27 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
AKŞAM'A
KALAN SÜRE 1 SAAT 51 DAKİKA
Lale Elmacıoğlu

Lale Elmacıoğlu twitter.com/laleelmacioglu

İran'da neler oluyor?

İran, 2009 yılında cumhurbaşkanlığı seçimlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla karışmıştı. Sonrası malum, onlarca kişi hayatını kaybetmiş, gözaltılar, hapisler peşi sıra gelmişti. 8 yılın ardından İran, son günlerde en büyük protesto gösterilerine sahne oluyor. Ancak bu kez talepleri farklı, liderleri de yok.

Akıllarda ise hep aynı sorular var:

“İran’da neler oluyor?”,

“Protestolar ABD destekli mi?”,

“İran’da yaşananlar şeffaflık talebidir, ekonomik sebepler yüzünden halk sokağa inmiştir”diyip geçmek mümkün mü?”,

“Kitlesel protestolar, işsiz genç kesim ile giderek fakirleşen yoksul kesimin isyanı mı? Yoksa işin içinde Amerikan ve İsrail ajanları da var mı?”

İşte İran’a ilişkin son günlerde sıklıkla sorulan sorular bunlar. Yumurta zammından buralara mı gelindi hakikaten? Peki gerçekten neler yaşanıyor? Ekonomik kaygılarla başlayan, halkın özellikle yüksek enflasyon ve işsizliğe tepki gösterdiği, yurtdışına harcanan paralara artık “dur” dediği, şeffaflık talep ettiği gösterilerde, olaylar büyüyor.

1951’de demokratik bir seçimle göreve gelerek İran’da petrolü millileştiren Başbakan Musaddık’ın 1953’te “Ajax Operasyonu” ile devrilmesinde Amerika ve İngiltere’nin parmağının olması (CIA ve MI6’in oynadığı rolün resmibelgelerde yer alması, Albright’ın 2000’de Obama’nın da 2009’da bunu açıklaması), gözleri bir kez daha yabancı güçlere çevirdi. Öyle ya geçmişte, çıkarlarına ters düştüğü için İran’da darbe yapanlar yeniden yapabilirdi!

Ayetullah Mike (Cenazeci)

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in “Düşmanlarımız silah, para ve ajanla İran’ı karıştırdı” sözü oldukça mühim. Haklı da. Zaten bu coğrafyada CIA ya da Mossad’ın parmağı olmayan bir karışıklık düşünülemez. “Ayetullah Mike” ya da “Cenazeci” lakaplarıyla bilinen, Usame bin Ladin operasyonunu yürüten, CIA’in en kanlı işlerini yürüten ajan Michael D’Andrea’nın, İran’a yönelik gizli operasyonların başına getirilmesi de hiç şüphesiz son yaşanan karışıklıkta önemli bir etkendi. Kaldı ki İran’daki ekonomik çöküş tablosunun baş aktörlerinden birisi de bizzat ambargoyu uygulayan ABD!

Geçtiğimiz ay gerçekleşen ABD-İsrail görüşmesi ve 18 Aralık’ta açıklanan Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde ABD’nin İran’ı terörizme destek veren ülke olarak göstermesi ve nükleer yapmakla suçlaması da İran’a yönelik hamlenin önemli işaretleriydi aslında.

Sonuçta, İran’ın bu kaos ortamından zarar göreceği bir gerçek. Zaten şimdiye kadar 20’yi aşkın vatandaşının hayatını kaybetmesi de İran’ın zarar gördüğünün bir göstergesi. Makul sayılabilecek tepkilerle başlayan birtakım kıvılcımlar, dış güçlerin ateşe benzin dökmesiyle alevlenerek büyüdü.

ABD “şah” dedi, “mat” hamlesi gelir mi?

Geçmişte de Irak ve sonrasında Suriye karıştırıldı. Türkiye’de denediler başarılı olamadılar. Pakistan’da bambaşka bir şekilde yargı darbesi denendi. Şimdi İran üzerinde bir oyun var. Ancak şahsi kanaatim, yaşananlara rağmen ABD ve İsrail’in başarılı olamayacağı, İran’daki sürecin bir rejim değişikliğiyle sonuçlanmayacağı yönünde. Ülkelerin iç siyasetine karışıp bölgeyi dizayn etme hamlelerinden yılmayacakları şüphesiz. Ama en azından Türkiye gibi İran’da da geri tepecek bu amaçları.

Dış destekli Gezi olayları da Türkiye’ye zarar verdi ama sonuçta bir iktidar değişikliği olmadı. İran’da da bir rejim değişikliğinin olmayacağını düşünüyorum. Bizimle ilgili planları ne kadar başarısızlığa uğradıysa İran’la ilgili de öyle olacak.

Ancak İran’daki rejimin yanlışları olduğunu da söylemeden geçmemeli. Ekonomik sorunlar baş göstermiş, işsizlik artmış, halk baskıcılığa karşı gelmiş ve şeffaflık talep etmiştir. Tüm bunlar doğrudur. Yeni değil, on yıllardır süren sosyal ve ekonomik eşitsizlikler, özgürlük kısıtlamaları var İran’da. Ama ABD’nin umrunda bile değil demokrasi, insan hakları ve özgürlükler... Suudi Arabistan’da insan hakları ve özgürlük mü var? Zenginlik, petrol ve para var! O yüzden de işbirliği yapıyor ABD. Çünkü çıkarı nerede ise orada! Çıkarı, İran’a uyguladığı yaptırım rejimini çiğnemek ise, onu da yapar. Geçmişte “Irangate (Iran-contra)” skandalında örneğini gördük. Halliburton ve Exxon Mobile şirketleri üzerinden de zamanında ambargonun delindiği dillendirildi. Ancak Amerikan çıkarlarına ters düşmemek için ABD yönetimi, bu iddiaların üstüne yeterince gitmedi. İşine nasıl gelirse öyle yaptı.

Ezcümle, İranlıların “Diplomatik Şeyh” dediği Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, hala İran’daki değişim için kilit isimdir, reformcular için umuttur. Halkın taleplerine kulak verip, bundan sonra olası ayaklanmalara mahal vermemek için çalışmalıdır. Unutulmamalıdır ki, “ne kadar açığın varsa, karşındakiler seni o kadar kullanabilir”. Sen ne kadar doğru olursan, o kadar az zarar görürsün.

Diğer Yazıları