25 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
YATSI'YA
KALAN SÜRE 59 DAKİKA
Engin Ardıç

Engin Ardıç

Kurarız ha!

Şimdi bırakın imamın oğlunu, müezzinin kızını da, çok önemli bir konuya gelelim.
Devlet Bahçeli, "NATO, ABD'nin arka bahçesi, oyuncağı, keyfi olarak onu alıp bunu atacağı küresel bir organizasyon değildir" demiş.
Ne yazık ki tam da öyledir Sayın Bahçeli...
Öyle olmasaydı, "komünizm yıkıldı, artık bu örgüte gerek kalmadı" deyip NATO feshedilirdi. ABD, NATO'yu "başka işlerde, özellikle Ortadoğu'da kullanırım" diye ayakta tutuyor. Sonuçta, Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı yıkıldı ama Rus devleti sapasağlam ayakta, elindeki nükleer silahlarla.
Çin de geldi yetişti.
Zaten Bahçeli de bunu bildiği için "değildir" derken "olmamalıdır" demek istiyor...
Ve de şu müthiş cümleyi ağzından çıkarıyor:
"Eğer böyleyse Türkiye, NATO üyeliği başta olmak üzere tek taraflı işleyen uluslararası tüm bağ ve bağlantıları derhal sorgulamalı, bağımlılık ve tutsaklık yaratan bütün oluşumlarla diyalogunu kesmelidir!" Neyin peşinde olduğu kuşkulu bir emekli binbaşı da televizyonda "devleti düşünen yok" diye sallıyordu... İşte Devlet devleti düşünüyor.

***
Türkiye bu "bağımlılıktan kurtulma politikasını" ancak Erdoğan'ın önderliğinde ve Bahçeli'nin desteğiyle sürdürebilir.
Bunun dışında, Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Fetullahoğlu, şunun oğlu bunun kızı "gelirse", Türkiye eski korkak ve pısırık uyduluk politikasına geri döner. Bunu da "demokrasi ve barış ayağı koşarak" yapar. Yersen, yurtta sulh cihanda sulh.
Kavga da bu nedenle verilmektedir.
"Tayyip'in devrilmesi" bunun için Batı'nın ve onun yerli uşaklarının bir numaralı sorunudur. Ama uşaklara sorarsanız onlar da hemen "Atatürkçülük ayağı" koşacaklardır.
Günümüzün gerçek Atatürkçü dış politikasını Erdoğan'ın izlediğini de domuz gibi bilerek...
İsmet Paşa "yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır" deyince çığlıklar atarlar ama aynı şeyi Erdoğan uygulamaya koyunca etmedikleri hakaret kalmaz!
***
Geçen gün Duşanbe'de çok çok önemli bir toplantı yapıldı.
Türkiye, Rusya, Çin, Hindistan, İran, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Bangladeş, Kamboçya, Sri Lanka, Afganistan ve de Filistin katıldılar. Kimisi Müslüman, kimisi değil. Kimisi şeriatçı, kimisi laik. Kimisi büyük, kimisi küçük.
Ama hepsi de bir şekilde ABD'nin kazığını yemiş ülkeler.
Bir çeşit mazlum milletler kurultayı, bir çeşit 1955 Bandung Konferansı.
Bu sefer "bağlantısızlar ile bağlantılılıktan kurtulmaya çalışanların ortak eylemi" diyelim.
"Genişletilmiş Şanghay" da diyebilirsiniz belki.
Avrasya bloku...
Ve de Çin ilk kez şu müthiş bombayı patlattı:
"NATO'ya karşı koyabilecek bir Asya İttifakı kurulmalıdır!" İşte bu nedenle, Batı, Putin'i deviremediği, Çin'e de diş geçiremediği için, bu blokun üçüncü halkası Erdoğan'ı yoketmek amacıyla elinden gelen ya da gelmeyen her türlü namussuzluğu deneyecektir, denemektedir.
Peki bu gelişmeler, bir yanda ABD ve AB, öbür yanda Avrasya İttifakı'nın çarpışacağı yeni bir dünya savaşına doğru gider mi?
Buna da NATO'nun CHP içine "ankastre" ettiği konsolosu cevap versin, madem bu işleri çok iyi biliyor ve Kılıçdaroğlu'nu yönlendiriyor...

Diğer Yazıları