9 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
GÜNEŞ'E
KALAN SÜRE 41 DAKİKA

Eşcinselliği ve gayrimeşru yaşamayı meşrulaştıranlar kimler?

Kimse kıvırmasın, biz millet olarak daha geleneksel, daha Anadolu Anadolu böyle nasıl diyim daha mutasıp yani orta şekerli bir haldeyiz. Aile deyince anne baba kardeşlerin yanında kuzenler, dayılar, halalar, amcalar da gelir akla. Yani ne şekilde yetiştirilirsek yetiştirelim bi akraba olayı herdaim vardır bizde.

Yalnız birileri de boş durmayıp aile kavramımıza, yani en sağlam direğimize oynuyor.

Bir nesli kırıp özümüzde kutsal saydığımız aile temelinin taşlarını hedef alıyorlar. Baksana modern dünya diye pompalayıp tek çocuklu aileleri örnek diye öne sürüyorlar. Çocuğun mu var derdin var mavallarını her yerden karşımıza çıkarıp yeni gençleri evlilikten, evlenseler de çocuk yapma fikrinden uzaklaştırıyorlar. Bunun yanında televizyonlarda da yayımlanan dizilerle dost hayatını, evlenmeden birlikte yaşamayı, nikahsız çocuk sahibi olmayı, bi bakalım uyarsa devam ederiz gibi sözde çook çook medeni hayatları gözümüze gözümüze sokuyorlar...

Şimdi bu söylediklerimizi de paranoyaklık, yok efendim her şeye de bi kulp bulmayın falan diye anlayanlar da iyi dinlesin. Yapay zekalarla evlilik, arkadaşlık, cinsellik diye sattıkları şeyin altında ne yatıyor sizce hee? Bilmem neyin son ürettiği robotlarla evlenmek artık mümkünmüş, bundan 50 yıl sonra robotlarla arkadaş olan, robotlarla evlenen insanları görecekmişiz ve o insanlar daha mutlu olacakmış.

Hiç mi dikkatinizi çekmiyor yahu… Gök kuşağı renklerini alıp lgbt yürüyüşlerinin sembolü yaptılar. Şemsiyelerinde kullandılar, atkılarını taktılar. Peki neden gökkuşağı, neden birçok anasınıfında, kreşlerde, ilkokul duvarlarında sınıfı süslemek için kullanılan gök kuşağını alıp eşcinselliğin sembolü yaptılar?

İşe bak. Bir gazlı içecek firması reklam filmi çekiyor. O reklam filmine de “demokrasi gök kuşağı” başlığını verip her yerden yaptığı yayınlarla karşımıza çıkarıyor. O renkler özgürlükmüş, o renkler modernlikmiş, o renkler bilmem neymiş. Ulan sizin demokrasiniz yerin dibine batsın, çağdaşlığınız yalan yanlış medeniyet anlayışınız masum bir gençliği yok etme oyunlarınız ayağınıza dolanıp, topunuzun kökü kurusun.

Sosyal medyada örgütlü bir algı yönetimi yaparak geyliği, eş cinselliliği, lezbiyenliği özendirici bir duruma sokuyorlar. Kazandıkları paradan, yaşadıkları şatafatlı hayata kadar renkli bir dünya çizip, eğer sen de böyle olursan bu dünyada bu hayat standartlarında yaşarsın algısıyla birçok genç kardeşimizi ağlarına düşürüyorlar. Sosyal medyada fenomenler oluşturup, bizim genç Müslümanlar kızlarımıza erkeklerimize süslü bir hayat sunup bu sapıkları idol olarak gösteriyorlar.

En son izmir de yaşanan olay... Sözde sokakta geçen bir yarışma. 13- 14 yaşındaki erkek çocuklarına eğer verdiğimiz görevi yerine getirirseniz anında 100 lira kazanacaksınız diye erkek erkeğe öpüştürmeye zorluyorlar. Sonunda da bu durumun gayet komik ve eğlenceli bir şey olduğunu göstererek etraftaki herkesin bu tarz konulara normal bakmasını sağlıyorlar.

Sonra, ne edüğü belirsiz başka bi sapık çıkıyor, yazarmıymış ne haltmış bilmiyorum eş değiştirme evliliği ayakta tutar diye sayfa sayfa bilimsel açıklamalar yapıyor. Bu ahlaksızlıktır, bu soytarılıktır, bu zavallılık ve sapıklığı meşrulaştırmaktan başka bir şey değildir.

Bunlar yetmiyormuş gibi bide Sıla ile Ahmet kural mevzusu var ülkenin gündeminde. Öncelikle şunu söyleyeyim, şiddete uğrayan her kimse kadını, erkeği, yaşlısı genci farketmez o kişinin ünlü ya da popüler olup olmadığına bakmadan gerekli önemi ve ehemmiyeti vermeliyiz, ve bu zülmun karşısına insan olarak dikilmeliyiz. Minübüste, mahalle aralarında, iş yerlerinde, köşe başlarında tacizi ve şiddeti yaşayan kim olursa olsun bu kalabalık hep bir olarak karşı çıkarmalı ve sesini yükseltmeli. Ama yeter, millet olarak bıktık bu magazinel ahlaksızlıklardan. Sanatçıların aynı gün içinde evlenip boşanmalarından, günlük sevgili değiştirmelerinden, darp dayak hikayelerinden, uyuşturucu tutkularından, skandallarından, eşcinselliklerinden, estetiklerinden, aldığı verdiği kilolardan bıktık gına geldi bize… Biz sanatçıları sanatlarıyla konuşmak istiyoruz arkadaş.

Varsın bana yobaz desinler, cahil desin, bağnaz desinler. Hangi davaları açarlarsa açsınlar. Ailelerimiz ve evlatlarımız bizim en değerli hazinelerimizdir. En kutsal sığınaklarımızdır. Gözümüzden sakındığımız çoluğumuzu çocuğumuzu bu vampir ordusunun eline düşürmemek için ne gerekiyorsa yapacağız.

Aile kurumunun mahremine oynayan, gayrı meşru yaşamı normalleştirip yeni nesle bunu pompalamaya çalışan, şiddeti ünlü ünsüz diye ayırıp ona göre ses yükselten, taraf olan tüm karaktersiz, izansız, art niyetli kesime gereken cevabı vereceğiz. Yeniden oluşturmak istedikleri Lut kavmine asla ve asla müsaade etmeyeceğiz.

Ha bu arada biraz saygı duymayı öğrenin diyenler… Allah'ın lanetlediği bu sapıklara kimse bizden saygı maygı beklemesin. Hadi başka kapıya...

Kalın sağlıcakla.

 

Diğer Yazıları