17 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 3 SAAT 40 DAKİKA
Mücahit Kaya

Mücahit Kaya

Obur Dünya

Hikayelerin hepsinde eser sahibi yazar, birileri onu müzikle kavuşturur besteler, birileri ona saz çalar, birileri bunu yüreği yana yana okur, birileri de dinler. Ordayım işte ben. Cem Karaca’nın Obur Dünya şarkısını önce dinleyip sonra anlamak için tekrar tekrar çalanlardan.

Öyle ki, hakikat gördüğüm çoğu şeyin bir müziğin etrafında dolanıp iyi ifade edilmiş cümlelerle ona eşlik etmesi belki de beni bu kadar etkiledi.

Şarkı ilk girişten itibaren kapısını aralıyor buyur ediyor beni içine. İçerden müzik sesleri geliyor. Zurna mı, davul mu? Yoksa toz toprak ve çakıl taşlarıyla dolu bir köy yolunda sağa sola yalpalanan Toros arabanın radyosundan mı geliyor bu ses? Ya da yakınlarda kesin bir evden kız çıkarma merasimi var. Düğün alayı kapı önünde sıra beklemede. Derken başlıyor bir ses ‘’Karnı Büyük Obur Dünya, Keder Dolu Acı Dünya’’ Allah Allah, az önce düğün alayı, radyodan yükselen ses derken nerden çıktı bu keder, acı diyorum peşine bir şok daha. Müzik aynı ritimde ve yükseklikte devam ediyor. Takılıp kalıyorum.

‘’Ne gül koydun ne de gonca

Yedin yine doymadın mı? Yedin yine doymadın mı?‘’

Hala anlamıyorum, evet şarkının adı Obur Dünya, ne verirsen ver doymaz bu dünya diye anlamlandırmaya çalışırken araya giriyor Cem Karaca;

‘’Seni okuyup yazanı

Yunus gibi bir ozanı

Koskocaman Pir Sultan'ı

Yedin yine doymadın mı? Dünya dünya yalan dünya? Karnı büyük OBUR DÜNYA yedin yine doymadın mı?"

Tüm bunları söylerken müzikteki o Anadolu ezgileri ve tabi ki Cem Karaca’nın rock tınıları aynı hızda devam ediyor. Şarkının ortalarında yavaştan anlıyorum kurulan cümlelerdeki derinliği, hatta hala tam bile değil. Aklıma geliyor sonra. Gül ne demekti? Hz. Muhammed’in yeryüzündeki çağrışımıydı. Peki ya gonca? Tasavvuf, Mevlana… Şarkının ortalarındayken bile başa sarıp tekrar dinlemek isterken izin vermiyor Cem abi.

Hacı Bektaş-ı Veli'yi

İmam Hasan Hüseyin'i

O mübarek Mevlana'yı

Koca Mustafa Kemal'i

Yedin yine doymadın mı, yedin yine doymadın mı?

Diye araya giriyor ve bir kez daha alıyor aklımı. Söyleyeceğini deyip kenara çekiliyor ve şarkıyla baş başa bırakıyor beni.

Bu baş başa kalma kısmında yazdım ben de yazıyı. Dünyanın fani olduğunu, gelip geçenlerin hepsinin de ölümlü olduğunu, rüzgarında, kasırgalarında, yollardaki çakıl taşlarının da yine bu dünyada kalacağını, obur dünyadan öteye  gidemeyeceğini anladım belki de hatırladım. Ve hakiki gerçek şu ki, bu sözleri hayattayken kendi sesiyle okuyan Cem Karaca da bugün ölümünün 15. Yıldönümünde anılıyor. Bu şarkı bitti sıradaki yine aynı plaktan gelsin ‘’Allah Yar’’.

Bu can emanet bu bedene

Sonunda sararlar kefene

Allah yar yar…

Diğer Yazıları