26 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
AKŞAM'A
KALAN SÜRE 3 SAAT 21 DAKİKA
Mücahit Kaya

Mücahit Kaya

Sonunda toprakla buluşacak insan neden uzaklaştı bu kadar kendi toprağından?

Bir tohumun filizlenmesi, yağmuruna susaması, bir pencere önünde büyüttüğü çiçeği (hatta sardunya) avucunun içine alıp onunla konuşan annelerin varlığı, sardunyaların bu sohbetlerle daha da güzel açması, sonra ocaktan gelen düdüklü tencere sesi, kapı zili, akşam ezanı derken kocaman bir masa. Herkes orada, babaanne hayatta ve maşallah hala dipdiri, dede çorbasını yeni bitirdi, çocuklar son kalan köftenin kavgasında, baba kumandaya en yakın, anne masa altından ufaklıklara ayak vursa da yok, geride köfte de yok... Perdeler çekilir sokağa gölge vurur zaman ilerler hem de hızlı ilerler ışıklar söner, bir masal böyle başlar böyle biter.

Ne tatlı aile değil mi? Aile güzel şey değil mi? Birlikte olmanın, koşulsuz sarılmanın, sevginin, yan yana duruşun en güzel resmi değil mi aile olmak?

Zamana karşı koyamayan sadece kolalı çeyizlik danteller ya da kemerin kenarına asılan Nokia 3310'ları sarıp sarmalayan telefon kılıfları değildi.

Sonunda toprakla buluşacak insan neden uzaklaştı bu kadar kendi toprağından? Evet süsleyeyim dedim biraz yazımı ama aslında baya memleketten bahsediyorum. Sıla-i Rahim diyorum burnumun direğinde bir sızı. Kışın sadece 3 evde ışık yanan köyler diyorum camın önünde bir yalnızlık, uzun yolda başını yaslayıp memlekete varan bir vuslat diyorum hemen peşine de o son molada yediğin tostun tadı buram buram.

Kredi kartına 8 taksitle değil, gönlünden ne koparsa öyle gidiyorsun memlekete. Sadece oda kahvaltısı değil, sabah tereyağını çiçek balıyla buluşturup, öğlene belki yaylada bir mangal, akşam ayran aşı, sofrada bölünmüş güzel bir köy ekmeğiyle geçiyor gün memlekette.
Yalnızca deniz, kum, güneş değil, bir çift gözlerinin içi gülen yüz, ellerinde yılların anılarını biriktirmiş tırnakları kınalı bir çift el, dualı ağızlar bekliyor seni memlekette.

Geç kalmadan, pişman olmadan, en önde saf tutmaya sıra gelmeden memleketlerimizdeki büyüklerimizi, atalarımızı, toprağımızı birkaç gün de olsa görüp hatırlarını sorup dönelim buralara.

Çünkü neden mi?

Çünkü, bir büyüğün gönlünü alıp duasıyla uğurlanmak... Çünkü toprakla dertleşip yeşille hem dem olmak. Çünkü ailemiz her şeyimiz. Ve hepsi buna değer.

Diğer Yazıları
İnci çiçeği

Sahi eskide mi kaldı o yaşanmışlıklar.. Akşam üzeri beş bilemedin altı suları sobanın başında, çıtırdayan odun sesleri kulağımıza tınısını bırakırken üzerinde yanan mandalina kabukları ciğerlerimize kadar işlerken tüm duyularımızı meydana çıkaran o yaşanmışlıklar.. Yaklaşırsan yanarsın uzaklaşırsan donarsın. Şimdi ki insan ilişkilerimiz gibi uzak durmaya meilli dönengelerimiz gibi.. O vakitlere dönebilmek için toprak kokan ellere muhtacız.. Eskiye hasretle, sevgiyle, özlemle..

Atp

yeşille hem dem olmalı