18 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İMSAK'A
KALAN SÜRE 6 SAAT 4 DAKİKA
Bülent Orakoğlu

Bülent Orakoğlu

Çocuk terörist yetiştirme kampları

Diyarbakır’da çocuklarının terör örgütü PKK/YPG-HDP tarafından dağa kaçırılması nedeniyle HDP il binası önünde oturma eylemi başlatan annelerin sayısı 13’e çıktı. Bilindiği gibi Hacire Akar, 21 Ağustos’ta kaybolan oğlu Mehmet’in HDP’liler tarafından dağa kaçırılarak terör örgütü saflarına katıldığı iddiasıyla 22 Ağustos’ta partinin il binası önünde oturma eylemine başlamıştı. Bu eylemden 3 gün sonra terör örgütü tarafından Mehmet Akar ailesine geri gönderilmişti. Anlaşılan PKK/YPG terör örgütünün sözde yöneticileri eylemin genişlemesinden korkarak Akar’ı serbest bırakmışlardı. Zira çeşitli yöntemlerle çocukları dağa kaçırılan Kürt anneleri yaklaşık 7 yıl öncede bir ilk olarak belediye önünde gerçekleştirdikleri eylemlerle; ’’PKK’nın uzun yıllardan bu yana Kürt vatandaşlarımız başta olmak üzere Türkiye genelinde uyguladığı şiddet politikasının ve silahlı mücadelenin sonunu getirebilecek bölgeyi normalleştirecek yeni bir dalganın önünü açmışlardı.’’ PKK/YPG terör örgütünün Güneydoğu’da uzun yıllar boyunca terör ve şiddet yaratarak baskı ve kontrol altına aldığı anneler ve aileler çocuklarının terör örgütü saflarına katılmalarını üzüntü, çaresizlik ve korku içinde izlemiş, dağa çıkan çocukların kahraman olduğu savıyla yapılan psikolojik harekat, mahalle baskısı ve örgütün şiddet eylemlerine muhatap olmamak için en yakınlarına bile çocuklarının dağa katılmasına karşı olduklarını açıklayamamışlardı. 16 Aralık 2012 tarihinde istihbarat birimlerimiz tarafından İmralı’da Öcalan ile yapılan görüşmeler sonucu başlayan milli birlik ve kardeşlik projesi olarak adlandırılan ÇÖZÜM SÜRECİ’inde silahların susması, PKK terör örgütünün silahtan ve şiddetten arındırılması ve bölge insanının ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlarının demokratikleşme hamleleriyle çözüme kavuşturulması yönünde atılan önemli adımlar bölgede insan hakları ve özgürlükleri çerçevesinde önemli paradigma değişikliklerine neden olmuştu. Çocukları dağa kaçırılan Kürt annelerinin PKK/YPG terör örgütüne karşı Diyarbakır Belediyesi önünde başlattıkları ilk eylemi bir milat olarak kabul edebiliriz. Çünkü PKK/YPG terör örgütü için bu eylem sonrasında Güneydoğu başta olmak üzere tehdit ve şiddetle elde edilen kamuoyu desteği asgari seviyeye inmiş örgüte katılımlar açık bir şekilde azalmıştır. Çözüm sürecinin ABD Başkanı Obama döneminde Pentagon’un kontrolündeki PKK/YPG-HDP terör örgütünün sözde yöneticileri tarafından 20 Temmuz 2015 tarihli Suruç katliamında Türkiye’nin parmağı olduğu gibi gülünç bir iddia ile 22 Temmuz’da Ceylanpınar ilçesinde görevli iki polis memurunun Suruç katliamına misilleme olarak örgüt tarafından infaz edilmesiyle bozulmuştu. Oysa Suruç katliamında DEAŞ, PKK/YPG-HDP ve FETÖ işbirliği yapılan soruşturmalar sonrasında açık bir şekilde ortaya çıkarılmıştı.

Türkiye, terörle mücadelede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın terörü kaynağında bitirme doktrinini başarı ile uygulayarak, Suriye ve Irak’ta gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı, Zeytindalı, Pençe, Kıran ve Kandil’i hedef alan hava destekli askeri harekatlarda PKK/YPG terör örgütüne büyük darbeler indirdi. Kaybettiği örgüt elemanlarının boşluğunu çocuklarla doldurmaya çalışan terör örgütü PKK/YPG maddi zorluk içindeki aileleri kandırarak ya da zorlayarak çocuklarından koparıyor, 11-16 yaşındaki çocukları, sözde eğitim kampı görünümünde kamplara götürerek bir daha aileleriyle görüştürmüyor. İşlediği bu suç, uluslararası insan hakları örgütlerince sık sık ele alınıyor. BM’ye göre YPG/PKK 2017’de 72’si kız olmak üzere en az 224 çocuğu ailelerinden koparıp sözde kamplarında eğitime alırken, 2018’de ise bu sayı 5 katına çıktı.

PKK’nın bünyesinde “Çocuk Savaşçıları” barındırdığına dair uyarılar ile bunların serbest bırakılmalarını içeren çağrılar, birçok uluslararası örgütlerce defalarca gündeme getirilmiş ve bu konu Zeytin Dalı Harekâtı esnasında ele geçirilen materyallerden de, çocukların sözde savaşçı terörist olarak kullanıldığına dair elde edilen bilgilerle tescillenmişti. Terör örgütü, uluslararası hukukun benimsediği insani değerleri de ayaklar altına alarak insanlık suçu işlemek suretiyle, 1994 yılından beri sistematik olarak çocukları ailelerinden kaçırarak veya ikna ederek koparmış ve küçük yaştan itibaren çocukların örgüt ideolojisi ile devşirilmesini kendisine bir ilke olarak benimsemiş ve uygulamıştır. Örgütün lider kadrosu 18 yaşın altındaki çocukları geri göndermediklerini ve bunlara cephelerde, ideolojik, siyasi, kültürel eğitimler verdiklerini kabul etmektedir. PKK bölge illerinde yaptığı faaliyetlerle çok sayıda çocuğu önce politize etmekte ve daha sonra dağ kadrosuna katmaya çalışmaktadır. Çocuk asker kapsamına giren ve terörist olarak yetiştirilen bu kesim PKK tarafından hem çatışmalarda hem de propaganda amaçlı olarak kullanılması oldukça yaygın bir uygulamadır. Çocukların gösterilerde kullanılması sonucunda çok sayıda çocuğun yaralandığı, öldüğü ve gözaltına alındığı bilinmektedir.

Sözde PKK’ya verdiği desteği Kürtlere veriyor maskesi altında Pentagon’un kontrolü altındaki uluslar arası kuruluşlara son günlerde BM de katıldı. BM Genel Sekreteri’nin ‘Silahlı çatışmalarda çocuklar’ konusundaki özel temsilcisinin SDG üyesi Mazlum Abdi ile örgütün bünyesindeki çocuk savaşçıları bırakması için imzaladığı ‘ortak eylem planına’ Cumhurbaşkanı Erdoğan terör örgütünün meşrulaştırıldığı sav’ıyla karşı çıkmıştı. Nitekim BM ile bu anlaşmanın imzalanması ve açıklamaların yapılmasının üzerinden 2 ay bile geçmeden terör örgütünün çocukları kaçırarak zorla silahlı terör eğitimi verdiği ortaya çıktı. PKK terör örgütü mensuplarını Kürt olarak gösteren Batı ve medyası terör örgütünün kaçırıp terör eğitiminden geçirdiği Kürt analarının sesini neden duymaz?

Diğer Yazıları