26 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 41 DAKİKA
Engin Ardıç

Engin Ardıç

Size gelince iyi

Biz denize girerken Devlet Bahçeli çalışmış.
Bakın ne demiş: "CHP'nin ucuz siyasi kafasına göre cumhurbaşkanı tarafsız olmalıymış. Yani partisiyle bağı kesilmeliymiş. Sayın Kılıçdaroğlu, eğer biliyor ve inanıyorsa, cumhuriyet tarihinde bize tek bir tarafsız cumhurbaşkanı göstersin."
Atatürk, İnönü ve Bayar'a tarafsız diyene deli derler.
Bayar, darbeden sonra "taraflı" diye hakarete ve kovuşturmaya uğramıştır ama...
Atatürk ve İnönü'nün taraflı olmasını çok sevenler, iş Bayar'a gelince çıldırmışlardır.
Özal ve Demirel'e tarafsız diyene de gülerler.
Tarafsızlığı "partisiyle bağını kesme" şeklinde anlamakla yetinenler, gülünecek durumdadırlar.
Kenan Evren'e tarafsız diyene de herhalde küfür ederler.
Kim kalıyor? Abdullah Gül mü? Pek tarafsızdı canım.

***
Gelelim "bürokratlara"...
Yani Gürsel, Sunay, Korutürk ve Sezer.
Kılıçdaroğlu herhalde örnek diye bunları gösterecektir.
"Partili" olmadıkları için...
Hepsi de taraf olmuşlardır.
Hangi tarafta mı? "Bürokratik vesayet" tarafında!
Bunlar esas olarak ordunun temsilcileriydi ve gönülleri de esas olarak bürokrasinin partisi CHP'den yanaydı.
Gürsel kendini hiç ummadığı bir mevkide buldu, kısa süre sonra da hastalandı.
Çankaya'da bir gölge gibiydi.
Sunay ordu içinde bir kesimin, Silahlı Kuvvetler Birliği adında bir cuntanın adamıydı, o cuntanın gücüyle koltuğa geçti.
Korutürk, Orgeneral Faruk Gürler'i cumhurbaşkanı yapmamak için bulunmuş bir uzlaşma, bir "compromise" ürünüydü.
Eh, Sezer de öyle. Üstelik "hükümetle kavga eden" bir adam da oldu.
Şu farkla ki, bu sefer asker bürokrat degil, sivil bürokrat.
Otuz yıl önceleri gücü ancak "o asker değil bu asker olsun bari"ye yetebilen Ecevit, sonra da ancak "asker bürokrat olmasın da sivil bürokrat olsun bari" noktasına gelebilmişti...
Vesayetten kurtulmaktan korkan bir demokrasi anlayışı! Çapı bu kadardı.
Gürsel, Sunay, Korutürk ve Sezer...
Bu dört kişinin başkanlık dönemleri Türkiye'nin en sönük, ya da en sorunlu, en tatsız dönemleridir.
Bu insanlar hiçbir iz bırakmadan gelip geçmişlerdir.
Pek ciddiye alınan adamlar da olmamışlardır.
Kılıçdaroğlu onlar gibi başkan mı istiyor?
***
Kılıçdaroğlu başkan tarafsız olmalıdır diyor.
Anayasa da tam tersini söylüyor:
Başkan taraflı olabilir.
Mesele dilbilgisi yetersizliğinden ve kavram kargaşasından kaynaklanıyor: "Tarafsız" başka şeydir, "nesnel" başka şey.
Başkanı tarafsız isteyen "bu anayasayı tanımıyorum" demiş olur.
O zaman da oyunu bu kurallara göre oynamayı reddeder, seçime katılmaz, boykot eder, gerekirse partisini de meclisten çeker.
Kılıçdaroğlu eskaza başkan olsa, tarafsız mı olacaktır?
İsmet Paşa'nın deyimiyle, hadi canım sen de!

Diğer Yazıları