12 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
AKŞAM'A
KALAN SÜRE 2 SAAT 10 DAKİKA
Markar Esayan

Markar Esayan

CHP'nin 2019 resmi

Ekrem İmamoğlu’nun “145 yıldır demokrasi için mücadele ediyoruz” sözleri oldukça ses getirdi. Sultan Abdülaziz’in kanlı biçimde hal edilip yerine mason V. Murat’ın tahta çıkarılmasını mı, yoksa iki yıllık sapmayla 1876’daki 1. Meşrutiyet’in ilanını mı kast ettiği tam anlaşılamadı. Ama anlaşılan bir şey vardı ki, o da ülke tarihini bütünlüklü bir zaviyeden değil, iki politik hat üzerinden okuduğu ve kendisini oraya yerleştirdiği idi.

***

Reşit ve Mithat Paşalar, Jön Türkler ve İttihatçılar, Kemalistler ve CHP üzerinden bir çizgi çekersek, bu kesim kendisini laik, Batıcı ve reformcu olarak kodlamışlardır. Cumhuriyet’in ilanını 1920’lerin başında başlayıp biten bir süreç olarak görmeyeceksek, ondan yine 145-150 yıl öncesine denk gelen Küçük Kaynarca Anlaşması ile başlayan Osmanlı modernleşmesinin sonucu olduğunu biliriz. Ancak bu süreç hiç de ilerici/gerici diye kolayca ikiye ayrılacak bir netlikte ilerlememiştir. Sürecin en reformcu liderinin Sultan Abdülhamid olması gibi.

***

Tarihi böyle siyah/beyaz görmek kültürel ve politik olarak liderliği kaptırmış olmanın doğal bir sonucudur. Açıkçası, Abdülhamid ne muhafazakârların gördüğü kadar püripak ne de İttihatçılar vatan hainiydiler. Yine Batıcıların iddiasının aksine Abdülhamid çoğu yönden başarılı bir padişahken, İttihatçılar boş hayallerin peşinde imparatorluğun çöküşünü hızlandırmıştı. Padişah Vahdettin bir vatan haini değildi ama İngilizleri kızdırmamak gerektiğine inanmıştı. Sebebi ne olursa olsun, CHP 2. Dünya Savaşı’ndan sonra çok partili rejime geçerken olumlu bir rol üstlenmişti. DP asla darbeyi ve idamları hak etmemekle birlikte 1955 sonrasını oldukça kötü yönetmişti.

***

Verdiğim örnekler, tarihimizin siyah ve beyaz olmadığı, tüm aktörlerin tarihi ilerleten roller üstlendiklerine dairdir. Bu aktörlerin hepsi de ülke için hayırlı bir iş yaptıklarına inanıyorlardı. Her şeye rağmen CHP ve DP’nin milli konularda fikir birliği içinde hareket ettikleri bilinir.

***

Sorun şu ki, ben bugün CHP’nin hiçbir olumlu rolünü kaydedemiyorum. Aslında ortada bir CHP’nin olup olmadığı bile tartışmalıdır. Ülke aleyhine ne varsa buna taşıyıcı annelik yapan bir kabuktan bahsediyoruz artık.

Diğer Yazıları