29 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
AKŞAM'A
KALAN SÜRE 3 SAAT 34 DAKİKA
Gündem

HTŞ'nin İdlib'deki saldırılarının arkasında Körfez ülkeleri mi var?

İdlib'de faaliyet gösteren silahlı muhalif gruplardan Heyet Tahrir Şam örgütünün bölgede ÖSO'ya karşı cephe alarak başlattığı huzuru bozma çabalarını THM Haber'e değerlendiren Oytun Orhan, HTŞ'nin arkasında Körfez ülkelerinin olabileceğini ama buna dair net bir kanıt bulunmadığını ifade etti.

HTŞ'nin İdlib'deki saldırılarının arkasında Körfez ülkeleri mi var?
0 YORUM YAP
Tolgahan Karaoğlu
Tolgahan Karaoğlu

ABD'nin Suriye'den çekilme kararı almasının ardından başta Suudi Arabistan ve BAE'nin başı çektiği bazı Körfez ülkelerinin, bölgede aktif rol oynama çabası dikkat çekiyor.

Suriye'nin kuzeyine Türkiye tarafından yapılacak olan operasyon için zaman daraldıkça Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından fonlandığı iddia edilen Heyeti Tahrir Şam'ın (HTŞ) İdlib ve çevresindeki huzuru bozma çabaları artıyor. Huzuru bozma çabalarının operasyon öncesi bölgede Türkiye'nin elini zayıflatmak için organize edildiği belirtiliyor.

HTŞ’nin İdlib’deki huzuru bozma çabalarının arkasında yatan asıl sebebi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Suriye Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan, THM Haber’e değerlendirdi.

İdlib'e yönelik operasyona bahane oluşturacak bir durum

Daha önce Soçi Mutabakatı’na göre İdlib’deki radikallerin elimine edilmesi ve ılımlıların öne çıkarılması planlandığını ancak Türkiye’nin bu yöndeki bütün çabalarına rağmen HTŞ’nin buradaki geçiş sürecine uymayarak ılımlı muhaliflere saldırılar başlattığını hatırlatan Oytun Orhan, “Son dönemde attığı adımlarla İdlib’in büyük çoğunluğunu ve en önemlisi stratejik bölgelerinin tamamını kontrol etmeyi başardı. Bu tabi Türkiye’nin elini zayıflatan ve İdlib’de kurmaya çalıştığı düzen açısından zorluklar ortaya çıkaran bir durum. Daha önemlisi rejim ve Rusya’ya ve İran’a da İdlib’e dönük operasyonu başlatmaları için bir bahane oluşturacak bir durum” dedi.

“HTŞ hangi dış aktörün yönlendirilmesi ya da desteğiyle böyle adım atıyor?” şeklinde bir soru sorulmasının son derece meşru olduğunu ifade eden Oytun Orhan, “Bunun birinci açıklaması dış destekten bağımsız HTŞ’nin kendi varlığını korumak, hayatta kalabilmek açısından bölgede bağımsız aldığı kararları uyguladığı şeklindedir. Tabii bunun bir dış desteği var ise, bir ülke yönlendirmesi var ise burada tabi öne çıkan ülkeler bazı Körfez ülkeleri olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

"BAE ve Suudi Arabistan'ı akla getiriyor"

Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın HTŞ’yi desteklediğine dair kanıt olacak bir verinin olmadığına da dikkat çeken Oytun Orhan, “Suudi Arabistan’ın ve ya diğer Körfez ülkelerinin HTŞ üzerinden yönlendirme kapasiteleri konusunda net bir veri de söz konusu değil. Ama var ise bu ülkelerin özellikle Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna bir operasyon başlatmayı düşündüğü bir dönemde böyle bir adım atmaları ve Türkiye’yi İdlib’de sıkıştırmaları, Türkiye’yi son dönemde sınırlandırmaya çalışan Suudi Arabistan ve BAE merkezli girişimleri akla getiriyor” ifadelerini kullandı

Oytun Orhan, son dönemde Türkiye’yi Ortadoğu’da sınırlandırmaya çalışan Suudi Arabistan ve BAE merkezli girişimlerin “Heyet Tahrir Şam” iddialarını da güçlendirdiğini ifade etti. Orhan, “Körfez devletlerinin bu örgütü fonladığına dair bir veri olmamakla birlikte bu ülkelerin muhtemelen örgüt üzerinde bir etkisi olduğu düşüncesi ve aynı zamanda Türkiye’ye karşı son dönemde izledikleri politikalar çerçevesinde düşünüldüğünde bu son derece açıklayıcı bir durum” dedi.

"HTŞ yolun sonuna geldiğinin farkında"

HTŞ’nin İdlib’deki faaliyetlerini tamamen bunu dış destekle açıklamanın doğru olmayacağını ifade eden Orhan, “HTŞ de Soçi Mutabakatı’yla birlikte artık yolun sonuna geldiğini düşünüyordu. Hedefin kendisi olacağının farkındaydı. Bu nedenle de pazarlık gücünü arttırabilmek için İdlib’de bütün alanları ve stratejik bölgeleri ele geçirerek, göz ardı edilemeyecek bir aktör olmaya çabalıyor. Bu tabi Türkiye açısından dediğim gibi büyük bir meydan okuma ama uzun vadede HTŞ’nin burada bir çıkışı olmadığı, yaşama şansının olmadığını görmesi ve Türkiye’nin sunduğu çıkış planına uyması daha tercih edilebilir. Tabii yine gücün çekiciliğine kapılarak böyle bir yol seçti HTŞ” açıklamasında bulundu.

Münbiç kırsalında Rusya ile YPG’nin ortak devriyesi

Türkiye’nin operasyon hedefinde bulunan Münbiç kırsalında dün akşam saatlerinde YPG/PKK’lı teröristler ile Rus askerinin ortak devriye faaliyetinde bulundukları haberlerini de değerlendiren Oytun Orhan,  bu tarz bir ortak devriye görüntüsünün Türk-Rus iş birliğinde bir kaygı meydana getireceğini ama iki devletin bölgedeki iş birliğini bozmayacağını ifade etti.

Oytun Orhan, ABD’nin çekilmesiyle birlikte YPG terör örgütünün korumasız kaldığını düşündüğünü ve bu sebeple Türkiye’ye karşı bir koruma oluşturabilmek için alternatif ittifak arayışları içerisinde olduklarını belirtti. Orhan, “Münbiç’te de Türkiye’nin operasyon hazırlıklarına girişmesiyle birlikte ve ABD’nin Türkiye ile daha yakın çalışacağının anlaşılması üzerine Rusya ve rejim güçleri, YPG ile anlaşarak sınır bölgesine yani Münbiç’in dış çeperinde bayrak gösterdiler. Burada varlıkları olduğunu gösteriyorlar tabi ama bunların çok bir anlamı yok. Bunlar ABD’nin Münbiç’ten nasıl çıkacağı konusunda karar vermesi neticesinde belirlenecek çünkü Münbiç’te hala ABD askeri var ve ABD askeri varken hiçbir başka aktörün bölgeye askeri operasyon düzenlemesi çok olası gözükmüyor” dedi.

"Türk - Rus iş birliğini bozmaz"

Türkiye ile ABD arasında Münbiç konusunda görüşmelerin henüz devam ettiğini belirten Orhan, “Muhtemelen buradan kademeli ve Türkiye ile anlaşmalı bir çekilme olacak. Rejim güçlerinin buraya girmesine ABD de çok sıcak bakmayacaktır. Rusya ve rejim bir oldu, bitti yaratarak Münbiç’teki pozisyonlarını güçlendirme çabası içerisinde ama bu tarz bir ortak devriye görüntüsü Türk - Rus iş birliğini şu aşamada riske etmeyecektir. Kaygı oluşturur ama büyük sorun olarak görülmeyecektir” değerlendirmesinde bulundu.