yenilenmenin zaruret olduğunun altını çizmişti. Dilipak’ın bu ağır eleştirilerini sıraladığı yazısında benim asıl dikkatimi çeken AK Parti ve MHP’nin BÇG ile zımni ittifak kurduklarına yönelik inandırıcılıktan uzak uçuk iddiasıydı. Dilipak’a göre ’’AK Parti ve MHP şu ittifak işinin şeklini yeniden gözden geçirmeleri gerekti. BÇG ile zımni ittifakın da şekli yeniden gözden geçirilmeliydi. Başörtülü hanımların topluca Anıtkabir ziyareti ile bu işler sürdürülemezdi. Liberallerle ittifakın ölçüsü neydi? NATO ittifakı, AB ittifakı derken durum ortadaydı.‘’

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MÜSİAD’ın 25.Olağan Genel Kurulu ve Genel Merkez Binası açılış töreninde yaptığı açıklamalar birçok konuya açıklık getirmesi açısından önemliydi. ’’Buradan bir kez daha ilan ediyorum. Biz hiçbir zaman milletin iradesinin üzerinde bir irade tanımadık, tanımayacağız. Milletin iradesine olan saygımız sebebiyle seçim süreçlerini yakından takip ediyor, sandıktan çıkan her oyun yerini bulması için çalışıyoruz. Bütün çabamız milletin oyunun kıymetini millete iadedir” demişti. Erdoğan ayrıca, “Ana muhalefetin temsilcileri YSK’yı tehdit ediyor. YSK niçin CHP’ye ‘Siz bizi nasıl tehdit edersiniz’ demiyorlar” ifadeleriyle YSK yöneticilerini tenkit etmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Millet İradesini’ öne çıkaran açıklamaları ve icraatları AK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılından günümüze devam ediyor. Oysa BÇG 28 Şubat Süreci’nde TSK içinde REFAH-Yol iktidarını antidemokratik bir biçimde darbe ile uzaklaştıran bir CUNTA grubuna işaret ediyor. CUNTACI üst düzey 21 asker Ankara 5’inci Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde illegal BÇG yapılanmasını oluşturup cebir ve şiddet kullanarak REFAH-YOL iktidarını düşürdükleri için yargılanmış ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmışlardı. Dava istinaf mahkemelerinde devam ediyor. BÇG’nun ordu içinde illegal olarak kurulmuş bir CUNTA grubu olması milli iradeyi savunan MHP ve AK Parti ile zımnen bile olsa ittifak kurduğu iddialarının gerçek olmadığının işaretlerini veriyor şüphesiz. Ancak geçmişte BÇG’nin milli ordu iddiası yine Dilipak tarafından bir köşe yazısında iddia edilmiş gelen tepkiler üzerine bu yazı silinmiş veya kaldırılmıştı. Bu nedenle Dilipak’ın özellikle bu iddialarının varsa dayanak veya delillerini de açıklanması da elzemdir. Aksi halde kendisi istihbarat jargonunda ‘fabrikatör’ olarak nitelenen bir suçlama ile karşı karşıya kalabilecektir. Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında 28 Şubat darbesinin küresel bir darbe olduğu hususunu delilleriyle ortaya koymuştur. Türkiye’nin hegomonik güç ABD tarafından pilot bölge olarak seçildiği postmodern darbe amaçları açısından başarıya ulaşamamıştır. Türkiye’de ordu ve polis başta olmak üzere türbanın serbest bırakılmasını hazmedemeyen darbeci askerler ve bazı CHP milletvekillerinin 28 Şubat Süreci ve Davası’nın FETÖ kumpası olduğunu iddia etmeleri, üstelik bizim mahalleden görünen bazı medya mensuplarının BÇG Milli Ordu’dur anlamındaki açıklamaları açık bir şekilde 28 Şubat’ın tekerrür etme arzusunu ve bu konuda yapılması muhtemel dış merkezli ve iç piyonların kullanıldığı algı operasyonlarına işaret ediyor.

İstanbul seçimlerinin yenilenip yenilenmemesinin tartışıldığı, YSK kararının 6 Mayıs’ta açıklanmasının beklendiği bir zaman ve ortamda bazı CHP milletvekillerinin alenen Anayasa’nın 138. maddesini ihlal ederek YSK yetkililerini ‘Kızılay’a çıkamazsınız’ söylemleriyle tehdit etmeleri kabul edilemez bir duruma işaret etmektedir. İstanbul’da FETÖ’nün de karıştığı organize oy hırsızlığı ve seçim kurullarındaki yolsuzluklar ve şaibeler açıkça ortadır. YSK şüphesiz İstanbul seçimlerini yenilemelidir. Zira FETÖ’nün karıştığı her olay Türkiye açısından açık bir beka sorununa işaret eder.

Diğer Yazıları