7 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İMSAK'A
KALAN SÜRE 1 SAAT 49 DAKİKA
Mücahit Kaya

Mücahit Kaya

Siyahi çocuk, beyaz şekerli su

Su. Bereketin, nefesin, var oluşun, ömrün ve sıhhatin en değerli damlası.

Hikaye şöyle başlıyor, siyahi bir çocuk kaderinin yazıldığı coğrafyada çaresiz yaşam mücadelesi veriyor. Kuraklıktan kurumuş topraklarda oyun peşinde koşuyor. Nefes nefese kalıncaya dek oynuyor. Kızgın güneş yine en tepede. Sivrisinekler birbiriyle yarışta. O günlük bitiyor oyun. Eve giderken denk gelirse çamurlu bir damla su, köşede toplanmış sızıntı, bir avuç kadar ferahlık yudumluyor, o da varsa sağda solda.

İçiyorlar, hamd ediyorlar. Şükürleri hayatta kalmaya, anneler evlatlarına sahip çıkmaya, evin büyükleri kardeşlerine göz kulak olmaya, en küçükler babasız anasız kalmamaya dua ediyorlar. Dünya’yı hep böyle bir yer olarak görüyorlar. Yaşıyorlar, hatta çoğu zaman verdikleri hayat mücadelesini bile unutup, sivrisinekli mahallelerde en yükseğe hangi sinek uçtu yarışıyla kafa dağıtarak. Ve o çocuk bir gün temiz suyla karşılaşıyor. Siyah avuçlarının içinde daha önce hiç görmediği berraklıkta bir su. Ne olduğunu bile tam anlayamadan içiyor kana kana. Bir daha içiyor. Kalp atışı hızlanıp, göz pınarları heyecandan ve şaşkınlıktan büyüyünceye kadar içiyor. Sonra bağırıyor etrafa. Çığlıklar atıyor. Kim var kim yoksa herkese sesleniyor. Bu şekerli su, bu su şekerli diye bağırıyor sesi yettiğince.

İşte, suya hasret coğrafyalarda yaşam mücadelesi veren bir çocuğun temiz suyla tanışma hikayesi. İmkansızlıkların içinde, yoklukların arasında mahkum olmanın sıkışmışlığı altında hayata bir gün temiz suya kavuşma umuduyla yaşayan insanlar var bu dünyada. Her gün temiz suyu kana kana içebilen bir coğrafyada yaşayan bizler için belki küçük bir örnek. Bereketli Anadolu topraklarında yüzyıllardır ekmek yiyebilen bizler için belki çok uzak bir örnek. İklimlerin her birini ayrı ayrı yaşayabilen bir memleket için belki gelip geçici bir örnek.

Ama dünya böyle bir yer işte. Sahip olduğumuz her şeyin lütfu ayrı, imtihanı ayrı. Ve bu hikayeden kazandığım en güzel şey, sivrisineklerin vızırtısına kulak verme yerine hangi sineğin en yükseğe uçabildiğini seyretmek ve onu takdir edebilmek. Mesele işte bu kadar.

Hadi, şimdi bu topraklarda yaşamanın aslında nasıl kıymetli ve değerli bir nasipleniş olduğunu anlayıp bugünü böyle yaşayalım.

Diğer Yazıları