6 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 4 SAAT 50 DAKİKA
Kurtuluş Tayiz

Kurtuluş Tayiz

Ezan tartışması

Yaşanan ezan tartışmasında yeni siyasi mühendislik faaliyetinin ipuçlarını görmek mümkün. Erdoğan karşıtı cepheyi içlere kadar yaymaya-taşımaya çalışıyorlar. Bir tür zemin daraltma, adam eksiltme ve safları bölme taktiği.

Seçim sonrasına dair kimi hazırlıklara da işaret ediyor, bu tartışma. Kurulması planlanan ancak biraz da Erdoğan’ın 31 Mart seçimlerinde güç kaybetmesine endekslenen yeni partiye şimdiden alan açılıyor, zemin hazırlanıyor.

Erdoğan’ın yıllardır derleyip toparladığı, millet için oluşturduğu iktidar gücünü ele geçiremeyince bu kez içeriden baltalamaya yöneldiler.

Zaman içinde görüldü ki, Erdoğan’ı yalnızlaştırma süreci pek de sonuç vermiyor. Erdoğan karşıtı cephe hâlâ etkisiz ve sınırlı. Bu cepheyi kalenin içine kadar yaymak şart oldu! Başka türlü sonuç almak, dışarıdan olası müdahalelerin önünü açmak mümkün değil.

***

Siyasi yelpazede bugün iki ana hat bulunmakta; birincisi Erdoğan’ın temsil ettiği arkasında geniş bir toplumsal desteğin bulunduğu “bağımsızlıkçı” bir çizgi; diğeri de Batı’nın arkasında olduğu, devletin bekasını tehdit eden “muhalefet koalisyonu”nda temsilini bulan çizgidir.

31 Mart seçimleri bu yüzden bir “beka seçimi”dir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingden mitinge koşarak devletin karşı karşıya olduğu “beka tehdidi”ni millete anlatmaya çalışıyor. İş son tahlilde hangi düşüncenin güç kazanacağı ve milletten destek bulacağıyla ilgili.

Muhalefet türlü numaralarla seçmeni etkilemeye çalışmakta ve “devşirme” adaylarla güç kazanmaya çalışmakta. FETÖ ve PKK, bu seçimlerin bir parçası haline getirildi. Erdoğan karşıtı cepheyi büyütmek için dört koldan hazırlık içindeler. Her konuyu, her tartışmayı Erdoğan karşıtı bir tartışmaya çeviriyorlar.

***

Ezan tartışması da hızla böyle bir nitelik kazandı. Devreye giren “yeni parti”ciler, ezan tartışmasında Erdoğan’ı “nobran”lıkla suçlayarak kendilerine zemin bulmaya çalışıyor. Vizyonları, Türkiye’yi Amerikan Dışişleri memurlarına bağlı bir ülke haline getirmekten öteye geçmeyenlerin Erdoğan’ı “nobranlık”la itham etmeye başlamalarını yarının habercisi olarak görmek gerekiyor.

Ezan ıslıklamanın, imam dövmenin, milletin kutsallarına saldırmanın yeni ve maalesef şaşılacak bir şey olmadığını bu ülkede yaşayan herkes biliyor. Kim kimle yakınlaşacaksa yakınlaşsın, bunu Erdoğan’a çamur atarak yapmasın.

CHP, FETÖ-PKK ve sol örgütlerle, Saadet CHP ve İp ile, hepsi birbiriyle hemhal olurken aynı gerekçeleri öne sürmüş, “muhalefet koalisyonu”nun harcını Erdoğan düşmanlığıyla karmışlardı.“Yeni particiler” de bunların hepsiyle aynı cephede birleşmeye hazırlanırken Erdoğan düşmanlığını kendine harç yapıyor. Ne var ki hepsi aynı siyasi mühendislik faaliyetinin ürünü. Hepsi aynı tornanın imali. İpleri de içeride değil, dışarıda!

Diğer Yazıları