9 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
YATSI'YA
KALAN SÜRE 41 DAKİKA
Kurtuluş Tayiz

Kurtuluş Tayiz

Siyasi alan Kandil vesayetine kapanıyor

Siyaseten doğruculuk adına Güneydoğu yıllardır Kandil’in vesayetine terk edilmiş durumda. Bu durum, terör örgütünün bölgedeki ağırlığı sebebiyle kaçınılmaz bir “gerçeklik” olarak kabul görüp sineye çekildi. Siyasi doğruculuk yüzünden Kandil’in aday listelerini belirlemesi normal kabul edildi. PKK’nın siyasi uzantısı HDP’nin başındaki isimler “aday listelerini Kandil’in belirlediğini” itiraf etmesine rağmen, mevcut hukuki ve siyasi sistem, buna karşı bir çözüm geliştiremedi.

Oysa siyasi alan terör örgütünün vesayetine kapatılmadığı sürece demokrasiden, hukuktan ve insan haklarından bahsetmek söz konusu bile olamaz. Demokratik alan terör bağlantılı parti ve isimlere tümden kapatılmak zorundadır. Bu yalın gerçeği bırakalım uygulamayı, dile getirmek bile tepkiyle karşılanabiliyor.

Fakat, tepkilere rağmen hukuk sistemimiz ve iktidar, son yıllarda siyasi alanı terörle bağlantılı isimlerden arındıracak sınırlı birtakım adımlar atabildi. Teröre destek veren siyasi parti yöneticilerine karşı etkin soruşturmalar başlatıldı; siyasi iktidar da bazı belediyelere “Kayyum” atayarak teröre alan kapatmaya çalıştı.

Önümüzde de yeni bir yerel seçim var ve kamuoyu, Güneydoğu’daki belediyelerin yine göz göre göre Kandil bağlantılı parti ve adaylara teslim edilip edilmeyeceğini merak ediyor.

Neyse ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konu hakkında yaptığı açıklamalar kamuoyunu rahatlatacak nitelikte. Erdoğan, “Teröre bulaşmış olanlar, olur ya sandıktan çıkacak olurlarsa, öyle bekleyelim, şu olsun bu olsun yok, anında gereğini yapıp kayyum tayinleriyle yolumuza devam edeceğiz. Kandil’deki terör baronlarına kul köle olanlara fırsat vermeyeceğiz” dedi.

“Kayyum” modeli, iktidarın elindeki şimdilik en önemli enstrümanlardan biri. Bundan böyle hukuk devletinin imkanlarını istismar ederek belediyelere çökmek kolay olmayacak. Kandil bağlantılı belediyelere anında “kayyum” atanarak, terör örgütünün yerel yönetimleri ele geçirmesine fırsat verilmeyecek.

Şüphesiz “Kayyum” modelini eleştiren, karşı çıkan ve “demokratik” bulmayan kesimler olacaktır. Ama dünyanın hiçbir ülkesinde, özellikle de demokrasinin beşiği olarak gösterilen Avrupa’da, terör örgütüyle bağlantılı partilere ve isimlere siyasi alan açık olmadığı gibi ağır yaptırımlar söz konusudur. Bunu İspanya’da Batasuna örneğinde net olarak gördük. Batasuna yöneticileri teröre bulaşmamış olmalarına rağmen, yasadışı bir referanduma kalkmaları sebebiyle yakalanıp kelepçelenerek ülkelerine teslim edildi.

Bizde durum İspanya ile kıyaslanmayacak kadar ağır ve terörle bağlantılı bir hadisedir. Türkiye, bu kararlılığı sergileyerek dağda terörü, şehirde ise terör bağlantılı girişimleri sınırlamak, ortadan kaldırmak zorundadır. Demokratik hukuk sistemi de bunu gerektiriyor.

Diğer Yazıları