27 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
AKŞAM'A
KALAN SÜRE 54 DAKİKA
Bülent Orakoğlu

Bülent Orakoğlu

Kandil harekâtı Türkiye’nin askeri ve diplomatik zaferi

Fırat Kalkanı ve Afrin’den sonra Kandil’e yönelik olarak beklenen askeri harekâtın başladığını Cumhurbaşkanı Erdoğan Niğde mitinginde açıkladı. PKK’nın merkez üssü Kandil’e günümüze kadar İran, Irak ve Türkiye tarafından PKK kamplarını hedef alan sayısız hava harekâtlarından bir sonuç alınamamıştı. Zira Kandil dağı Türkiye, Irak ve İran sınırlarının tam ortasında bulunuyor. Çevresi 320 km uzunluğunda 3587 metre yükseklikteki dağ, mağaralarıyla, eteğindeki derin vadileriyle sayıları 3500’e ulaşan teröristlerin ana barınağı ve karargahı konumunda bulunuyor. Çok zor coğrafi şartlardan bahsediyoruz. Dağın ortasındaki vadide bulunan PKK kamplarına ulaşmak arazi şartları açısından kolay değil, kontrol altında tutulması gereken alan, 3 bin 377 kilometrekare. Kandil, Türkiye sınırının yaklaşık 200 kilometre kadar güneyinde, İran sınırına bakan dağın adı. Dağın tepesi ve batı etekleri Irak sınırlarının içinde. Doğudaki etekleri ise İran’ın sınırları içinde kalıyor. Bu durumda Kandil’in yarısı İran’da kalıyor diyebiliriz. Kandil bölgesinin büyük bölümü geçit vermez dağlarla çevrili. Karayolu ile vadiye girişin ağzı güneye bakıyor. Kuzey tarafı sarp kayalıklardan oluşan bir arazi. Bin 219 metre yükseklikte bulunan vadiye yalnızca güneye kadar inerek gidilebiliyor. Vadide bulunan bütün arazi mayınlarla döşenmiş vaziyette. Bu nedeniyle intihar vadisi olarak tanımlanıyor. Terörist barınakları 2 binli rakımlarda 10 kilometrelik mesafeye yayılmış durumda. Daha tepelerde uçaksavar ve makineli tüfek yuvaları var. Neden bu kadar derinlemesine Kandil’i anlatıyorum; zira doğal bir kale görüntüsü veren Kandil’i keşfeden ve örgütü buraya yerleştiren güç iddia edildiği gibi Osman Öcalan veya başka bir PKK’lı olamaz. Zira doğal kale vasfında bu büyük bölgede yerleştirilen ve hakimiyet kurması sağlanan PKK’lı teröristler Türkiye sınırları dışında ve içinde her biri ayrı amaçlar için kurulan kamplarda çeşitli suikast yöntemleri çeşitli bombalı saldırılar, meskun mahal çatışmaları vs. konularında özel savaş eğitmenleri tarafından eğitilerek başta Türkiye olmak üzere Suriye, Irak ve İran’ı istikrarsızlaştırarak, bu 4 ülkeden koparacakları topraklarda sözde Birleşik Kürdistan Devletini kurmak üzere faaliyete geçirilmişlerdi. 1998 yılından başlayarak PKK’yı kuruluş aşamasında var edip günümüze kadar koruyup kollayan NATO, ABD ve İngiliz derin devletleri PKK’nın Kandil’e yerleşmesinin alt zeminini oluşturmuşlardı. Çok sinsi ve alçakça oynanan, Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden bu büyük oyun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın terörle mücadelede ortaya koyduğu yeni konsept sayesinde bozulmuştu. Türkiye, Suriye kaynaklı terör saldırılarını ülkemizde devam ettirme çabası içinde olan terörizmi destekleyen ülkelere “ya bizim yanımızda olacaklar ya da teröristlerin yanında yer alacaklar. Türkiye bundan sonra terörü kaynağında yok edecek tedbirleri en kısa süre içinde alacaktır. Bu terör saldırıları hangi ülke kaynaklı geliyorsa en kısa sürede müdahale edilecek” iradesi ve kararlılığı ortaya koyularak Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtları başarıyla gerçekleştirilmişti. Türkiye ‘Erdoğan Doktrini’ diyebileceğimiz bu konseptle ‘terörü kaynağında yok etme’ irade ve kararlığını ülkenin bekası için devam ettirme zorundaydı.

Yukarıda açıkladığımız gibi PKK Kandil’e yerleştiği ve hâkimiyet sağladığı 1998 yılından günümüze küresel güçler NATO, ABD ve İngiltere’nin taşeronu olarak Türkiye’yi istikrarsızlaştırma amaçlı yüzlerce eylemi gerçekleştirerek 10 binlerce masum insanı çoluk çocuk kadın bebek demeden katletti. Cumhuriyet tarihinde Türkiye’nin Kandil’e operasyon düzenlemesi aslında Türkiye’nin diplomatik ve askeri bir zaferidir. Kandil operasyonu şüphesiz İran ve Irak ile işbirliği içinde yapılmaktadır. Bu askeri harekât veya operasyon PKK’yı minimize etmek ve bitirmek amacıyla yapılmaktadır. Kandil harekatının Münbiç mutabakatından sonra yapılması karşısında Henri Barkey gibi deşifre olmuş 15 Temmuz darbesinin mimarı olarak hakkında yakalama kararı çıkmış CIA bozuntusunun Münbiç mutabakatını ABD’nin Erdoğan’a hediyesi şeklindeki psikolojik harp söylemiyle nitelendirmesi ise absürt bir duruma işaret ediyor. Henri Barkey Türkiye düşmanı FETÖ ve PKK dostu yabancı bir ülke ajanı. Peki, Türkiye’nin bu büyük başarısını ‘seçim yatırımı’ olarak niteleyen ve görmezden gelen muhalefet partileri: size ne demeli?

Diğer Yazıları