26 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 6 DAKİKA
Engin Ardıç

Engin Ardıç

Bunlar bizi öldürürler

Doktora sorarsan, "normalde yapamayacakları şeyleri yapıyorlar"...
Yüz yüze söyleyemeyecekleri şeyleri sosyal medyada söylüyorlar.
"Büyüyünce AK Partili olacaksa beş yaşındaki kız çocuğunun ırzına geçilmesi iyidir" gibi... Bunu söyleyen de bir kadın üstelik.
Sıkışınca da "sonradan sildim ama" diyor. Yerseniz, pişmanmış.
Anadolu Ajansı'nın bir muhabiri, ayda üç otuz paraya emek harcayan bir çocuk, haber peşinde, yani görev sırasında uçurumdan düştü. Bugüne kadar yalnızca ayakkabısının teki bulunabildi.
Sosyopatlar çok sevindiler.
Sosyal medya adı verilen zevzeklik ve pislik ortamına gene bozuk ruhlarının çöp tenekesini döktüler.
"Üzülmedim kiii... Üzülmedim kiii..." diyen çıktı.
"Düştüğü yerdeki toprağın canı acımamıştır umarım" diyen çıktı.
"Ölmediyse gömün gitsin" diyen çıktı.
"Millete yanlış bilgi verdiyse gebersin" diyen de çıktı.
Anadolu Ajansı'nın seçim gecesi sonuçları veriş şeklini beğenmemişler, hınçlarını görev şehidi zavallı bir muhabir çocuktan çıkarıyorlar.
Bu insanlık suçudur, insanlığa karşı işlenmiş suçtur, zamanaşımı da yoktur.
Böylece halk da, kim nefret suçu işliyormuş, kim kimi "ötekileştiriyormuş" görüyor.
Görebilen görüyor tabii, görmek isteyen görebiliyor.

***
Bunlar ruh hastaları. Fakat "cezai ehliyetleri" var.
Çünkü ancak sanıkta "psikoz" söz konusuysa cezai ehliyet olmaz, "nevroz" buna girmez.
En ağır cezalara çarptırılmaları gerekir, fakat polis ancak yakaladığını öpüyor, kaçan kurtuluyor.
Doktor "normalde yapamayacakları şeyleri söylüyorlar" demiş.
Yapamayacakları ne malum?
Hemen ardından da eklemiş: "Bedel ödeyecekler... Eğer bedel ödemezlerse yarın daha kötüsünü yaparlar."
Yani, "kuvveden fiile" çıkarlar. Düşünceden uygulamaya...
"İç savaş çıksın" diye art ayaklarıyla kaşınanlar da bunlardır.
Ruhlarında artakalmış vahşet hissi, "muhalefet" görüntüsü altında dışa vuruluyor. Ya günün birinde "eyleme" dökülürse?
Öte yandan gün geçmiyor ki, kaçırılmış ve öldürülmüş çocuklar, arabaya bağlanıp sürüklenmiş köpekler, gözleri oyulmuş kedi yavruları ya da patileri kesilmiş köpek yavrularının haberleri de gelmesin...
Kötü bir yere doğru gidiyoruz.
Türkiye'nin içini karıştırmak isteyenler yalnız iktidar-muhalefet çekişmesine değil, işte bu vahşet hissinin de üzerine oynayacaklar.
Yetmişli yıllarda yaptıkları gibi.
Yutup yutmamak sizin elinizdedir.

Diğer Yazıları