27 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
YATSI'YA
KALAN SÜRE 37 DAKİKA
Spor

Ufuk Bayraktar: Ben öz evlat değil miydim?

Trabzonspor alt yapısında yetişen ve A takıma çıktıktan sonra kendini tam anlamıyla gösterme fırsatı bulamayan öz evlat Ufuk Bayraktar, Bordo-Mavili ekibe futbolcu olarak dönmese bile katkı sağlayacak farklı projelerle birlikte takımının yanında olmayı planlıyor.

Ufuk Bayraktar: Ben öz evlat değil miydim?
0 YORUM YAP
Elif Neslihan Sağır
Elif Neslihan Sağır

'Toprağa bassan futbolcu fışkıracak' denilen Trabzon'da doğmuş büyümüş bir değer Ufuk Bayraktar. Genç, yetenekli, başarılı, keşfedilmeyi hak eden bir isim. Her şeyden evvel öz evlat! 

Trabzon'un Of ilçesinde dünyaya gelen ve Karadeniz insanının hırçınlığı ile doğduğu toprağın yeteneklerini üzerinde barındırdığını hisseden Ufuk, futbolcu olmayı çok küçük yaşlarda kafaya takmış. Ve bu emeline ulaşmak adına da ailesinden gizli gizli antrenmanlara gidecek dolmuş parasını çıkarmak için yani 'Harçlık' için ayakkabı boyacılığı yapmış. 

Gün geçtikçe yeteneği ve duruşu Trabzonspor'un alt yapı hocaları tarafından alkışlanan genç oyuncu A takıma kadar yükselmiş. Yükselmiş yükselmesine ama ne kırgınlığı bitmiş ne de gözyaşı dinmemiş. Neler yapabileceğini bilenler için keşfedilmemek, görmezden gelinmek oldukça zordur, insanın gücüne gider. Ufuk'un da gücüne gitmiş. 

Savruldukça umuda tutundu

Bordo-Mavili kulübün kapısından girdiği an hayallerine ulaştığına inanan yetenkeli sol bek ilerleyen süreçte yabancının bile görmediği muameleyi görmüş ve oradan oraya savrulmuş. Her savruluş da bir umut olmuş onun için. Gittiği takımlarda aranan isim olan Ufuk'u bir tek gönlündeki takım aramamış.

Bugün öz evlat felsefesi ile yeniden yola çıkan Trabzonspor'da, Ufuk yeniden bir forma şansı bulur mu bilemiyoruz ama birilerinden dolayı kendini gösteremediği ve çok sevdiği kulübüne hala aynı aşkla hizmet etmeye hazır bir halde beklediğini de en azından ben söylemeden geçemeyeceğim. 

İşte Trabzon'da doğmuş büyümüş kulübün alt yapısında yetişmiş bir öz evladın biraz empati kurulursa 'Hüngür hüngür ağlatacak' cinsten Trabzonspor macerası ve yaşadıkları.

 

Seni tanıyabilir miyiz?

1986 Trabzon doğumluyum. Memur bir ailenin çocuğuyum. Futbola 1996 yılında Trabzonspor Alt Yapısı’nda başladım. 2004 yılında Trabzonspor A takıma 5 yıllık profesyonel imza attım fakat zaman zaman başka takımlara kiralık da gittim.

Trabzon denilince akla futbol geliyor. Bu topraklardan çıkan nice yeteneklerden biri de sensin. Futbolculuk serüvenin nasıl başladı?

Benim futbol hikâyem Of’ta başladı. O zaman ailem futbol oynamama inanılmaz karşıydı. Ben futbolcu olabilmek bir gün Bordo-Mavili formayı giyebilmek için ayakkabı boyacılığı yapan bir çocuktum.

"İdmanlara gitmek için ayakkabı boyacılığı yaptım"

İşte şimdi serüvende taşlar yerine oturmaya başladı, eee sonra?

Biz Of’ta yaşıyorduk. 5. sınıfa giderken ayakkabı boyacılığına başladım tabi ailemden gizli ama bir keresinde babama yakalandım ve babam ‘Bizi rezil ediyorsun’ diyerek boya sandığımı kırdı. Okumamı istiyorlardı ama benim aklım idmanlarda maçlardaydı. Hafta sonu sabah 10’da normal dışarı çıkar gibi çıkar 50-60 km yaparak Trabzon’a antrenmana gelirdim akşam da hiç bir şey olmamış gibi eve girerdim. Bu durum tam 3 yıl sürdü. Boyacılık yapmamın sebebi de antrenmana gidebilmek için dolmuş paramı çıkarmaktı.

Bu arada anne-baba ne yaptı hiç hissetmediler mi senin idmana gittiğini?

Ailem öğrendiğinde karşı çıktı fakat benim kafama koyduğumu da görünce duruldular. Aradan 3-5 sene geçti; minik takımı aştım, yıldız takımı aştım, genç takıma geldim ve Milli takımlara gitmeye başladım işte o vakit bizimkiler de tamam diyerek bu durumu kabul ettiler.

Futbolla yatıp futbolla kalkanlar

Bu şehirde futbol adına başka bir sihir var gibi siz yaşıyorsunuz biz hissediyoruz.

Burası bir futbol şehri ve biz onunla doğduk, onunla büyüdük. Bizim her şeyimiz futbol, başka bir şeye zaman ayırmıyoruz. Futbolla yatıp futbolla kalkıyoruz. Trabzon sokaklarında büyüdük ve sokaklarda gördüğümüz aldığımız eğitimler de hep futbol üzerineydi. Bu ketten her köşe başında ya futbol konuşulur ya da ayağında top koşturan birkaç çocuk görürüsünüz.

Bir dönem Türkiye’nin en değerli genç oyuncusu seçilmişsin, nasıl bir duygu?

2004 yılında Trabzonspor A takımına seçildiğim sene Türkiye’nin en değerli genç oyuncusu seçildim. Nasıl bir duygu? Güzel, onore eden ve insanın kendine olan güvenini arttıran bir duygu.

"Kamplarda forma giyip ligde çıkarıyordum"

Bu kadar özel bir oyuncuysan Trabzonspor maceran neden bu kadar sıkıntılı geçti? Neler yaşadın orada?

Ben alt yapıdan geliyorum. Öz evladım anlayacağınız. Trabzonspor alt yapısı belki 10 yılı aşkın şampiyonluk yaşayamıyordu ama benim oynadığım iki kategoride de hem Paf takım hem de onun bir alt liginde bir yılda iki şampiyonluk yaşadı. Ben de o ekibin içinde olan ve bunları yaşayan bir çocuktum. Milli takımlarda kaptanlık yaptım yani Trabzonspor’un o dönem taşıyabileceği en iyi isim olduğumu düşünüyorum.

A takıma çıktığım dönem ligi 2. bitirdik ve Türkiye Kupası’nı aldık. Takımda gerçekten çok kaliteli isimler vardı: bir tarafta Gökdeniz Karadeniz, bir tarafta Yattara ileride Fatih Tekke… Bunlardan forma bulmak benim için oldukça zordu ama en çok zoruma giden her şeye rağmen formayı hak ettiğimi biliyor olmaktı. Bir de antrenmanlarda çok iyi çalışıyordum. Kamplara tüm hazırlık maçlarında forma giyiyordum ama lige dönünce bir şeyler değişiyordu. Sanırım biraz doğamızdaki agresifliğin yansıması da bu duruma etki ediyordu. Açıkçası saha içinde ve saha dışında biraz agresiftim.

"O formayı çok hakettim!"

Sanki biraz üzerinde durulsa bu durum yumuşatılabilir miydi?

A takıma çıktığımda 17 yaşındaydım ve forma şansı bulamadıkça tabiri caizse kafamı duvardan duvara vuruyordum. Bu durumu hazmedemiyordum. Ben hocalarımla da özel olarak konuşuyordum ama bir türlü o şans bana gelmedi. Ben buranın çocuğuydum ve yeteneklerimin farkındaydım ama bana sahip çıkmadıklarını düşünüyorum. O formayı bugün giyen çocuklar Abdülkadir olsun Yusuf olsun gerçekten yetenekli ama benim zamanımda da o formayı giymeyi hak eden oyuncular vardı. Biri de bendim!

Futbolu kaç yaşında bıraktın?

32 yaşında Niğde Belediyespor’da futbolu bıraktım. Yeteneklerime çok güvendiğim halde, neler yapabileceğimi bildiğim halde bir kırgınlık oldu bende ve bırakma kararı aldım.

Biri beni bulamadı...

O dönemlere gidecek bir şansın olsa ne isterdin?

Keşfedilmeyi çok bekledim ben, farkıma varanlarda bir şekilde bir engele takılıp beni görmezden geldi. Açıkçası beni arkadaşlarım ve benim dışımda fark edecek birini beklemekten yorulunca futbolu bıraktım. Bunu durumu yaşamak istemezdim.

"Onların yarısı kadar keşke benimle ilgilenselerdi"

Senin için bugünün Yusuf’u Abdülkadir’i diyorlar. Sen ne düşünüyorsun?

Onları çok yetenekli buluyorum ileride çok daha başarılı olacaklarına inanıyorum. Ben 2004-2009 yılları arası Trabzonspor’daydım. 2008’in sonunda Ankaragücü’ne bonservisimle satıldım. Samsunspor’a gittim şampiyonluk yaşadım, Süper Lig’de de oynadım. Oradan Diyarbakırspor’a gittim sonra da Niğdespor’da bıraktım. Demem o ki Trabzonspor beni fark edemedi. Şimdi üzerinde durdukları oyuncuların yarısı kadar benim üzerimde dursalardı A Mili takımda da vazgeçilemez bir oyuncu olurdum.

Yeniden futbola dönmeyi düşündün mü?

Ben yeteneklerime çok güveniyorum hala daha o gücü kendimde hissediyorum fakat futbolda yeteneklerime rağmen şans bana gülmedi. Şuan bana deseler ki kalk oyna o güç bende saklı. 30-40 günlük antrenmandan sonra en kötü PTT liginde birçok takımda oynayabilirim.

"Trabzonspor'a faydalı olmak istiyorum"

İleriye dönük planların ne?

Eylül ayında hocalık kursu var orayı değerlendirmeyi planlıyorum ama asıl yapmak istediğim şey menajerlik. Trabzonspor’a belki yurt dışından özel futbolcular getirebilirim. Bende var olan bir yetenek vardı ama o yeteneği bu şehre yansıtamadım onun üzüntüsünü yaşıyorum. Bundan dolayı da şehrime ve takımıma bu anlamda katkı sağlamak istiyorum.

Geçtiğimiz aylarda bir turnuvaya katıldın. Efsaneler kadrosunda yer aldın, eski takım arkadaşlarınla oynadın, neler hissettin?

Bunlar çok güzel duygular. Çocukluğumuzun kahramanları ile bir aradaydık, onlarla aynı formayı giydik bu çok gururu verici bir durum. Zaten zaman zaman hepsiyle görüşüyorum hepsinin sevgisini hissediyorum bu genç yaşta onların yanında olmak bile bana çok büyük gurur veriyor.

Hiç ağladın mı?

Çok!

"Her gece hüngür hüngür ağladım"

En çok hangi dönem ağladın?

Ben 3 yıl önce 2. Lig’e düştüm ki ondan önce yarım sezon PTT Ligi’nde oynasam Süper Lig takımlarının çoğundan teklif alıyordum. 2004 sezonundan 2011 -2012 yıl sezonuna kadar böyle geçti. 1461 Trabzon 2. Lig’deydi ve kulüp beni çağırdı: ‘Gel bu takıma ağabeylik yap!’ Çok zoruma gitti. İlk kez 2. Lig’e o zaman geldim ve 6 ay her gece aralıksız hüngür hüngür ağladım çünkü oradan artık bir üst lige çıkmak çok zor oluyor. Düşünce bir daha çıkamıyorsun!

"Kulüpten ayrılışımı unutamıyorum"

Trabzonspor’da unutamadığın bir an var mı?

2008 yılında Trabzonspor Kulüp Tesisleri’nden ayrılırken de o kadar çok ağladım ki unutamam.

Anlatır mısın?

Tesislere ilk gittiğim zaman antrenmana çıkıyordum. Ayrılacağımdan haberim bile yoktu. Yöneticinin biri dedi ki, ‘Ufuk seni Sebatspor’a gönderiyoruz.’ O zaman tabi gurur da var. Üzüldüğümü hiç çaktırmadan kendim bir takım tercih etmek istediğimi söyledim. Kabul etmediler illa bizim dediğimiz olacak dediler. Bu konuşmanın ardından arabam olmasına rağmen o tesislerden ana yola kadar ağlayarak yürüdüm. Arabamı tesislerden ertesi gün gittim aldım. O günkü o vedamı asla unutamam.

O yolda yürürken kendi kendine ne dedin ne düşündün?
‘Bir dahakine daha güçlü döneceğim’ dedim ama olmadı.

Karadeniz’desin uçsuz bucaksız. Hiçbir dağın tepesine çıkıp avazın çıkana kadar tüm yaşadıklarını haykırmak istedin mi?

Trabzonspor’a ilk çıkıp oynayamadığım sene kadroya giremiyordum, ilk 18 e giremiyordum. O dönemlerde gece eve giderdim odamın kapısını kitlerdim yalnız kalıp kendişmi dinlerdim sonra gece 3 de kalkıp dağa değil ama sahile inerdim. Bağırırdım, çağırırdım avazım çıkana kadar. Yanımda arkadaşlarım olurdu, onlarında desteği ile o günleri atlattım.

Bir fırsatın olsa seni kıranlara ve seni görmeyenlere, “Alacağınız olsun” der miydin?

O isyanım var aslında. Doğru bir yerden yakaladın içimi. Ama onlara söyleyecek bir şeyim yok artık.

"Geri dönmeme engel oldular"

Trabzonspor’a hiç geri dönmek istemedin mi?

İstemez miyim? Birçok takımda oynadım, kiralık gittim, satıldım ama bir türlü kalbimdeki takıma geri dönemedim. Samsunspor’da oynarken bir çıkış yakaladım. Trabzonspor’a dönme umudum vardı ama olmadı. Olacakken olmadı. Hep diyorum ayrılığımın yüzde 30’u bana aitse gerisi de o benim işime engel olanlarındır. Kısacası o yıl yine benim işimi bozdular ve gidemedim. Diyarbakırspor’da PTT 1. Ligi’nde oynarken takım kaptanıydım. Süper Lig’in lideri ise Sivasspor’du o sene ve Sivasspor’un ısrarla istediği tek isimdim. O sene de dönme umudum vardı çünkü PTT Ligi’nde üst düzey bir performans sergiliyorsun ve seni Süper Lig’in lideri istiyor. Buna rağmen Trabzonspor kendi evladına gel demedi. Öyle olunca düşünüyorum ki sıkıntı hep bende değilmiş, birileri beni istememiş!

Artık 2017-2018 sezonunu geride bırakmak üzereyiz. Bordo-Mavili takımı bu sene nasıl buldun, neler söylersin?

Her şeyden önce bir Trabzonspor taraftarı olarak bu haline çok üzülüyorum. Toparlanacağını düşünüyorum ama ‘ Acaba ne zaman?’ demekten de kendimi alamıyorum. Çünkü zaman gerecekten çok çabuk geçiyor ve sizin bir sezon için sadece bir şansınız oluyor. Eğer sezon başı o şansı kaçırırsanız o sezon kötü gidiyor. Yıllardır bu süreç Trabzon’da da bu şekilde böyle ilerliyor. O dönemi her zaman savunuyoruz şampiyon bizi diyoruz ama olmuyor ama ya… Bizden başka kimse de bu şampiyonluğu kabul etmiyor.