12 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İMSAK'A
KALAN SÜRE 9 SAAT 47 DAKİKA
Gündem

Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu: Yoruma kapalı laiklik tanımı yapılmalı

Danıştay üyesi, TSK'da başörtüsü serbestliğinin anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı olduğunu belirterek düzenlemenin iptal edilmesi gerektiğini ifade etti. Üyenin skandal görüşü hakkında konuşan Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu "Yoruma kapalı laiklik tanımı yapılmalı" dedi.

Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu: Yoruma kapalı laiklik tanımı yapılmalı
0 YORUM YAP
Melek Gedik
Melek Gedik

Danıştay 2. Dairesi, TSK personeline başörtüsü serbestisi getiren düzenlemenin iptali ve yürütmesinin durdurulması için açılan davada, yürütmenin durdurulması istemini reddetti. Daire, iptal istemini daha sonra esastan görüşerek karara bağlayacak.

Davayla ilgili ilk incelemesini yapan Danıştay 2. Dairesi, yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması istemini reddetti. Dairenin bir üyesi bu karara katılmadı. Muhalif üye, TSK'da başörtüsü serbestliğinin anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı olduğunu belirterek düzenlemenin iptal edilmesi gerektiğini ifade etti. Kararı değerlendiren Tarihçi-Yazar Ebubekir Sofuoğlu "28 Şubat zihniyetinin yeniden hortlatılmaması için yoruma kapalı laiklik tanımı yapılmalı" dedi.

"Tek alternatife seçme denmez, o mecburiyettir"

Sofuoğlu, Danıştay kararının manidar bir güne denk geldiğini hatırlatarak şunları kaydetti: "5 Aralık'ta diğer adıyla 'Dünya Kadın Hakları Günü'nde, CHP'liler 'Türk kadınına seçme seçilme hakkını verdik' diyerek beyanlarda bulundu. Dikkat ederseniz; Danıştay'ın başörtüsü kararı, bu günden bir gün sonra geldi. Bu çok manidar. Sürekli şöyle söyleniyor 'Türk kadınına seçme seçilme hakkını, filanca ülkelerden seneler önce verdik' diye ama burada nasıl bir hak verildiği son derece tuhaf ve çelişkilidir. Seçme en azından iki alternatif arasında olur. Tek alternatife seçme denmez, o mecburiyettir. 27 yıl tek başına siyasi hayatınızı sürdüreceksiniz, başka bir parti yok, başka bir aday yok hatta bağımsız bir aday da yok. İlçe seçim kurulu, il seçim kurulu, yüksek seçim kurulu, seçimde yargı denetimi yok.Bağımsız birisinin, çıkması mümkün değil milletvekili ya da belediye başkan adayı olarak... Bu şartlar altında hangi seçim hakkından bahsediyorsunuz? Halk oyunu kullanacak fakat karşısında başka aday yok ki. Buna nasıl seçme, seçilme hakkı denilebilir? İşte CHP'nin verdiği hak böyledir. Bir yanda CHP'nin kadınlara yönelik tutumu bir yanda ise Danıştay üyesinin laiklikle ilgili beyanı. İkisi de birbiriyle örtüşen zihniyettir. Kadınlara hiçbir şey vermediklerini, Danıştay üyesinin görüşüyle bir kez daha gösterdiler."

"Danıştay üyesi sadece yorum yapmıştır"

Danıştay üyesinin yorum yaptığını belirten Sofuoğlu "Kamu beyanında bulunarak kadının başörtüsünün, laikliğe aykırı olduğu yorumu yapılmıştır. Muhalif üyenin burada yorumu vardır. Kadının başörtü örtmesi, laikliğe nasıl bir zarar verebilir ki? Bir örtüyü; kolunuza, ayak bileklerinize sarınca sorun yok. Ama aynı örtüyü başınıza sarınca laikliğe aykırı oluyor. Dini amaçlarla mı taktınız, şu amaçlarla mı, bu amaçlarla mı? Başa takılsa dini amaçlarla takıldığına hükmediliyor. Burada çok açık bir fiili uygulama var. O zaman artık şunun çok net anlaşılması gerekir ki; artık bu tür kişilerin insafına bırakmayacak şekilde, çok net bir anayasa maddesi ortaya konulmalı. Laikliğin savcılara, hakimlere, öğretim üyelerine ya da sıradan insanlara göre tanımı olmamalı. Laiklik; çok net, keskin, bütün uçları kapalı şekilde tanımlanmalı ve bu tanım anayasa metnine girmeli" açıklamasında bulundu.

"İstenirse kamu denilen tanım sokak ve kaldırımlar için bile yapılabilir"

Başörtüsüne karşı olanların Osmanlı değerlerine de karşı olduğunu savunan Sofuoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Başörtüsüne karşı olanların ya da laikliği savunanların, Türk ve Türkiye tarihine saldırgan bir tutum içerisinde olduklarını görüyoruz. Bu anlayışa CHP anlayışı da diyebiliriz. Başörtüsü yasağı aslında 28 Şubat'ta ve ondan önceki dönemlerde de inanan insanlara yapmış en büyük haksızlıktı. Muhalif üyenin görüşüyle CHP zihniyetinin, devam ettiğini görüyorum. Bu kişilerin, eline fırsat geçerse başörtüsü ile ilgili nasıl bir karar verecekleri ortadır. Bunu Öztürk Yılmaz'ın ihraç edilmesiyle ilgili değerlendirmelerde de gördük. Yılmaz 'Ezan Türkçe okunmalı' şeklinde çıkışlar yapınca CHP 'Bunun sırası değil' şeklinde bir açıklama yaptı. Halbuki CHP'nin 'Evet, ezanı 18 yıl Türkçe okuttuk, bu yanlıştı, özür dileriz" demesi gerekirdi. Fakat bunu yapmadılar.

Nasıl CHP'nin Türkçe ezanla ilgili görüşleri değişmediyse başörtüsü konusunda da görüşleri değişmemiştir. Özellikle sürekli kamu vurgusu yapılmaktadır. İstenirse kamu denilen tanım sokak ve kaldırımlar için bile ifade edilebilir. Laiklik gibi kamunun da bir sınırı yoktur. Çapa'da 80 yaşındaki Medine Bircan başörtülü fotoğrafı nedeniyle tedavi edilmemiş ve vefat etmişti. CHP ve CHP zinhiyetindeki insanların, 28 Şubat döneminden zerre kadar ders almadıklarını, muhalif üyenin kararıyla bir kez daha görüyoruz."