24 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
AKŞAM'A
KALAN SÜRE 2 SAAT 28 DAKİKA
Özel Haber

Şehit Binbaşı Arslan Kulaksız'ın eşi : Bir kadın olarak vatanını seven evlatlar yetiştiriyorum

2015 yılında Muş Malazgirt'te hain bir kurşunun isabet etmesiyle şehit düşen Binbaşı Arslan Kulaksız'ın eşi Sibel Funda Kulaksız, 'Kadın bir nimettir, onları kollayıp koruyun' çağrısında bulundu.

Şehit Binbaşı Arslan Kulaksız'ın eşi : Bir kadın olarak vatanını seven evlatlar yetiştiriyorum
0 YORUM YAP

27 Temmuz 2015 günü Muş'un Malazgirt ilçesinde PKK'lı teröristlerce kendi aracında eşiyle birlikte uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit düşen Binbaşı Arslan Kulaksız'ın eşi Sibel Funda Kulaksız'la 'Kadınlar Günü'ne özel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Olay anında eşinin yanında olan ve kolundan girip göğsüne saplanan kurşunla gazi mertebesine de eren Sibel Funda Kulaksız'la, Arslan'sız geçen 2,5 yılı konuştuk.

Bu 2,5 yılda neler değişmişti? Arslan'dan önce ve Arslan'dan sonraki şehit eşi Sibel, kadın Sibel ve anne Sibel neler yaşadı? Nasıl ayakta kaldı? Çocuklarıyla birlikte tek başına verdiği bu mücadelede hayatla ve etrafındaki insanlarla nasıl savaştı? 

Buyrun hep birlikte okuyalım, Şehit Binbaşı Arslan Kulaksız'ın ne vatanına milletine, ne eşine çocuklarına bitmeyen aşkını ve bir şehit eşinin, bir kadının tek başına ayakta durma mücadelesini...

"Ben sana sevdalandım"

Sibel Hanım, Arslan Binbaşı ile teyze çocuklarıydınız. Daha sonra büyük bir aşkla evlendiniz. Güzel anılarınızı tazelemek adına geçmişe bir yolculuk yapalım mı? Bize aranızdaki o fotoğraflara dahi yansıyan aşktan bahseder misiniz?

"Arslan’la teyze çocuklarıydık ama  çok fazla bir arada durmazdık. Ben ona hep 'Ağabey' derdim. Tatillerde teyzemlere geldiğimizde birbirimizi görüyorduk. O daha 15 yaşındayken beni sevdiğini hissetmiş. Ondan iki yaş küçüğüm. Benim babam askerdi. Erzincan’da olduğumuz yıllarda Arslan’dan bana mektup geldi. Mektupta, ‘Ne olur artık bana ağabey deme. Ben sana sevdalandım’ yazıyordu. Ben zaten onu çok beğenirdim. Mektuptan sonra her şey farklı oldu ve sonunda evlendik.

Ve böylelikle hayatınızın aşkına kavuştunuz.  İki evladınız oldu. Nasıl bir evliliğiniz vardı?

Çok mutluyduk. O bana da çocuklarına da aşıktı. İnanın Arslan benim elimi ölürken dahi bırakmadı. Ve evliliğimiz boyunca da böyle oldu. Sevgi, saygı ve huzur yuvamızdan eksik olmadı hiç...

Arslan binbaşı sizin için asker olmuş doğru mu?

Evet doğru... Benim babam askerdi ve Arslan da benim asker eşine layık olduğumu düşündüğü için bu mesleği tercih etti.

Peki şehit eşiniz size göre nasıl bir askerdi?

O, düzeni ve tertibi sağlayan, gittiği her yerde sevilen, saygı gören bir askerdi. Onu huzur ortamı sağladığı için bu hain pusuya düşürdüler.

"En son 'Allah' dedi..."

Eşinizin şehit, sizin gazi olduğunuz o güne gidersek, o günü biraz anlatır mısınız?

Bölüğe gitmek için arkadaşlarımızın yanından ayrılmıştık. Ben oruçluydum. Açıkcası kendimi de hiç iyi hissetmiyordum. İçimde bir sıkıntı bir huzursuzluk vardı. Arabada ilerlerken Arslan bir anda durdu. Onun durması ile ateş açmaya başladılar. Meğer bizi ilk andan beri takip ediyorlarmış. Eşim vuruldu sonra bir kurşun da bana dek geldi. Kolumdan girip göğsüme saplandı. İkinci kurşun da yine bana geliyordu Arslan beni korumak için o halde önüme geçti ve 'Allah' dedi. Zaten Arslan o kurşunla şehit oldu. Allah şehadetini kabul etsin...

O yaşarken bana kol kanattı, evlatlarıma da.. Onun şemsiyesinin altına sığınırdık hep ama giderken ‘Sanki ben seni kurtarıyorum. Çocuklarımın başında dur. Bütün gücümü kuvvetimi rabbimden aldım ben de sana teslim ediyorum dedi ve ‘Allah’ diyerek gitti.

Amin... Bu zorlu 2,5 yıllık süreçte neler yaşadınız. O'ndan sonra neler değişti hayatınızda?

“Bir insanın kolunun bacağının eksilmesi nasıl bir duyguysa benim de eşimi kaybettiğim andan bugüne hissettiğim hep bu duygu oldu. Bir tarafım yok benim, eksiğim. Sol yanım boş kaldı. O gittikten sonra birden baba da oluverdim ve onun tüm sorumluluklarını yüklendim. Ben tek başıma çocuklarıma mı destek vereyim, evin yükünümü üstüme alayım yoksa kendi acımla mı boğuşayım daha da ötesi dışardan gelen sıkıntılarla mı mücadele edeyim? İster istemez bunların hepsine göğüs geriyorsunuz. Ben de öyle yaptım, bir kadın olarak hayatta tek kalmak, çocuklarını babasız büyütmek çok zormuş. Bunu başıma gelince anladım. Arslan çok güçlü bir insandı. Ve o şehit olduğu an bana yaslanarak gücünü bana verdi, öyle hissediyorum. Çünkü ben o güç sayesinde ayakta kalabildim. "

Peki çocuklar nasıl? Sizinle birlikte bu mücadeleyi verirken onlar ne kadar ayakta kalmayı başardı?

Arslan’dan sonra, nasıl ki bir çocuk doğar, emekler yürür ve koşar ya çocuklarım ve ben de aynen öyle olduk. Hayatımız çok farklı bir yerdeyken bir anda bambaşka bir boyuta geçti. Ama oğlum da kızım da gerçekten çok metanetliydi, ikisinden de Allah razı olsun. Yas dönemini atlattıktan sonra çocuklarım, ‘Babam seçilmiş kişidir bizler de seçilmiş insanlarız ve rabbim bize bu mükafatı nasip etti” dedi. Babamıza ve vatanımıza layık evlatlar olacağız diyerek güçlendiler. Onlar bana Arslan'ın en büyük emanetleri.

Çocuklarımla birlikte birbirimizin yaralarını sardık hep.. Yeri geldi yaralarımızı kanatmak isteyenler oldu, yaralarımıza tuz basanlar oldu ama biz çocuklarımla birlikte onlara karşı dimdik durduk. Babamız nasıl isterse öyle birer birey olma peşinde olduk. O yaşasaydı nasıl olmamızı isterdiyi aklımızdan hiç çıkarmadık.

Şehit binbaşımızın çocuklarıyla ilgili en büyük arzusu neydi?

Eşim korkmadan vatan için mücadele eden, cesurca kendini siper eden biriydi. Çocuklarının da vatana ve millete hayırlı birer birey olmasını, bir de okumasını çok isterdi. Bana hep anlatırdı, hep söylerdi. Ben de onun bıraktığı yerlere dokunmaya ve onları toparlamaya çalışıyorum. Çok şükür çocuklarım babalarının isteklerini gerçekleştiyor. 

Biz kadınlar olarak çok güçlüyüz. Bunun farkına vardığımız an her şey çok faklı olacak ben buna inanıyorum. Bizi kimse ezemeyecek, bizi kimse aşağılayamayacak, kimse bizim üzerimizden güç gösterisinde bulunamayacak. Biz el ele verip 'Bugün bana yarın sana' mantığı ile bakarak ileriye doğru yol almalıyız.

Sibel Hanım, bugün '8 Mart Dünya Kadınlar Günü.' Öncelikle gününüz kutlu olsun!  Bir kadın, bir anne ve bir şehit eşi olarak bugünle ilgili neler söylemek, ne tür bir mesaj vermek istersiniz?

"Kadınlar Allah'ın bir lütfu. Bizlere sahip çıkılması lazım. Bir insan eşi varken fanustaymış gibi hissediyor ama o fanus kırılınca size kimse; Anne, şehit eşi, mağdur diye bakmıyor. Nefsiyle baş edemeyen o kötü insanların kötü niyetlerine yahut kötülüklerine maruz kalabiliyorsunuz. Biz istiyoruz ki; Taciz, tecavüz, şiddet ve benzeri her türlü istismara niyetlenen eller bize ulaşamasın. Ellerini üzerimizden, ruhumuzdan, beynimizden artık çeksinler. Kadın olmak her anlamda çok zor. Dul olmak da zor. Ben etrafın ne kadar kötü olduğunu eşim öldüğünde gördüm. Bir kadın olarak ayakta kalmaya çalıştım her şeye rağmen."

Ne yaparsak bir şeyler düzelir size göre, kadınlarımız ne yapmalı?

"Kadınlar olarak gerçek anlamda el ele vererek bu kötülüklerin üstesinden kalkabileceğimizi düşünüyorum. Bunlara dur demek için birlikte olmamız gerekiyor. Tacize, tecavüze, şiddete, açlığa maruz kalan her kadının sesi avaz avaz çıkmalı. Çocuklarımıza hatta hayvanlara bulaşan her kötülük cezasını çekmeli. Kadın asla susmamalı. Her türlü mağduriyet karşısında korkmadan ne gerekiyorsa yapmalı. Ben de buradan sizler aracılığıyla tüm dünya kadınlarının bu özel gününü sevgiyle kutluyorum."

Çok zor günlerden geçtiniz. Biraz önce gerçekten iyi ve kötü günde el ele vermekten bahsettiniz. Bir kadın olarak o güç bela geçen dönemlerde kadınlarımız sizin yanınızda oldu mu?

"Evet... Kesinlikle oldular. Allah hepsinden razı olsun. Ben her zaman kadın dayanışmasını hissettim. Arslan'ın o kadar çok seveni vardı ki onlarla beraber tanıyan tanımayan herkes benim yanımda oldu. Kaldı ki ben akrabalarımın yüzde 10'luk diliminden sadece destek gördüm. Yedi kat yabancılar bana can oldu ama kendi ailem el olmayı tercih etti. Hatta tam tersi yaramı bile bile açıp içine tuz bastılar. "

"Ben destek görmedikçe daha da güçlü oldum sanki... Kendimi Hacıyatmaz'a benzetiyorum. Ne kadar vurdularsa o kadar ayaklandım.

Bu çok üzücü... Neden böyle davrandıklarıyla ilgili bir fikriniz var mı?

"Çok derine inmak istemiyorum ama benim yaşadığım bu yalnız bırakılma ve ötekileştirilmeyi kadınlarımızın yüzde 90’ı zaten yaşıyor. Ben de o dilimin içinde yer alıyorum. Bunu yaşamak için sadece şehit eşi olmana gerek yok. Kadın bir şekilde dul kalıyorsa ya yaftalanıyor ya da bu şekilde muameleye maruz kalıyor. Biz yalnız kalıyoruz özellikle bazı aileler desteklemiyor.

Biz babamız için artık üzülmüyoruz. Biz babamızı özlüyoruz sadece. Bizim babamız bizi cennette bekliyor. Orada evimizi yuvamızı yapıyor. Biz de onun yanına gidebilmek için buradaki hayatımızı Allah katında yüksek tutmaya çalışıyoruz.

Tıpki Şehit Binbaşı Arslan Kulaksız gibi bu vatan ve bayrak uğruna canını siper eden yiğitlerimiz var. Şehitliği, şehit eşi olmayı bilen biri olarak bugün eşi, evladı, babası şehit düşen ailelerimize neler söylemek istersiniz?

"Şehitliğin şerefini, gururunu, onurunu acı hafifledikten sonra insan daha iyi anlayabiliyor. Onlar bu vatan için can vermiş, kanını akıtmış, milleti rahat etsin diye canını dişine takmış, ailesini geride bırakmış canlarımız bizim. Bir eve şehit haberinin gelmesinin acısı büyük ama şefaati ve mertebesi çok yüksek. Bunun bilincine varan her şehit ailesi bireyleri o dakikadan sonra acısını başka türlü örtbas ediyor. Onlar ölmüyor bunu biliyoruz. Mesela ben Arslan'ı hep yanımdaymış gibi hissediyorum. Metîn olsunlar ve seçilmiş aileler olduklarını unutmasınlar. Herkese nasip olmaz şehit eşi, şehit anne babası ya da evladı olmak..."

Eşiniz şehit olduktan sonra bu süreçte devletimiz ve halkımız yanınızda nasıl durdu?

"İşte böyle bir dönemden geçerken verilen manevi destek gerçekten paha biçilemez. Biliyorum hiçbir destek, hiç kimse Arslan’ımın yerini dolduramaz ama yine de birileri bana ve benim gibi olanlara maneviyatıyla takma bir kol, bir bacak olabiliyor. Devletimiz eşimin özlük haklarını verdi. Bazı insanlar devlet desteğini sadece para olarak görüyor ama öyle değil. Biz Aslan yaşarken nasılsak hala daha kendi hamurumuzda yoğurulmaya devam ediyoruz. Manevi olaraksa halkımız da devletimiz de hep yanımızda oldu. Bizi hiç bir zaman yalnız bırakmadı. Allah vatanımıza ve milletimize zeval vermesin.

Elif Neslihan SAĞIR / THM Özel