24 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İMSAK'A
KALAN SÜRE 3 SAAT 20 DAKİKA

Ekrem İmamoğlu "145 yıldır mücadele veriyoruz" derken ne demek istedi?

Şimdi size ne seçimden, ne seçimde yapılan usulsüzlüklerden, ne hırsızlıklardan, ne örgütlü operasyondan hiç birinden bahsetmeyeceğim bugün.

Bugün sizlere '145 yıldır demokrasi için mücadele ediyoruz' diye bağır bağır demeçler veren Ekrem İmamoğlu’nun ve o zihniyetin ne demek istediğinden bahsedeceğim.

Sahi ne vardı 145 yıl önce he? 145 yıldır devam eden ve bugün dahi hala savaşı verilen dert neydi, neyin mücadelesini veriyorlar tam 145 yıldır?

145 yıl öncesi Sultan Abdülaziz’i tahttan indirme planlarının yapıldığı, Mithat Paşa ve İttihatçı ekibin, Abdülaziz'in onurunu şerefini rencide edip ardından da bileklerini kesip intihar süsü verildiği zamanlardı. Yani suikast zamanlarıydı. Ardından tahta çıkardıkları Sultan Abdülhamid'in bu satılmış hainlere kan kusturduğu yıllardı 145 yıl öncesi.

145 yıl öncesi Haçlıların, Siyonistlerin, yerli işbirlikçilerinin bir olup Abdulhamid’i tahtan indirmek için birbirleriyle alışveriş yaptığı zamanlardı.

145 yıl öncesi İslam'ın sancaktarlığını yapan bu toprakların İngiliz misyonuna peşkeş çekilmeye karşı canla başla mücadele verildiği dönemdi. Hürriyet, özgürlük, işte modernleşme yalanlarıyla bir milletin köleleştirilmeye çalışıldığı, ihanetin ve kalleşliğin kol gezdiği zamanlardı 145 yıl öncesi…

Şimdi soruyorum size, bugün çıkıp da 145 yıl öncesine özlemini dile getiren birinin aklının arkasında ne olabilir?

Bu mesajı kime veriyordur? 'Tüm dünyanın gözü İstanbul’daki seçim sonuçlarında' derken ne demek istiyordur bu demokrat gözüken İttihat sevdalısı.

Eee bu adam dün camide Kur’an okumuyor muydu? 'Çocukluğumdan beri abdesttiz kaleye geçmem' demiyor muydu? 'Ayetel Kürsi'yi okumadan hiçbir işe başlamam, benim de ailem örtülü biz kardeşiz, biriz hepimiz birbirimizi sevelim, barışalım, birbirine sarılalım, hepimiz bu toprakların evladıyız' demiyor muydu bu adam?

Bugün kalkıp da benim atalarıma, benim ecdadıma, benim verdiğim mücadelenin tohumlarını ekenlere, benim davamın yürüyüşünü başlatanlara, o Fransız köpeklerinin 'kızıl sultan' dediği Sultan Abdülhamid’e nasıl dil uzatabiliyor? Nasıl gözdağı verebiliyor? Benim memleketimi iç savaş özlemiyle, kaosla, çatışmayla nasıl tehdit edebiliyor?

Şimdi anlayın beyler! Şimdi görün, şimdi bakın bu zihniyetin asıl derdinin ne olduğunu. Bunların derdi İstanbul değil, İstanbul'a hizmet etmek değil, yerel seçimler değil. Bunların derdi başka.

145 yıl öncesine özlem duyanlar şunu iyi bilsinler ki, Abdulhamid'in torunları kıyamete kadar ensenizde olacak. Ezan sesiyle uykusu kaçanlar o ezanlar siz kısmaya çalıştıkça daha da yükselecek.

Duvarlara 'Zulüm 1453'te başladı' diye yazanlar, Fatih'in evlatları bitti demeden bitmeyecek bu kavga.

Ve önümüzdeki günler neyi getirirse getirsin. Biz bu özü ayrı sözü ayrı yüzü ayrılarla, o 3 Temmuz şike sürecinde Samanyolu Televizyonu'nda şike davasını cansiperane savunup da, ardından Ali Koç'la Fenerbahçe taraftarına sevgi sözcükleri dağıtan, 15 Temmuz gecesi 'sulh içinde, taşkınlık yapmayalım' diye tweetler atan zihniyetle mücadelemizi kıyamete kadar sürdüreceğiz.

Yıllarca her türlü bedeli ödeyen, bu toprakların izzeti namusu için canından dahi vazgeçebilen dostlar, size soruyorum, İmamoğlu, '145 yıldır mücadele ediyoruz' derken, Sezai Temelli 'burası vadedilmiş topraklar' derken, Can Dündar, 'Kudüs, Mekke geçmiş olsun' diye tweetler atarken, seçim gecesi İsrail'den sevinç çığlıkları duyulurken, Yunan basını 'Ayasofya Erdoğan’dan intikamını aldı' diye manşetler atarken bizler susacak, hala kendi içimizdeki kavgayı mı devam ettireceğiz, yoksa İsmet Özel'in de dediği gibi 'TOPARLANIN BEYLER GİTMİYORUZ' mu diyeceğiz?

Karar bizim. Kalın sağlıcakla...

 

Diğer Yazıları