26 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
YATSI'YA
KALAN SÜRE 26 DAKİKA
Markar Esayan

Markar Esayan

Evet, birlikte yaşamak zorundayız...

Diyelim ki şeytan vergisi katıksız bir ırkçısınız. Hitler gibi büyük bir iktidar gücüne, ırkçıların sevdiği türden bunalımlı bir konjönktür ve sağduyusunu yitirmiş geniş bir toplumsallığın desteğine sahipsiniz.

***

Irken, rengen, meşrepsel, dinsel, mezhepsel, ideolojik, yaşam biçimsel tek bir halk yaratmak için bu manyağımız harekete geçmiş olsun. Hitler’in aksine, diyelim ki önüne hiçbir engel çıkmadan pis işini sonuna kadar yapma kör talihine de erişsin...

Ne olur?

Söyleyeyim; önce donuk, sessiz, aşırı disiplinli, trenlerin saniye sektirmeden zamanında kalktığı, tektip gözüken bir topluma şahit oluruz. X ırkı dışında hiçbir farklı ırk, hiçbir özellik ortada gözükmüyor gibidir.

***

Fazla değil, bir elli yıl sonraya sardığınızda, muhtemelen manyak liderin bizzatihi kendi takipçileri tarafından katledildiğini, toplumun zembereğinden boşanırcasına çeşitliliğe koştuğunu, hızlı biçimde farklı yaşam biçimlerinin geliştiğini, bunların kendi aralarında yeniden rekabete giriştiğini göreceksiniz.

***

Bu yazı Ertuğrul Özkök’ün Kürtlerle ilgili “Birlikte yaşamak zorunda mıyız?” yazısını da incelediğim bir önceki makalenin devamı... 2014’te Oray Eğin de “Beyaz Türklerle İslamcılar birlikte yaşamalı mı?” diye sorup, bunun mümkün olmadığını, ayrışmanın ise kaçınılmaz olduğunu yazıyordu.

***

Tabloya baktığımızda durumun pek parlak gözükmediğinin farkındayım. (İnanın hep öyledir.) Ama evet, ontolojik nedenlerle birlikte yaşamak zorundayız. Bu ilahi düzen sürekli “öteki”ni yaratıp karşımıza dikiyor. Bir modern takıntı olan tektipleşmek asla mümkün değil. Birlikte yaşamak nesnel bir kaçınılmazlık. Çeşitlilik bir köşeden mutlaka filiz veriyor.

O zaman birbirimizi sindirmek, kabullenmek, bunun sistemini kurmak en iyisi değil mi?

Birlikte yaşamak, İslamcılarla Beyaz Türklerin aşk yaşaması, Erdoğan’ın viskiye başlayıp Koç’un tarikata yazılması değildir. Birbirimizden hoşlanmak, kaynaşmak zorunda da değiliz. Kimse Yozgat’ın Bodrum, Cihangir’in de Çarşamba olmasını beklemiyor.

***

Ancak her bir vatandaşımızın haklarını ve özgürlükleri garanti altına almak zorundayız. Bir sekülerlerin, bir dindarların devri diye bir şey olmaz. Ve evet, Erdoğan bunu başarabilmemiz için büyük bir şanstır. Türkiye İttifakı, bu tarihselliği ve zorunluluğu anlayan, ülkesini bir bütün olarak ileriye taşımaya kendini rehin etmiş bir liderin açılımıdır.

O nedenle ırkçı, tektipçi fantezileri bırakıp yurtsever demokratlıkta buluşalım.

Diğer Yazıları