26 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 3 SAAT 27 DAKİKA

Evet biliyoruz, Kaz Dağlarında mesele yalnızca ağaç değil!

Evin hayırsız evlatları vardır ya, böyle ne zaman ayağa kalkmaya çalışsan, böyle paçandan tutup aşağı çekerek her şeyi de eline yüzüne bulaştıran, böyle atsan atılmaz satsan satılmaz çocuklar... Evlat yani bu, ne yapabilirsin ki? Heh tam buraya dikkat kesilelim...

11 gündür “Kaz dağlarının üstü altından değerlidir” sloganlarının peşine bir furya aldı yürüyor. Yetkililer de bu konuda adam akıllı kamuoyunu bilgilendiremeyince ortalık daha da karışıyor. Derken geldi mi yine konu o Gezi olaylarında olduğu gibi mesele sadece ağaç değil muhabbetlerine?

Bizim bu hayırsız çocuklar var ya, yine toplanmışlar, hiç kimsenin olaydan doğru düzgün haberi bile yok. Otobüs otobüs adam taşınıyor Çanakkale’ye… Hani şu çayırlarında bayırlarında, şehitliklerinde rakı sofrası kurmayı medeniyet zannettikleri Çanakkale var ya, heh oraya…

Oraya gidenin Kaz dağlarına gidiyorum derken aslında Kaz dağlarına 40 km uzaklıktaki Kirazlı'ya gittiğinden bile haberi yok.

Gelin temiz temiz konuşalım şu mevzuyu. Hem zaten bu toprak bizim, bu coğrafya bizim, bunu alıp da öteye beriye niye çekersiniz onu da anlamış değiliz.

Bir kere oradaki madene çalışma ruhsatının veriliş tarihi 12 Mart 2001. Yani AK Parti falan daha ortada yok. Konuya ilişkin tüm raporlama ve izinler de CHP belediyeleri tarafından verilmiş. Hani devlet ciğerlerini kesiyor, hükümet nefesimizi kesiyor yalanlarını da şöyle güzelce bir yüzünüze sıvayıp kapatın bu konuyu.

Ama konu bu da değil.

Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir katliam yapılır ki demeden önce aklı başında olaya bir bakın, eğer ki bir ülkede maden varsa o madenler çıkarılır.. Hiçbir gelişmiş ülkenin madenlere sırtını dönme lüksü olamaz. Allah aşkına bırakın şu tırıvırıyı ya, yalandan doğacı ve çevreci takılıp da sosyal medya popüleritesine hizmet etmeyi.

Bizler oturduk bu konuda yetkili ve bilgili kim varsa arayıp tek tek öğrendik süreci…

Ve çıkan sonuç;

Dünyada ve ülkemizde Kirazlı gibi maden arama alanlardaki kurallar bellidir. Kestiğin ağaçtan fazlasını dikeceksin. Hemen burada araya da gireyim kesilen ağaç sayısı da 195 bin değil, yalan söylemeyin. 13 bin 500’dür. Buna karşılık da 14 bin fidan hali hazırda dikilmiş orada.

Süreç şöyle; izinler alınır, şartnameye göre hareket edilir, maden çıkarıldıktan sonra da bölge rehabilite edilerek eski haline kavuşturulur.. Bir de siyanürle arama diye bir şey söz konusu bile değil…

Bu aşama dünyanın her yerinde ve ülkemizde aynen bu şekildedir.

Ama şimdi,

2 yıl önce dünya maden arama kurallarına uygun bir şekilde yapılan çalışma sonucu kesilen o ağaçlar sanki bugün kesiliyormuş gibi eylem yapmanın ne faydası var? Ya da daha düzgün sorayım, bu eylemin zamanlaması manidar değil midir dostlar?

Ultra lüks villalarını Kaz Dağları eteklerine dayayıp keyif yapan popçusunun, topçusunun, komedyeninin bugün gösterdiği bu hassasiyet, şakşakçılık ve iki yüzlülük değil de nedir?

Daha geçen ay PKK, Dalaman ve Fethiye’de çıkardığı orman yangınlarını üzerine alıp kabullenmişken bu ay HDP milletvekillerinin Kaz dağlarına ve yeşile düşkünlüğü ne… Bir de böyle dağların koruyucusu diyorlar kendilerine… Hangi dağlarsa artık…

İstanbul’un göbeğinde ormanları katlederek Sarıyer’in tepesine kurulan Koç Üniversitesi'nde çocuklarının mezuniyetlerini gururla kutlayanların bugün çevreci kesilip de eylemlerde en önde bayrak tutmasına da bu ne perhiz, bu ne lahana demekten başka bir şey gelmiyor aklımıza.

He ya da şu mu yoksa? Bu ülke Fırat’ın doğusuna korkusuzca yürürken, Akdeniz’de Yunan’la burun buruna, 52 ülkenin savaş gemisinin arasında kendi fırkateynlerinin gözetiminde sondaj yaparken, ekonomik olarak yeniden toparlanma sürecine girmişken, yeni yatırımların ve yatırımcıların ülkemize ilgisi artmışken, elektrikli traktörden tutun da, ülkenin bütün şehirlerini otoyollarla birbirine bağlarken, büyümenin ve güçlenmenin önüne geçip bizi cambaza bak kesilmeye mi davet ediyorsunuz? Ve bunu da üstünüz başınız çıplak bir şekilde eylemlerle, yalan yanlış sosyal medya uydurmalarıyla yapmayı da hak ve edep görüyorsunuz kendinizde.

Meselenin ne olduğunu gayet iyi anlıyoruz.

Dış güçlerin sponsorluğunda, kendi ülkesinin büyümesine kastederek, medya ve sanat piyasasından kuklaları da oynatarak bir oyunun hayırsız oyuncularısınız sizler.

Yeter! Germeyin bu milleti. Ülkemizin gündemini ve odak noktasını başka yerlere çevirmeye çalışanların kuklası olmayın… Gelin, ülkemizin menfaatlerini, milletimizin geleceğini, doğamızı, çevremizi düzgün platformlarda birlikte konuşalım. Korunması gerekeni birlikte insan gibi koruyalım. Bir de öyle aramayın sağda solda yeni sloganlar. Eğer illa da slogan arıyorsanız şu hadis-i şerif gelsin aklınıza…

Kıyametin kopacağını bilseniz de elinizdeki fidanı dikiniz.

Bizler bu düşünce ile seviyoruz memleketimizi…

Kalın sağlıcakla.

 

 

 

Diğer Yazıları