27 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 2 SAAT 18 DAKİKA
İstifadeler

İstifadeler

Tarikat hak da olsa, zaman tarikat zamanı değil...

Binâenâleyh, bu "cüppeyi üzerinde bulunduran" herkes kendi sektöründe, kendi kulvarında ve kendi dâiresi içinde kalmalı, devletimizin ve hükümetimizin tasarrufları hakkında ileri-geri konuşmamalıdır.

Ben sâde bir vatandaş olarak konuşabilirim; târikat ehli de "sâde bir vatandaş" olarak konuşabilir; amma, üzerindeki cüppe ile, kimse "ahkâm kesmemelidir".

Ben sâde vatandaş olarak bir hata yaparsam, bu hata, beni ilzâm eder; amma, üzerindeki cüppe ile hata yapanlar, bütün o târikatı ve cemâati töhmet altında bırakırlar ve bulundukları yere de çok zarar verirler.

Devletimizin ve hükümetimizin bazı uygulamaları bize hoş görünmeyebilir, hatta, çok ters gelebilir, hâyretimizi ve hayâl kırıklığımızı netice verebilir... Amma, işin arka planında ne olduğunu, hângi hesapların yapıldığını biz bilemeyiz. Devletimizin böyle tasarruflarına, "Maslahat" ve "Hikmet-i Hükümet" nazarı ile bakmamız lâzımdır.

Meselâ 1905 senesinde Sultan 2. Abdülhamid'e karşı, meşhûr "Cuma Selâmlığı" sûikast teşebbüsü yapıldı, birçok insan şehid oldu, ancak Pâdişah Efendimiz'e birşey olmadı. Sultanımız o sûikastın fâili olan Eduard Jorris'e verilen idâm kararını uygulamadı, cebine de yüklüce harçlık koydu, Belçika'ya gönderdi ve o adam hayatının sonuna kadar, Osmanlı'ya gayet sâdıkane "casusluk" yaptı, büyük faydaları oldu. Şimdi o dönemde insanlara Padişah Efendimiz kalkıp da "Vatandaşlarım, ben bu katili devletimizin âli menfâatleri için Brüksel'e gönderiyorum, onu casus olarak kullanacağım" diyebilir miydi...?

Kıymetli dostlarım, devletin idâresinde ortaya çıkan bazı şeyler, bizim bildiğimiz ve zânnettiğimiz gibi değildir. Tahtaya çiviyi çakmak için, çekiçi havaya kaldırmamız, çiviyi çakmaktan vazgeçtiğimiz mânâsına gelmez; bilâkis, çok daha büyük bir kuvvetle çivinin başına vuracağımız mânâsına gelir.

Onun için, işinde gücünde olan sâde vatandaşlar olarak bizler, gözümüze hoş görünmeyen şeyleri elbette ki gene dile getirelim, hatırlatalım, ikaz edelim... Amma, kantarın topuzunu kaçırmayalım, hâddimizi ve çizgimizi bilelim, "O iş öyle yapılmaz efendi, böyle yapılır!" nevinden ve ortalığı karıştıracak, fitne-fesâda sebep olacak sözler söylemeyelim. Hele hele, târikat ehli, böyle tavır ve beyânlardan kat'iyyen uzak durmalıdır. Hem de, târikatın itibâr, mehâbet, kıymet, şeref ve hâysiyyetini muhafaza etmek için, böyle olmak lâzım ve elzemdir.

Devletimizin bekası ve Milletimizin selâmeti için, şer'ân da farz olan, "Müslümân olan Ulûlemr'e itâat"tir. Hiçbir Şeyh, Ulûlemr'in önüne geçemez ve geçmemelidir. Hiçbir Şeyh ve târikat ehli, bulunduğu pozisyonu, devletimizin "karar mekanizmalarına müdâhil olmak için" kullanmamalıdır. Devletimiz de, böyle bir şeye asla tâviz ve izin vermemelidir. Hatta, tarikatlar bir şekilde kontrol ve tarassut altında tutulmalı ve târikat ehli de, bundan gocunmamalıdırlar. Meydan boş kalınca neler olduğunu, daha üç sene önce, 15/16 Temmuz 2016'da çok acı bir şekilde yaşadık ve çok ağır bedeller ödedik, ödemeye de devâm ediyoruz mâalesef.

Bizim önceliğimiz "şeyhimiz" değil, "Devletimiz"dir. Kimse alınmasın, gücenmesin, beni de "târikat düşmanı" ilân etmesin lütfen. Eğer ben kendimi lâyık görse idim, ya Nakşibendî veya Kadirî târikatına intisâp ederdim. Ben oralarda değilim amma, oralarda olan insanlara da, o mübârek yolun müntesiplerine de ve bânilerine de (Şâh-ı Nakşibend ( k.s. ) ve Sultân-ül Ârifîn Abdülkadir Geylânî Hazretleri ( k.s. ) ) çok büyük tâzim, hürmet ve muhâbbet besliyorum. Târikatların, "insan yetiştirme", "ham" olanları "terbiye ve pişirme" meyânındaki çok büyük hizmet ve faydalarını ve aziz milletimizin "harc"ının sağlam olması için ne büyük fonksiyonları olduğunu da gayet iyi biliyorum.

Binâenâleyh, bu müesseselerin muhafazaları ile berâber, "şirâzesinden çıkmalarını engelleyecek" tedbirlerin alınmasını da gayet lüzûmlu görüyorum.

İnşallah merâmım anlaşılmıştır.

Selâm ve dua ile.

ADMIN

BÖYLE BİR SİTEYE YAKIŞMADI. ÇÜNKÜ BİZ SAĞCI KESİM OLMAMIZIN SEBEBİ ARAŞTIRMA VE NASTIR...

Mevlana

En başta şunu söyliyeceğim. Fetö tarikat değil cemaattir. Tarikatların devletin menfaatine yaptığı şeyler göz önünde bulunmadığı için sizin gibi tarikatla cemaati ayırt edemeyen kişilikler meydanı boş bulduğu için böyle konusuyor... Daha çok konuşulur da Allah hidayet versin ne diyeyim...

Elif

Bu sözlerinizi canı gönülden destekliyorum. Şükürler olsun Nakşibendi tarikatine Rabbim layık gördü pişmeye çalışıyoruz. Oldum olası siyaseti severdim ta ki sohbet evlerimizde çay muhabbet yaparken dahi fitne çıkmaması için susturulana kadar . Ne kadar muhteşem yerde olduğumu anladım. Her partiden insan var ama rabbin için susup oluruna bırakıyorsun.Hamdolsun ki eğri doğruluyor.

Kerem

Keşke bu konuyla alakalı yazmadan önce kendinizi terbiye ve pişirme konusunda hemhal olmuş olsaydınız da ondan sonra tarikatlarla ilgili bu yazıyı yazmış olsaydınız.

Serhat

Sultan Mehmed'i Fatih Sultan Mehmed yapan Akşemseddin hz.leridir