16 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 3 SAAT 53 DAKİKA
Ömer Faruk Övenç

Ömer Faruk Övenç o.ovenc@thmhaber.com

Sosyal medyadaki algı mühendisliği

Toplumsal iletişim sürecinin en tepe belirleyicisi kitle iletişim araçlarıdır. Toplumsal iletişim sürecine Yeni Medya kavramı altında bağımsız bir görünümle müdahil olan sosyal medya, seküler egemen grubun ideolojisinin ve popüler kültürün toplumsal alanda yayılmasının en etkin aygıtlarından biri haline geldi.

Bu bağlamda sosyal medya üzerinden yapılan provokasyon ve yalan haberlerin bağımsız bir işgüzarlık dışında bilinçli birçok profesyonel amaçları mevcut.

Sosyal medya toplu etkileşimlerin ve anlık reaksiyonların çokça verildiği bir mecra olduğu için haliyle yapılan provokasyonlar da hızlı bir şekilde toplumsal olaylara dönüşebiliyor.

Sosyal Medyadaki Suçlar Hızla Artıyor

Özellikle Türkiye’de sosyal medya üzerinden işlenen suç ve nefret söylemlerinin cezası veya yaptırımı çok az. Bu da haliyle sosyal medyada yapılan yalan, iftira, hakaret ve nefret söylemi gibi suçların hızla artmasına sebebiyet veriyor.

Örneğin büyük kitleleri olan X bir kullanıcı istediği gibi toplumun milli ve manevi değerlerine hakaret edip hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam edebiliyor.

Başka bir kullanıcı insanlara itibar suikastı yapıp herhangi bir kurum veya kişi hakkında yalan ve iftira dolu içerikler paylaşabiliyor ve bu içerikler binlerce etkileşim, milyonlarca görüntülenme alıp algıları şekillendirebiliyor.

Gerçek ortaya çıktığında ise birçoğu tekzip dahi yayınlamıyor çünkü yaptıkları bu işgüzarlığın hiçbir yaptırımı olmadığını biliyor.

Sosyal mecralarda insanlara hakaret edip suç işleyenler bu yaklaşımları reel hayatta gerçekleştiremeyeceklerinin bilincindeler, çünkü hem hukuki hem de fiili yaptırımlara maruz kalacaklarının biliyorlar.

Ama iş sosyal mecralara gelince sanki oranın reel hayata hiçbir yansıması yokmuş gibi suç işlemeye tüm hızıyla devam ediyorlar. Bunun en büyük sebebi ise kendisine orada işlediği suçlar sebebiyle dokunulmayacağını ve hiçbir yaptırıma maruz kalmayacağının bilinci.

Yalan ve Sahte Haberler Algıları İnşa Ediyor

Özellikle yalan haberlerin, sahte belge ve bilgilerin artık önü alınamıyor. Koca koca profesörler, gazeteciler, siyasetçiler, iş insanları ve sanat dünyası bu yalan haberleri, iftiraları, sahte belge ve içerikleri bile isteye paylaşıyor, bu yalan ve sahte haberlerin milyonlarca insana ulaşmasına sebebiyet veriyor.

Bu yalan ve sahte bilgiler toplumun algısını inşa ediyor ve geri dönüşü olmayan psikolojik bir kopuşa sebebiyet veriyor.

İşte böyle bir ortamda sosyal mecralarda süreklilik kazanan provokasyonların, yalan haberlerin, hakaret ve iftiraların önü kesilemiyor. Algılar olguların önüne geçiyor.

Burada bahsettiğimiz konuyla ilgili yüzlerce örnek verebilir,  yazımı satırlarca uzatabilirim lakin genel başlıklarla hatırlatmak daha faydalı olacaktır.

Öncelikle ülkemizde gerçekleşen ve çoğunun müsebbibinin PKK olduğu bilinen orman yangınları hususundan, Kaz dağları mevzusuna, Suriyeli mülteciler konusundan, Kurban Bayramı ve kurban kesme konusuna, siyasal, toplumsal birçok olayda sosyal medyadan yapılan nefret söylemlerine, hakaret ve iftiralara hepiniz şahit oldunuz.

Bu bağlamda yeni mücadele yöntemleri geliştirmediğimiz sürece sosyal medyada inşa edilen algılar gerçeklerin hep önüne geçecektir.

Sosyal medya haklının değil, sesi daha yüksek çıkanın güçlü olduğu mecralar haline geldi.

Kimin, kimlerin sesi daha çok çıkıyorsa, kim daha çok bağırıyorsa güçlü de o oluyor maalesef…

Diğer Yazıları
Beytullah

Kalemine sağlık Ömercan

Cumali

Ne güzel dedin yegenim

Enescan

Süper bir yazı gerçekten

Aslı

Tespitler çok doğru, yaptırımlar gerek.

Zahid

Sosyal medyada mücadele yetersiz. Bu ülkeye düşman olan, bu milletten nefret edenler sosyal medyada milli insanlardan çok daha aktif ve güçlü. Ayrıca dediğiniz gibi herhangi bir yaptırım ve denetleme yok. O yüzden özellikle genç nesillerin algılarıyla oynuyorlar