20 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İMSAK'A
KALAN SÜRE 3 SAAT 18 DAKİKA
Engin Ardıç

Engin Ardıç

Şuna “koreografi” demeyin hamşolar

Gene buna da şükür, önceleri "kareografi" diyorlardı. Kimbilir hangi Amerikan filminden duymuşlardı...
Sonra ağızlarını düzelttiler, yanlış kullanımı "koreografi" şekline çevirdiler ve bu yapıştı kaldı.
İstediğin kadar uyar, kendin söylüyorsun kendin dinliyorsun.
Çünkü bu memlekette bir insan tipi vardır: Bilmez, bilmediğini de bilmez, öğrenmek de istemez, öğretmeye çalışana da kızar.
Arkadaşlar, koreografi, dans hareketlerinin kağıda geçirilmesidir.
Bunu yapana, yani adeta bir besteci konumundaki kişiye de koreograf denir.
Yani bir kere ortada bir "dans" olacak, bale ya da göbek havası farketmez.
Bir de bunu önceden "dizayn" edecek bir yönetici.
Kupa finalleri öncesi, federasyonun UEFA'ya özenerek düzenlediği dandik gösterilere koreografi diyebilirsiniz, hani o bayrak sallamalar, oradan oraya pata küte anlamsız koşuşturmalar...
Fakat tribünde pankart açmaya koreografi denmez.
Ne kadar fiyakalı olursa olsun.
"Çok güzel görüntüler bunlar", tamam, ama koreografi değil.

***
Peki ne denir?
Ne bileyim ben, orasını da futbol medyası düşünsün.
Nasıl olsa lumpenler kendi kafalarına göre takılmayı marifet sanıyorlar. Ölçü mölçü kalmadı.
Türkiye'de "Diagne" adında iki oyuncu var, biri Konyaspor'da oynuyor öteki Galatasaray'da.
Fakat birine "Diany" diyorlar (doğrusu da bu), ötekine ne hikmetse "Cagne"...
Neden? Lumpen futbol medyası öyle uygun görmüş.
"Mulen" okunması gereken Fransız futbolcu bizimkilerin ağzında "Molin" oluveriyor.
Eljif Elmas'ın "Elif" olduğu gibi. Kız mı bu?
"Kjaer"e de "Kea" demişlerdi.
Lumpenler kolay anlasın diye mi?
Hayır, diyenlerin bizzat kendileri lumpen de ondan. Bir zamanlar Koseçki'yi de "Koç Zeki" yapmışlardı.
Oyun başlamıyor, "hareketlendiriliyor"...
Sakatlanan tedavi edilmiyor, "tedavisi gerçekleştiriliyor"... (Bizi zırt pırt telefonla arayan ve ya banka ya da telefon şirketi reklamı yapan şabalak kızlar da, cevap alamayınca görüşmeyi bitirmiyorlar, "sonlandırıyorlar"...)
Maçın 88. dakikasında "son bölümlere girdik" diyor herif. Maçın sonuna kaç bölüm var? Evet, saniye hesabına vurursan 120 bölüm daha var tabii!
***
Yazılı basının lumpeni, görsel basının lumpeniyle mükemmel örtüşüyor. Aynı sınıftan geliyorlar.
Suriye sınırında görevli askerlerimiz, Anneler Günü'nde boş bir alanda toplanıp bedenleriyle "annem" kelimesini oluşturmuşlar, havadan bakınca görülüyor.
Güzel. Fakat yazılı basın hamşosu, "sınırda Annem koreografisi" diyor...
Tribün seyircisini dansöz yaptığınız yetmedi, şimdi de bunu Türk askerine mi uygun gördünüz?

Diğer Yazıları