28 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 1 SAAT 58 DAKİKA
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

Sabahattin Ali’nin Atatürk’e gönderdiği bilinmeyen mektubu

Önceki hafta çıkan ama aynı günlerde yayınlanan diğerleri kadar pek ses getirmeyen bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile bundan uzun seneler önce yapılması gereken bir iş nihayet yapılabildi ve Türkiye’deki bütün resmî arşivler yeniden düzenlenirken bütün arşivler Cumhurbaşkanlığı’na bağlandı.

Dünyanın en zengin ve en önemli arşivlerinden olan bu evrak hazinemizin geleceği hakkında önümüzdeki günlerde çok şeyler yazacağım ama bugün Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde muhafaza edilen ve edebiyat tarihimiz bakımından büyük önem taşıyan bir mektubu yayınlamakla yetineceğim.

Sözünü ettiğim mektup “Kürk Mantolu Madonna”, “Kuyucaklı Yusuf” ve “İçimizdeki Şeytan” gibi romanları ve şiirleri ile Türk Edebiyatı’nın önemli ve en çok okunan yazarlarından olan; 1948 Nisan’ında Kırklareli’nde, Bulgaristan sınırına yakın bir yerde katledilen ve katlinin ayrıntıları üzerinden yetmiş sene geçmiş olmasına rağmen hâlâ tam olarak ortaya çıkartılamamış olan Sabahattin Ali’ye ait.

Sabahattin Ali, Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde bulunan bu mektubu 14 Nisan 1933’te Konya Cezaevi’nden yazmış ve Mustafa Kemal Atatürk’e göndermiş!

Sabahattin Ali.

Mektubun metnini vermeden önce, yazarın Konya Cezaevi’ne niçin düştüğünü kısaca anlatayım:

Konya’daki “muhtelit” yani kızlarla erkeklerin birarada eğitim gördükleri ortaokulda Almanca öğretmeni olan Sabahattin Ali 1932’de “Hey anavatandan ayrılmayanlar / Bulanık dereler durulmuş mudur?” mısraları ile başlayan ve Mustafa Kemal’e, İsmet İnönü’ye ve bazı devlet adamlarına hakaretler eden bir şiir yazdığı iddiası ile tutuklanmış, 12 ay hapse mahkûm olmuş, Yargıtay cezasını iki ay ilâvesi ile 14 aya yükseltmiş ve yazar bu ceza sebebi ile devlet memurluğundan da çıkartılmıştı.

Sabahattin Ali, Atatürk’e altına 15 kuruşluk eski harfler zamanında basılmış bir pul yapıştırarak gönderdiği mektubunu Konya Cezaevi’nden yazıyor, “Ben böyle bir şey yapmadım” diyor, Atatürk’ten affını istiyor ama affedilmiyor.

Sabahattin Ali’nin Atatürk’e yazdığı ve hapis cezasının affını istediği mektubu.

 “ŞİMDİYE KADAR YALAN SÖYLEMEDİM…”

İşte, Sabahattin Ali’nin Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde 01019596-72 numarada muhafaza edilen ve “Ellerinizden öperim efendim” sözleri ile biten ve bugüne kadar bilinmeyen mektubunun tam metni:

“Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Hazretlerine,

Zât-ı âlinizi îmâen ve telmihen tahkiri mutazammın (imâ ve kastederek hakaret eden) bir şiiri yazmış ve okumuş olmak cürmü ile bir sene hapse mahkûm edildim. Mahkeme zabıtlarının sathî bir tedkiki bile bu kararın nasıl bir zihniyetin tesiri altında verildiğini isbat edebilir. Fakat, Temyiz Mahkemesi tarafından tasdik edilmiş olması, hükmün isabetsizliğine dair daha çok söz söylemekten beni alıkoymaktadır. Beni en çok üzen yediğim ceza değil, sizin büyük isminizin şahsî intikam vasıtası olarak kullanılabilmesi ve buna müsamaha edilmesi keyfiyetidir. Kablî (önfikirli) hükümlerden, sakat düşüncelerden ve lüzumsuz korkulardan uzak bir heyete herzaman kabahatsizliğimi ispat edebilirim. Fakat bütün bunlara lüzum kalmadan işi sizin yüksek kararınıza bırakmayı tercih ettim: ‘Ben böyle bir şey yapmadım’ diyor ve buna inanmanızı rica ediyorum. Benim şimdiye kadar yalan söylediğim görülmemiştir. Ne karakterde bir adam olduğum da Maarif Vekâleti’nden sorulabilir. Herhalde bana inanacağınızı ümit ediyorum. Şimdilik kendi sözlerim ve teminatımdan başka müeyyidesi (yaptırımı) olmayan bu iddiam inanılacak kuvvette görülmediği takdirde yine size müracaat ediyor ve affımı rica ediyorum. Eninde sonunda hakkımı ispat edeceğimi bilmesem böyle bir ricada bulunmazdım. Beni affedecek kadar büyük ve iyi kalpli olduğunuzdan eminim. Ellerinizden öperim efendim. 14 Nisan 1933.

Konya Hapisanesi’nde mevkuf, Konya Muhtelit Ortamektep Almanca Muallimi Sabahattin Ali”.

Diğer Yazıları