24 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 17 DAKİKA

Kimse bize rota çizmesin, parmak sallamasın!

“Aslanlar kendi hikayelerini yazmadıkça, avcıların hikayelerini dinlemek zorundayız” der bir Afrika Atasözü.

90’lı yıllarda Mecliste Kürtçe dil üzerine bir oturumda rahmetli Erbakan kürsüye çıkar; "Biz müslümanlar için önemli olan söylenen sözdür, nasıl söylendiği değil, söz güzel ise ister Türkçe, Kürtçe, Arapça, İngilizce söylensin sıkıntı değildir. Yok eğer söylenen söz kem ise isterse ana dilinde söylensin ne işe yarar ki” der.

Bugün Filistin’den, Somali’den, Azerbaycan’dan, Hindistan’dan, Malezya’dan, Bangladeş’ten, İran’dan, Irak’tan, Katar’dan, Suriye’den kısacası 5 milyon metrekarenin saraylarından olmasa da sokaklarından, okullarından, dükkanlarından, evlerinden, gönüllerinden farklı dillerde güzel sözler, dualar duyuyoruz. Hepsi başımız gözümüz üzerine.

Ancak aynı dili konuştuğumuz, aynı vatanı paylaştığımız Tabipler Odası'ndan, Barolar Birliği'nden, Mimarlar Odası'ndan bu ülke için, devletimiz için, milletimiz için, bayrağımız için, tek müspet söz duymuyoruz.

Atasözünde de olduğu gibi aslan hikayesini anlatmayınca, aslanların hikayeleri yazılıp anlatılmayınca, avcıların kahramanlıklarını dinlemeye devam edeceğiz, tam yüzyıldır olduğu gibi.

Ama devir değişti!

Osmanlının hasta adamı, Cumhuriyetin acemi devri yok artık!

90’lı yılların beceriksiz yöneticileri de yok artık!

Her türlü hareketi sineye çeken, görüp bütün ihanetlere sessiz kalan, cesaretsiz millet yok artık.

Kimse bize rota çizmesin, parmak sallamasın. Darbelerle istiklal mahkemelerindeki dar ağaçlarıyla dizayn edilen, aşağılanan, hor görülen, söz hakkı tanınmayan, sindirilmiş millet de yok artık!

Uyuyan dev uyandı,

Durmayacağız, Susmayacağız,

Şehadet şerbetini içmek için, merminin üstüne yürüyen bu milletin doğurduğu yiğitler, aslanlar var ve o aslanların hikayelerini bizler yazacağız ve anlatacağız.

Artık bu millet avcı hikayelerini dinlemeyecek.

Yüzyıl önce olduğu gibi bu coğrafyada bizden habersiz kimse kuş uçurtamayacak. Bizim rızamız olmadan yaprak kıpırdamayacak. Bizim oturmadığımız masada kimse harita çizemeyecek. Mazluma zulmedenler korkularından şimdiden Çin Setlerini örmeye başlasınlar.

İlahi kerimuttullah davası için kurulan bu pazarda mazluma umut zalime korku salmaya bu pazarda can alıp can vermeye geldik. Bu uğurda şehadet mertebesine ulaşanlar ile gurur duyun.

Üzülmeyin, hayıflanmayın, gevşemeyin, yeise kapılmayın.

Onlarla gurur duyun, al bayrağı sarılı tabutlarını konvoylarla karşılayın,
şehitlerin isimlerini çocuklarınıza, caddelere, sokaklara, okullara, hastanelere verin.

Takmayın; bu 100 yıldır bizden görünüp de bizden olamayan, bu memleketin sefasını sürüp, kene gibi bu milletin sırtına yapışmış bu memleketten beslenip ekmeğini yediği vatanına ihanet eden soysuz sopsuzlara.

Yakında görecekler aslanın hem pençesini hem de asaletini.

Unutmayın; bu memleket savaştan savaşa bize kalmış, barışta sahibi hep değişmiştir.

Dedik ya uyuyan dev uyandı, bu memleketin sahibi savaşta da barışta da bu aziz millettir.

Dini ile, bayrağı ile vatanı ile ve şehitleri ile gurur duyan ve omuz omuza yürüyenlere bakın Abdurrahim Karakoç ne güzel sesleniyor;

İlaç olsa içme düşman tasından
Sakın taş attırma dost arkasından
Kim ikiyüzlüyse tut yakasından
Bir yüzüne bir de canına tükür.

Millet parasından verdirme parsa;
Edirne'den Van'a, Muğla'dan Kars'a
Nerede sahte bir kahraman varsa
Bir resmine bir de şanına tükür.

Diğer Yazıları