13 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
GÜNEŞ'E
KALAN SÜRE 30 DAKİKA
Ahmet Kekeç

Ahmet Kekeç

İşkenceciye de bakın hele!

İsminin önüne “doktor-avukat” yaftası kondurmuşsun ama bu senin “işkenceci” olduğun gerçeğini değiştirmiyor tosun... 

Bana “ahireti” hatırlatmışsın... 

Hatırlaman gereken şeyi bana hatırlatman kaç puan? 

İşkence yaptıklarının gözünün içine bakarak da bunu tekrarlayabilir misin? “Hayır, ben işkence yapmadım, yaptırmadım; sütten çıkma ak kaşığım” diyebilir misin? 

Hakkındaki yüzlerce işkence soruşturmasına ne oldu? 

Nasıl aklandın? 

Bu dosyalar nasıl ve hangi “yüksek kararla” tertemiz hale getirildi? 

Daha da kazık soru şu: 

İşkence yaptığın kişinin “bağırtısını” (evet, bağırtısını), telefonla, o sırada yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen bir gazeteciye dinlettin mi? 

O gazeteci, müteaddit defa kendisine yöneltilen soruları cevapsız bırakmıştı. 

Sen sevabına bunun teyit edebilir misin? 

  

O gömleği sana dikmemiştim ki!  

Ben “bambaşka” birine çağrıda bulunmuştum ama zekâca en ehveni üzerine alındı. 

Hiçbir şey anlatmayan karmakarışık yazısından anladığım şu: 

Sinirlenmiş... Ama neye sinirlendiği belli değil... 

Dediğim çok nettir: 

Maduro’nun alternatifi Trump değildir... Trump’ın alternatifi de Maduro değildir... 

Hangisinin daha üstün ve “demokratik değerlerle” donanmış olduğunu konuşmuyoruz. 

Başka şeyleri konuşuyoruz... 

Darbeyi konuşuyoruz… 

İnsanlığa “değerler” armağan etmekle övünen Batı’nın seçimle işbaşına gelmiş meşru yöneticinin yerine bir “CIA aparatını” başkan olarak atamasını konuşuyoruz... 

Kaldı ki, “Ne Maduro, ne Trump...” diyeceğin zaman bu zaman değildir. 

Hem ekonomik ambargo uygulayacaklar, hem petrolünü sattırmayacaklar, hem bankalardaki altınlarına el koyacaklar, hem temel ihtiyaç maddelerini ithal etmesine izin vermeyecekler, hem bütün hayat damarlarını kesecekler, hem de “Bu Maduro çok başarısız... Venezuela’ya demokrasi götürelim de, halkın karnı doysun!” diyecekler. 

Burada bir problem görmüyor musun muhterem? 

Bugüne kadar (Batı basını ve CIA’nin servis ettiği bilgilere dayanarak) en az elli adet “Kaka Maduro” yazısı yazdın. 

Eyvallah... 

Zamanı gelince, daha fazlasını yaz. 

Bir defa da “ambargo” desen... 

Bir defa da, “adamlar parasını ödedikleri ilaçları bile alamıyorlar” diye yazsan... 

Bir defa da içinde “Guiado” geçen bir cümle kursan. 

Daha iyi olmaz mı? 

Neden üzerine o gömleği giymeye can atıyorsun? 

Nedir derdin? 

Diğer Yazıları