28 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İKİNDİ'YE
KALAN SÜRE 45 DAKİKA
İbrahim Karagül

İbrahim Karagül

Kapımızın önünde cepheler kuruyorlar, çevreleniyoruz

Önceki gün, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Yassıada’daydık. Menderes ve arkadaşlarının 11 ay yargılanıp daha sonra İmralı’da idama götürüldüğü, o utanç tarihinin yazıldığı yerde.

Soruları cevaplarken Erdoğan’ın bir sözü vardı: “Bir daha bu ülkede darbe olmayacak…” “Biz güçlü olursak olamayacak”anlamında bir sözdü. Sanki Yassıada’ya gidişimizin özetiydi bu söz.

HER DARBE MİLLETİMİZE SALDIRIDIR HER DARBE BİR DIŞ MÜDAHALEDİR.

27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz..

Her biri belli bir iktidar gücünün yerini sağlamlaştırmak için milletimize karşı müdahaledir. Bu darbeler devlete değil millete yapılmıştır. Bu darbelerin tamamı millete saldırıdır.

Ekonomi, dış politika, güvenlik aklınıza ne gelirse, yıllar içinde karşımıza büyük tehditler olarak çıkan her konu, darbeler döneminde verilen tavizlerin ürünüdür.

Bütün darbeler, milletin iradesini rehin almak, ezmek için, onların üstünde yeniden o çokuluslu iradeyi hâkim kılmak için yapılmıştır.

Bütün darbeler devleti korumak olarak pazarlanmış ancak milletin üzerinde dış vesayet tesis etmek için yapılmıştır.

VESAYET DÜZENİNİ O DARBELERLE KORUDULAR

Ne zaman milletimiz güçlenip vatanına, geçmişine, bugün ve yarınına sahip çıkmaya çalışsa o çokuluslu irade harekete geçmiş ve darbe yapmış, Osmanlı sonrası kurulan vesayet düzeni, bu darbelerle sağlama alınmıştır.

Bu da, her darbenin aslında Türkiye’ye bir dış müdahale olduğu gerçeğini görmemiz anlamına gelmektedir.

O vesayet, o müdahale, o dolaylı işgal, siyasi ve askeri bürokraside, ekonomi finansta, entelektüel alanda yetiştirdiği kadrolar üzerinden yürütülmüştür.

Bu yüzden darbelerin tamamını Türkiye’ye müdahale, saldırı olarak görmek acı gerçeğimizdir.

ÖNCE İSTANBUL’U ELE GEÇİRECEKLERDİ. 15 TEMMUZ BU YÜZDEN İŞGAL GİRİŞİMİ.

Türkiye, kurulduğundan bu yana ilk kez o vesayetten o kontrolden kurtulmak için çok güçlü bir dalga yakaladı. Biz buna tarihin dönüşü diyoruz.

Yüz yıl sonra, Selçuklu’dan bu yana devam eden siyasi gelenek harekete geçti, mucizevi bir hareket gelişti.

Millet kendi yolunda yürüyecek, devlet ona göre biçim alacak, tarih kendi havzasına dönecek, coğrafya bize göre biçimlenecek.. Yol bu, mücadele bu, hedefimiz bu.

Ama 17/25 Aralık’ta ilk saldırıyı yaptılar. 15 Temmuz’da Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en ağır saldırıyı yaptılar. Doğrudan dış müdahaleye giriştiler. İstanbul’u Anadolu’dan koparmanın planını yaptılar ve uyguladılar.

15 Temmuz bir darbe değil, saldırıydı, işgal girişimiydi. Klasik darbe dönemi geçmiş, yeni müdahale yöntemleri masaya sürülmüştü.

DIŞARIDAN MÜDAHALE VAR, İÇERİDE HAREKETLİLİK VAR…

15 Temmuz’da FETÖ’yü tetikçi olarak kullandılar. Ama ellerinde sadece FETÖ yok, biliyoruz. Bundan sonra kimleri nasıl kullanacaklarını az çok görüyoruz.

Bunları sadece 27 Mayıs’ı hatırlatmak için yazmıyorum. Bunları geçmişe bakarak değil, geleceğe bakarak yazıyorum.

Tehlike devam ediyor. Türkiye’ye dışarıdan ve içeriden müdahale devam ediyor. Suriye’nin kuzeyinde Türkiye karşıtı cephe kuranlar Doğu Akdeniz’e iki yüz savaş gemisi yığdı.

Ege adalarını füze üssüne dönüştürdü. Romanya ve Bulgaristan’a asker, tank, füze yığınağı yapıyor.

KAPIMIZIN ÖNÜNDE CEPHELER KURUYORLAR, ÇEVRELENİYORUZ.

Sınırımızın altmış kilometre dışına Dedeağaç’a bize karşı asker, zırhlı araçlar yerleştiriyorlar. Güneydoğu’dan kuşattılar, Akdeniz boyunca Güney’den kuşattılar. Şimdi Ege ve Batı Trakya’dan, Bulgaristan ve Romanya’dan çevreliyorlar.

ABD ve İsrail, bütün bunları Rusya için mi yapıyor sanıyorsunuz. İran için mi yapıyor? Çin için mi?

Türkiye için Türkiye! Çevrelenen ülke biziz. Açın gözlerinizi!

Bunlar bizim sınırlarımız, bizim çevremiz, bizim evimizin önü. Savaş gemilerini, uçak gemilerini, füzelerini, askerlerini eşiğimize, kapımızın dibine kadar yerleştirdiler, her geçen gün daha da çok yığınak yapıyorlar.

İŞTE TAM DA BU SIRADA DARBE TARTIŞMASI YENİDEN BAŞLIYOR..

Bunları kim Türkiye kamuoyunun dikkatinden uzak tutuyor? Kim böyle bir şey yokmuş gibi kamuoyu oluşturuyor? Kim böyle bir şey yok diyorsa, bunları hafife alıyorsa ondan uzak durun. Mutlaka ama mutlaka başka bir ajandası vardır.

Tam bu sırada içeride yeniden hareketlenmeler dikkat çekiyor, konuşuluyor da. FETÖ yapıları yeniden organize oldu. 15 Temmuz öncesi gibi harekete geçti. Ekrem İmamoğlu ile beraber, onun adaylığını kullanıp, onunla kamufle olup daha büyük bir ajanda uyguluyor.

Darbe senaryoları yeniden sesli konuşulur hale geldi. Dışarıdan yönetilen yeni bir müdahale olacağı yönünde kuşkuların ötesine geçen bir söylenti var.

MÜDAHALE İÇİN FIRSAT KOLLUYORLAR

Ülkemiz bugün, Birinci Dünya Savaşı’na benzer tehditleri göğüslüyor.

Çanakkale’de karşımızda ne kadar millet ve devlet varsa bugün hepsi yeniden karşımızda ittifak kurdu. Aynı ittifakı içeride de oluşturdular. İçişgalcileri de sahaya sürdüler.

15 Temmuz’da İstanbul’u Anadolu’dan koparmaya çalışanlar bugün yeniden İstanbul projesi uyguluyor. 15 Temmuz’da Anadolu’yu Suriyeleştirmeye çalışanlar bugün aynı planı yeniden sahaya sürüyor.

Dışarıdaki ittifak çok geniş. İçerideki ittifak çok geniş. Birmüdahale için hem bölgesel şartların hem de içerideki ortamın uygun olduğunu düşünüyorlar.

HER DARBE TEŞEBBÜSÜ, İŞGAL GİRİŞİMİ KABUL EDİLECEKTİR..

Ama artık bu ülkede darbe olmayacak. Bundan sonrası darbe değil saldırı olacak. Her darbe girişimi dış müdahale olacak. İşgal girişimi olacak. Onlar bu ülkenin hainleri olacak, tarihin yanlış sayfalarında yer alacak.

Her darbe girişimine karşı bir istiklal mücadelesi verilecek. Çanakkale’de verildiği gibi destansı bir mücadele verilecek.

Milletimizi yüz yıl daha vesayet altına almaya dönük bu tür müdahaleye girişenler Amerika kabul edilecek, İsrail kabul edilecek, İngiliz kabul edilecek, Suudi-BAE kabul edilecek. Yüz yıl önce verdiğimiz mücadele bir kez daha verilecek.

Büyük bir fırtına bu. Ama bu millet bin yıldır bu coğrafyada bundan çok daya büyük fırtınaları susturmayı bilmiştir. Yine bilecek, göreceksiniz. Tarih döndü, ne yapsanız bunu engelleyemezsiniz.

Türkiye’yi durdurmak” artık mümkün olmayacaktır.

Diğer Yazıları