21 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İMSAK'A
KALAN SÜRE 7 SAAT 47 DAKİKA

McKinsey üzerinden bize saldıranlar, iyi dinleyin!

Ne var, biliyor musunuz? Ortalık kaynarken, düşman silahlarını çekmiş, bu millete diz çöktürmeye çalışırken bizler de var gücümüzle bu düşmanın karşısında durmaya çalışıyoruz. Aylardır yapmaya çalıştığımız şey bu.

Tabii bir de bunların yanında olup biteni işine geldiği gibi anlayıp, ona göre yazıp çizen, konuşan, acımasız ve vefasız bir zümreye karşı da mücadele vermek zorunda kalıyoruz. Ve asıl o yoruyor bizleri ve acıtıyor canımızı...

Gerçek dostluk, dava adamlığı nedir diye sorulunca ohoo sayfa sayfa konuşursun, değil mi? Senden daha iyisi de yok ama ‘Ne kadar gerçek dostsun? Ne yürekte bir dava adamısın? Göster bakalım’ diye bir alan açıldığında ilk yamuk yapıp kaçan yine maalesef sen oluyorsun!

Evet, neden bahsediyorum? Şu son günlerin en ateşli mevzusu var ya, McKinsey olayından.

Bu konuyla alakalı yaptığımız videodan sonra ne eleştiriler, ne hakaretler, ne sinkaflı küfürler hatta ve hatta ne tehditler aldık, anlatamam size. Gerçi biz bu mücadeleye başladığımız ilk günden beri gelen eleştirilerin, hakaretlerin sayısı ve seviyesi giderek artıyor da, neyse…

Demek ki doğru yoldayız, doğru konuşuyoruz ki kuyruk acısı olanlar hemen zıplıyor. Yalnız bu defa bizimle aynı fikirde ve aynı görüşte olmayan kişilerin dışında bu davada yoldaş gördüğümüz, omuz omuza mücadele ettiğimize inandığımız kişilerden geldi en ağır hakaretler…

Şunu başta söyleyeyim, ben ekonomist falan değilim. Bu işi en iyi bilenim, benim dediğim doğru diğerleri yanlış diyebilecek bir otorite falan da değilim. Hiçbir zaman da iddia etmedim. McKinsey’le alakalı bir anlaşma sağlandığının açıklanması üzerine; “Vay bunlar ülkeyi Amerika’ya sattılar! IMF’den daha tehlikeli bir anlaşma bu! Böyle milliyetçilik olmaz, böyle Müslümanlık olmaz!” diye konuşulup devletimize türlü saldırılar yapılırken, konuyla alakalı ekip arkadaşlarımla bir istişare yapıp bu firmanın kim olduğunu, IMF ile arasındaki farkın ne olduğunu, yapılacak anlaşmanın aslında ne anlamlara gelebileceğini ve acele etmememiz gerektiğine dair bir video çektik.

Mevzu şuydu; Evet, haklı eleştiriler de var ama belli mi olur? Belki de aynı derenin taşıyla, aynı derenin kuşunu da vurabiliriz dedik. Bu firma ile küresel sermayeye bir köprü kurulma planı olabilir dedik, stratejik bir hamle olabilir dedik. Bir bekleyelim kardeşim, hemen bulduğumuz her platformda sayfa sayfa yazılar yazıp, saatlerce canlı yayınlarda konuşup, birilerinin ekmeğine yağ sürmeyelim dedik. Safları bozacak, birliğimize zeval verecek açıklamalarla milletin kafasını iyice allak bullak etmeyelim dedik. Hatta ve hatta konunun tam olarak ne olduğuna dair devlet ağzından bir açıklama yapılsın, bizim gibi vatandaşa bu olay detaylıca anlatılsın diye de çağrıda bulunmuştuk videonun sonunda.

Cumhurbaşkanımız da dün çıktı, McKinsey ile böyle bir çalışma yapılmayacağını söyleyip olaya, tartışmalara noktayı koydu.

Ancak bize hakaret etmek için, küfretmek için kenarda köşede bekleyen, fırsat kollayan bizden görünümlü adamlar Cumhurbaşkanımızın bu açıklaması üzerine bizi hedef tahtasına yerleştirip, kustular o içlerinde gizledikleri hasedi, kini, nefreti…

Yalakalığımdan tutun da geri vitesçiliğime, boş boş konuşmacılığımdan siparişle konuşan adam olmamıza kadar daha neler neler...

İsteyen istediğini desin! Ben onu, bunu bilmem kardeşim! Biz bu davada tarafız. Ümmetten yana tarafız. Bu milletin diz çöktürülmeye çalışıldığı bu savaşta biz, davamızın bahar aylarında da kış aylarında da savunucusu ve bekçisi olacağız!

Recep Tayyip Erdoğan benim liderim, dava arkadaşım, yol arkadaşım, benim başkomutanım!

Ve bizler, komutanımızı ne pahasına olursa olsun yalnız bırakmadık, bırakmayacağız da…

Bu adam 15 Temmuz gecesi halkımı sokaklara çağırıyorum dediğinde, tek bir şey bile düşünmeden abdestlerimizi alıp nasıl çıktıysak, bugün de aynı ruhla dimdik bu Uzun Adam’ın yanındayız arkadaş!

Biz dostuz dost!

Biz bu davanın taşlı yollarında da, düzlüğünde de, yokuşlara tırmandığı zamanlarda da en önde koşan, komutanının arkasında aslanlar gibi duran ümmetin mücahitleriyiz, gençleriyiz...

Durmadan, yorulmadan bu kutlu dava için koşmaya da devam edeceğiz. Yanlış gördüğümüz halleri, durumları herkesin duyabileceği, görebileceği halka açık platformlardan değil; özelden, bire bir dile getireceğiz.

Hoşumuza gitmeyen, aklımıza yatmayan bir durumu dostumuza saldırmak için alenen kullananlardan olmayacağız. Hangi şartlarda olursa olsun kendi adamımızı alenen harcama fırsatçılığına kapılıp düşmanı sevindirecek malzemeyi altın tepside o düşmana sunmayacağız arkadaş!

Dava adamı olduğunu, Reis ile yol yürüdüğünü söyleyip de ilk fırsatta saldırmayı meziyet bilenler, bu sözlerim size!

Makam kavgalarınız, hırslarınız, siyasi rantlarınız, kıskançlıklarınız, o çok güvendiğiniz akıllarınız… Hepsi sizin olsun!

Biz, bu mübarek yolda yoldaşlarımızla, bu kutsal davada mücahit kardeşlerimizle, komutanının arkasında dimdik duran hakiki dava adamlarıyla yolumuza devam edeceğiz!

Bu yol uzun dostlar!

Bizler de kısa mesafe koşucusu değil, maraton koşucusuyuz.

Kalın sağlıcakla…

Diğer Yazıları