21 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 5 SAAT 52 DAKİKA
Engin Ardıç

Engin Ardıç

Bunların hepsi boş laftır

Büyük deprem, yirminci yıldönümünde bütün yurtta, dış temsilciliklerimizde ve yavru vatan Kıbrıs'ta törenlerle anıldı.
Bu arada bol bol "uyarı" yapıldı.
Uyarılar "yeni bir deprem olacak, tedbirinizi alın" şeklindeydi.
Bildik laflar sıralandı, çarpık kentleşme, betonlaşma, falan filan.
Kentsel dönüşüm... "Riskli" binaların yenilenmesi...
Fakat bu dönüşüm muhterem İstanbul sakinleri tarafından "eski evi müteahhide verip bir yerine iki daire kapma" şeklinde değerlendirildiğinden, o risk ortadan kalkmış değil. Bu arada "kaçan müteahhitler" de curcunaya ayrı bir renk katıyorlar.
Hem kentsel dönüşüm isteyen, hem de ortalık toz toprak olduğu için "Tayyip'e saydıran" CHP'li Kadıköy sakinleri de bu çorbaya tuz döküyorlar.
Öte yandan hafriyat kamyonlarının rengi malum: Sarı.
"Sarı kamyon şehitlerinin" sayısı son baktığımda 27'ydi, şimdi bilmem kaç olmuştur?

***
"Deprem eğitimi" verilsin deniyor, ortada eğitim meğitim yok.
Bunun eğitimi nasıldır? "Masanın altına girin"den ibaret kalacaktır.
"İstanbul'un güney ilçelerine inşaat yapmayın" esaslı bir eğitim sayılabilir ama onun da alıcısı yok.
"Tedbir alın" şeklinde ukalalık ediliyor.
Hadi niyet edelim de alalım bakalım, ne tedbiri alacağız?
Yirmi yıl önce bazı uyanıkların çarçabuk yapıp sattıkları "deprem torbalarından" mı satın alalım?
Yaz gecelerini dışarıda geçirelim de kış geceleri ne yapacağız?
Bol bol dua edeceğiz.
"Hayatlarımızı saldık çayıra, Mevlam kayıra" diyeceğiz,
***
Hiç lamı cimi yok, büyük bir depremde İstanbul'un yarısı yıkılır. Şiddete bağlı...
Sağlam bina da yıkılır.
Ölü sayısı milyonu bulur da geçer bile.
İstanbul biter. Hayatı da biter ekonomisi de. Elli yıldan önce de kendine gelemez. Hani, yangına giden İzmir'in yirmi yılda ancak toparlanması gibi...
"Bu saatten sonra" yapacak pek bir şey yoktur.
Ne o cesetler ha deyince kaldırılabilir, ne o yaralılara bakılabilir, ne sağ kalanlar günlerce doyurulabilir, ne de salgın hastalığın önüne geçilebilir.
Haberleşme ortadan kalkar. Artakalan malların fiyatları yirmiye otuza katlanır. Her şey karaborsaya düşer.
Hiçbir örgütlü ve disiplinli işe gelemeyen halkımız da birbirinin gözünü oyar...
Yirmi yıl önceki büyük depremde gözlendiği gibi, komşu illerden "yağmaya" gelirler.
Ölülerin parmaklarından yüzüklerini toplayan bir çete bile görülmüştü. Lumpene tedbir mi dayanır?
"Toplanma alanları" varmış, kurtulanlar oralarda toplanacaklarmış...
Diyelim ki kurtuldum, diyelim ki Berlin'in bombardıman sonrası görüntüleri gibi seke seke molozları aşarak, cesetlerin üzerinden atlayarak, açık kalmış sokaklardan toplanma alanına yöneldim, neresi o alan? Daha doğrusu, toplanma alanı olacak "boş yer" var mı?
Bana kimse alanımı söylemedi şimdiye kadar.
Kendi toplanma alanını bilen var mı içinizde?
Eğitim diyorsunuz, versenize hemşerim bana eğitim...
Nereden alayım o eğitimi, okula mı yazılayım?

Diğer Yazıları