18 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İMSAK'A
KALAN SÜRE 7 SAAT 40 DAKİKA
Bülent Orakoğlu

Bülent Orakoğlu

PKK’nın Kulp saldırısı açık bir manipülasyon

Terör örgütü PKK’nın ‘Devrimci Halk Savaşı’ stratejisi ile bölgede başlattığı süreç doğrudan sivil halkı hedef alması ve toplumsal şiddet ve çatışma yaratmayı hedeflemesi nedenleriyle halkın sağduyusu sayesinde çökertilmişti. Bir anlamda emperyalizmin kontrolündeki PKK ve HDP’nin Türkiye’yi iç savaşa sürükleme projesi uzun yıllardan bu yana bir arada kardeşçe yaşayan Türk ve Kürt’lerden destek bulmayarak çöpe atılmıştı.

PKK 1980’li yıllardan başlayarak bölgede kadın çoluk çocuk demeden savunmasız binlerce sivili ve güvenlik görevlilerimizi hunharca katletmişti. Hedef bölge insanı üzerinde korku ve şiddete dayalı bir hegemonya kurmaktı. PKK geçmiş yıllarda Kürt vatandaşlarımız üzerinde bu şekilde baskı kurmuşsa da son dönemlerde bu örgüte ve örgütün sözde yöneticilerine karşı büyük darbeler vurulmuştu. Birden fazla ülkede illegal faaliyet gösteren özellikle Fırat’ın doğusunda Pentagon'un ve bazı AB ülkelerinin desteğiyle sözde devletleşme çabaları içinde bulunan PKK’nın Suriye kolu YPG’ye ABD’nin verdiği yeni nesil silah, mühimmat ve eğitim desteği halen devam etmektedir. ABD tıpkı Münbiç’te olduğu gibi Fırat’ın doğusunda da Türkiye’yi oyalamaya devam ediyor. YPG Terör örgütü işgal ettiği Suriye topraklarında varlığını aynen koruyor. Güvenli bölgenin en önemli gerekliliği olan üs ve kontrol noktaları konusunda da henüz gelişme yok. İHA ve helikopterlerin ardından önümüzdeki günlerde başlayacak jet devriyesinde ise uçakların hangi görev tanımıyla havalanacağı belirsizliğini koruyor. Türkiye’nin çağrılarına karşın heyetler arası görüşmelerin başlatılması süreci sürekli geciktirildi. Son olarak Türkiye’nin tek başına harekât kararlılığının görülmesi üzerine 2 Ağustos’ta Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Ankara’ya gönderildi. Müşterek harekât kapsamındaki ilk çalışmalar bu toplantıda yapılabildi ancak aynı gün ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Kenneth McKenzie, Suriye kuzeyinde terörist elebaşlarıyla tokalaşırken görüntü vermeyi ihmal etmedi. Trump’ın 32 km açıklamasına karşın Amerika bir kez daha sözünü tutmadı ve güvenli bölge derinliğini 10-15 kilometreye çekip 120 kilometrekarelik bir alanı dayattı. PKK/YPG’li teröristlerle çizilen bu haritalar Türkiye tarafından kabul edilmemekle birlikte sürecin devamının bu aşamada önemli olduğuna kanaat getirildi ve Ankara ‘masada kalmaya’ devam etti. ABD’nin Fırat’ın doğusunda Türkiye’yi oyaladığı artık iyice belli olurken, Ankara’nın masayı dağıtan taraf olmama ısrarını son ana dek koruyacağı belirtiliyor. Ancak Başkan Erdoğan sabrımız taşıyor başlıklı açıklamasında ‘’Maalesef ABD’nin güvenli bölge anlayışı beklentilerimizi karşılamıyor. Oyalama siyasetine dönüşüyor. Pentagon sanki güvenli bölgeyi YPG’ye kuruyor. Sabrımız taşarsa başımızın çaresine bakmak durumunda kalacağız. Sınırımızda terör koridoruna izin vermeyeceğiz. Bunun için atılması gereken adımlar neyse atacağız” demişti.

Diyarbakır’da çocukları HDP organizasyonuyla dağa kaçırılıp terörist eğitimi verilen ailelerin sayısı son olarak 32’ye çıkmıştı. Diyarbakır anneleri dağa kaçırılan çocuklarını HDP’li yöneticilerden geri isterken bu kez PKK terörü veya şiddeti devreye sokuldu. Kulp’ta odun toplamaya giden köylülerin bulunduğu aracın geçişi esnasında el yapımı (EYP) bombanın PKK/HDP işbirliğiyle uzaktan patlatılması üzerine 7 kişi hayatını kaybetti. Güvenlik Korucuları Konfederasyon Başkanı Ziya Sözen, yaşamını yitirenlerden üçünün ‘gönüllü köy korucusu’ olduğunu belirtti. Bu terörist saldırı şüphesiz HDP binası önünde Diyarbakırlı annelerin eylemi ile doğrudan ilişkili açık bir manipülatif bir terör eylemidir. Patlamanın ardından başlatılan soruşturma kapsamında HDP’li Kulp Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Fatih Taş, HDP Kulp İlçe Eşbaşkanı Abidin Karaman ile Kulp Belediyesi Fen İşleri Müdürü Şener Aktaş gözaltına alınmış olup adli tahkikat devam etmektedir.

HDP’Lİ VEKİLDEN PROVOKATİF AÇIKLAMA: ÇATIŞMA VE SAVAŞ OLACAK

Diyarbakır’da konuşan HDP Milletvekili Leyla Güven, terörle bağlantısı olan HDP’li vekillerin görevden alınmasını hazmedemeyerek, kayyum atamaları hakkında küstah açıklamalar yaptı. Ayrıca PKK’yı ve dağa katılımları destekleyen Güven, “Bu devam edecek çünkü savaşın sebebi HDP değildir. Savaşı çıkaran zihniyet Kürt sorununu çözümsüz bırakan zihniyettir. Bu sürdüğü sürece gerillaya katılım da olacak savaş da olacak çatışmalar da…” dedi. Savaş hepimizin bildiği gibi devletler arasında olur. PKK veya türevleri(YPG, PJAK,HDP) ile mücadele ise tartışılmaksızın terör ile mücadeledir. Böyle biline.

Diğer Yazıları