24 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 56 DAKİKA
Bülent Orakoğlu

Bülent Orakoğlu

Kalkışmayı canı pahasına başarısız kılan kahraman şehitlerimize

15 Temmuz Kalkışması’nda asker, polis ve kahraman halkımızın darbecilere karşı cansiparane mücadelelerinde FETÖ cuntasına karşı kalkışmanın başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olan kırılma noktalarını da açıklamamız elzem görünüyor.

Zira 15 Temmuz’u ve milletin cuntacılara karşı direnişini devlet kurumlarını korumak için yapılan mücadeleyi ve devlet-millet işbirliğini gözler önüne sermeyi küresel saldırıların panzehirinin millet desteği olması açısından önemli görüyorum.

Hande Fırat’ın Face Time sistemi üzerinden saatler 00.37’yi gösterirken Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı canlı yayında milleti demokrasiye sahip çıkmaya meydanlara çağırmasıyla birlikte Türkiye genelinde milyonlar FETÖ cuntasına karşı sokaklara meydanlara sel gibi akmaya başlamışlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklaması darbe görünümlü kalkışma ve iç savaş zemini hazırlayarak Türkiye’nin işgal edilmesine çalışan cuntanın kirli ve alçak hesaplarının bozulmasına yol açarken kritik durum Türk milleti ve demokrasi lehine dönmüştü. Zira başta gölge CIA olarak adlandırılan Stratfor darbe gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’ya kaçtığı yönündeki asparagas haberiyle FETÖ cuntasını desteklediğini ortaya koyarken Türk milletine de yalan ve kasıtlı haberlerle cuntaya ram olmaya yönelik kara propaganda yapılıyordu. Darbe girişiminin kritik dakikalarında Erdoğan’ı hedef alan paylaşımları tepki toplayan Stratfor’un, darbecilerin suikast için yerini bulmaya çalıştığı Erdoğan’ın İstanbul’a hareket eden uçağının yerini çok kısa süre içinde tespit etmesi ve havadaki konumuyla ilgili üç kez tweet atması menfi yönde dikkatleri çekmişti. İlk paylaşımında Erdoğan’ın uçağını Marmara Denizi üzerinde ifşa eden kuruluş, ikinci tweetinde uçağın İstanbul’a yaklaştığını ve “muhtemelen” iniş yapacağını bildiren paylaşımda bulundu. Son tweetinde ise uçağın İstanbul’a indiğinin teyit edildiğini Atatürk Havalimanı’nın konumunu da göstererek aktardı. Anadolu Ajansı’nın tweetlerle ilgili sorularına kaçamak yanıtlar veren Stratfor yetkilileri, uçağı hızla nasıl tespit ettiklerini ve darbe girişiminin yaşandığı bir ortamda bunları sosyal medyada neden paylaştıklarını tam anlamıyla açıklayamamışlardı.

Çünkü açıkça kalkışmaya destek veriyorlardı.

FETÖ cuntasının üst düzey teröristleri, Gökhan Şahin ile Semih Terzi arasındaki görüşme 13 Temmuz’da saat 15 sularında gerçekleşti. Terzi bu kez de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım ve kabine üyelerinin gözaltına alınacağını söyledi. Erdoğan’ı bulunduğu otelden alma görevini kendisine verdiklerini açıkladı. Terörist Gökhan Şahin bu operasyonu yapmayı kabul etmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan küresel hegemonik güçlerin kontrolünde yapılan FETÖ cuntasının ilk hedefinin kendisinin olacağı bilincinde millet ile birlikte saldırılara karşı koyacaktı. Bu amaçla Marmaris Grand Yazıcı Otel’in sahibi Serkan Yazıcı’nın kalkışma başlamadan önce Cumhurbaşkanı’nı karşılamak ve otele davet etmek için yaptığı teklif ’15 Temmuz Kalkışması’nın kaderini etkileyecek kritik eşiklerden biriydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan o gece tatile gitmeme ve Ankara’da Külliye’de veya İstanbul’da evinde kalma kararı almış olsaydı cuntacılara çok yakın ve bilinen bir yerde olması nedeniyle çok riskli bir tehdit içinde olacaktı. Oysa Marmaris’te bulunması 1500-2000 odalı çok büyük bir otelde koordinatlarının bilinmemesi önemli bir avantajdı. Nitekim, sözde Tuğgeneral Gökhan Şahin liderliğindeki 37 kişilik grup Cumhurbaşkanı’nın nerede olduğunu, kaldığı oteli her şeyi tespit etmişlerdi. Ancak Cumhurbaşkanı o geniş kompleks içinde olan otelin hangi bölgesindeydi bu durumu tespit edememişlerdi. Otelin büyük bir kompleks içinde olması Marmaris sürecinde kalkışmanın kırılma noktalarından biriydi.

Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı kendisini diğer komutanlar gibi derdest etmek isteyen darbeci askerlerden kurtulduktan sonra kışla nizamiyesinin her türlü giriş ve çıkışa kapatılmasını emreder. Zekai Paşa güvendiği 20 personelini arayarak ekibi toparlamaları talimatını vermişti. Bu ekibin elinde yalnızca tabancaları vardı. Çünkü bütün ağır silahlar o sırada karargahta bulunuyor. Zekai paşa eski genelkurmay başkanlarının ve diğer üst düzey komutanların koruma ekiplerinde bulunan Özel Kuvvetler mensubu olan personeli arayarak silahlarıyla birlikte bulunduğu yere gelmeleri talimatını veriyor. Ancak yine sıkıntı hala sürdüğü için güvendiği bir MİT yetkilisinden silah talebinde bulunuyor. MİT yetkilisi bulabildiği 10-15 kadar Kalaşinkof ve bazı silahları Zekai paşa ve ekibine ulaştırıyor. Paşa ve ekibi için bu silahlar belki de 15 Temmuz Kalkışması’nın seyrini değiştirebilecek önemdedir. Zira tam karşılarında havadan helikopterlerle korunan tam teçhizatlı FETÖ cuntası elemanları bulunuyor.

Yurtta Sulh Komitesi diğer komutanlarla birlikte gözaltına alınan Genelkurmay Başkanı Akar’a darbe bildirisini imzalaması ve muhtemelen TRT’de okuması için baskı yapıyorlardı. Anlaşılan kalkışmaya darbe görüntüsü verip emir komuta zinciri içinde yapıldığı iddiasıyla FETÖ cuntasına meşruiyet sağlamaya çalışıyorlardı. Ancak Akar bildiriyi imzalamadığı gibi kanlı kalkışmanın meşruiyet kazanmasını da engelliyordu. Bu durum da kalkışmanın başarılı olmasını engelleyen önemli bir gelişmeydi. Özellikle Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları başta olmak üzere üst düzey komutanların enterne edilerek esir muamelesi yapılması TSK’da aşırı bir zafiyete neden olmamıştı. Tüm birimlerde alt rütbeli subaylar inisiyatif alarak emir komuta zincirini devam ettirmişlerdi.

Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda isyancı FETÖ cuntası gece yarısından sonra ÖKK’yi ele geçirmişti. Bu haber üzerine FETÖ’cü Semih Terzi Diyarbakır’dan Ankara’ya helikopter ile hareket etmişti. Zekai Aksakallı Semih Terzi’nin helikopterle karargaha ilerlediğini haber alınca tereddüt etmeden telefonu başında emirlerini dinleyen Ömer Halis Demir’e kalkışmanın kaderini değiştirecek şu emri verdi. ’’20 yıllık birlikteliğimize dayanarak sana tarihi bir görev veriyorum. Tuğgeneral Semih Terzi darbeci bir haindir. Vatan ve millet adına Semih paşayı öldür. Bunun sonunda şehadet var. Hakkını helal et.’’ Halis Demir “Hakkım helal olsun. Emredersiniz. Başüstüne’’ demişti. Ömer Halis Demir 02.16’- da vatan haini Semih Terzi’yi onca koruması arasında vurarak öldürdü. Akabinde kendisi de şehit oldu. 15 Temmuz Kalkışması’nı canı pahasına başarısız kılan kahraman şehitlerimize , Çanakkale’de, İstiklal Savaşı’nda ve terörle mücadelede şehitlik mertebesine erişen tüm güvenlik güçlerimize ve diğer şehitlere Allah’tan rahmet dilerken gazilerimize de acil şifalar diliyorum.

Diğer Yazıları