7 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İMSAK'A
KALAN SÜRE 9 SAAT 58 DAKİKA

Ömer Halisdemir'e hakaret eden Atasoy Müftüoğlu'na anladığı dilden cevap!

Eskiden ana haber bültenlerinde kalıp bir söz vardı. Şöyle geçerlerdi kameranın karşısına, kurulurlardı; "Gün geçmiyor ki yeni bir şokla daha karşılaşmayalım" derlerdi. Bu sözün hakkını verecek o kadar şaşırtıcı şey yaşadık ki şu son zamanlarda, valla beni bilirsiniz kelimelerde sıkıntı olmaz bizde ama bunun yerine söyleyecek tek cümle bir şey bulamadım.

İnandığımız, güvendiğimiz, sorduklarında hakkında hüsnüzan ile şehadet edeceğimiz bir adam vardı; Atasoy Müftüoğlu...

Bu adam 1940'lı yıllarda Trabzon Çaykara'da doğdu. 5 yaşındayken babası çocuklara Kur'an öğretiyor diye şeflik döneminde kendi gözleri önünde tutuklandı. 80 darbesinde dergisi kapatılan, sakallı olduğu için işten atılan bu Atasoy efendi, darbeleri ve darbecileri en iyi tanıyan ve yaşayan adamdı.

Nuri Pakdil gibi, Cahit Zarifoğlu gibi Necip Fazıl gibi müstesna isimlerle arkadaşlık kurmuş (Her ne kadar son dönemde hepsine hakaretler içeren demeçler verse de...) kendini topluma bir ilim adamı felsefe adamı diye kabullendirmişti. Amma, İslam mücadelesini sadece kitap okumak, İran devrimi hayranlığı yapmak olarak gören bu Atasoy Müftüoğlu son düzlükte popüler olma adına raydan çıkan isimlerden biri oldu.

Şimdi kimse çıkıp da bize, yok efendim "Atasoy Müftüoğlu'nun birikimini, ilmini, yazdıklarını, çizdiklerini, işte kitaplarını, mücadelesini, felsefesini biliyor musun, oralara yetişebiliyor musun, önce onun gibi olda sonradan çık konuş" falan filan demesin. Yıllarca bu uyuşturmayı o FETO denen alçak için de yaptılar. Fetullah Gülen’i kim eleştirmeye kalksa, kim onunla alakalı bir şey söylemeye kalksa birileri anında çıkıyor "Vay efendim işte sen Fetullah Gülen'in yaptıklarını bir yap önce, yok işte onun kadar ilmin olsun..."

Arkadaş herkesin okuduğu, herkesin verdiği mücadele kendine. Hiç kimse öyle 3-5 kitap okuyarak 2 felsefi araştırma yaparak bu milletin değerlerine, şehitlerine ve verdiği mücadeleye laf söyleyemez, söyleyemeyecek de.

Kim hangi dilden anlıyorsa, hangi üsluptan anlıyorsa bizden onu görecek arkadaş. O dilden cevap alacak, kimse kusura bakmasın.

"15 Temmuz bir uyuşturucudur, afyondur" ne demek yahu? Adını bile ağzına almaya çekindiğin "Ömer Halisdemir bir hiçtir, gençlere sunulan en büyük düşüştür" ne demek?

Bakın bu topraklarda yaşayan hiç kimse kalkıp da Malazgirt’e, Çanakkale’ye, Kurtuluş Savaşında verilen mücadeleye nasıl laf söyleyemiyorsa, milletimizin destan yazdığı 15 Temmuz’a da bir Allah'ın kulu laf söyleyemez.

Yok efendim, Ömer Halisdemir'in ne geçmişi, ne derinliği varmış...

Biz şehitlerimizi sınıflara ayırmıyoruz, CV'lerine bakıp değerlendirmiyoruz arkadaş. Seyit Onbaşı’nın Çanakkale savaşında rütbesi mi vardı, cilt cilt yazdığı kitapları, sayfa sayfa döşediği makaleleri mi vardı? Yok! Ama, onda öyle bir ruh, öyle bir şuur, öyle bir iman vardı ki koca savaşın seyrini değiştirecek kahramanlık yapmıştı.

Ömer Halisdemir'e laf söylemek o gece sokağa çıkan kim varsa onlara dil uzatmaktır, Ömer Halisdemir'e laf söylemek 2196 gazimizin, 248 şehidimizin aziz hatırasına saygısızlıktır be! Utanmaz adam!

Bu nedir yahu, kime hizmet ettiği belli olmayan, Müslüman muhafazakar görünümlü bu meczuplardan bıktık usandık be!

Milletin, ümmetin değerlerine saygı duymayan, ipi kimin elinde belli olmayan bu Atasoy Müftüoğlu gibilerin devri kapandı artık…

Atasoy Müftüoğlu, 15 Temmuzla alakalı bir tane sözüne şahit olmadık. Nerdeydin o gece? Çıkmayabilirsin sokağa... Farklı bir tarafta da durabilirsin. Amma kalkıp da 2 buçuk yıl sonra tarihimizin şanlı zafelerinden olan o kutsal geceye "uyuşturucuymuş, zehirmiş, popülerizmmiş" falan diyemezsin, dedirtmeyiz bir daha. Herkes haddini ve ağzından çıkan lafı bilecek.

Okuduğunuz kitaplar, tuttuğunuz taraflar, felsefik derinilikleriniz her neyse... Hiçbir şey ama hiçbir şey size bu milletin değerlerini dilinize sakız edip fütursuzca konuşma ruhsatı vermiyor.
Kimse sizin o kitaplardan dolayı önünüzde düğme iliklemek zorunda değil.

Yahu sormazlarmı adama Atasoy efendi! Bu millet dar ağacına çekilirken sen neredeydin? 15 Temmuz’da bu millete kurşun sıkılırken sen nerdeydin?

Utan be, saçından sakalından, yaşından başından utan be! 15 Temmuz'a tiyatro diyen, sokağa çıkmayın diye bağıran, sela okuyan müezzini tokatlayan, bankamatiklere koşanlar bugün seni savunuyor. Dön de bir bak şimdi kendine Atasoy efendi! (Gerçi senin içinden de aynı bu adamlar gibi 15 Temmuz tiyatrodur hissi geçiyordur da, diburun yiyip çıkıp söyleyemiyorsun onu.)

Evet dostlar… Bu manzara da bize gösteriyor ki, 15 Temmuz'u daha fazla anlatacağız, daha fazla konuşacağız, daha fazla fimlerle, dizilerle, gösterilerle, konferanslarla ilk günkü gibi canlı tutacağız.

Ve eğer bizler 15 Temmuzu hakkıyla anlatamaz, savunamazsak ve meydanı bu Atasoy efendi gibi meczuplara, egoistlere, ne idüğü belirsizlere bırakırsak bize de yazıklar olsun.

Kalın sağlıcakla.

 

 

Diğer Yazıları