29 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İKİNDİ'YE
KALAN SÜRE 43 DAKİKA
Ahmet Kekeç

Ahmet Kekeç

Böyle salak itham görmedim!

Tanımam etmem... Araştırmacı gazeteciymiş... Geçenlerde, başıma musallat olan bazı sosyal medya kullanıcılarının merakına tercüman olurken, “araştırmacı-gazeteci” diye geçinen bu şahsı da bahis mevzuu etmişim... 

Doğrudur, etmişimdir. 

İsmini daha önce duymadığım için, bu yazıda da açık etmeyeceğim. İsmiyle anmaya değer biri olduğunu düşünmüyorum. CHP’li bir gazeteciymiş. CHP’nin içine düştüğü durumla ilgili bir de kitap yazmış. Kendince “belgeler” konuşturan ve “ben bilirim” havalarında ortalarda dolaşan boş beleş bir zat. 

Bir şey bildiği yok aslında. 

Sallıyor. 

Hani insan sallar da, sallamalarının bir mesnedi olur. 

Bu, mesnetsizce sallıyor... 

Sallamalarından yeni “sallamalar” çıkarıyor. 

Kendi uydurması olan “bilgiler” böylece, zincirleme uzayıp gidiyor. Okuduğunuzda, “Hangi birini düzelteyim birader?” deyip, panik oluyorsunuz. Azıcık doğruya yakın şeyler söylese, düzeltme imkânınız olacak. Dolayısıyla, söylediği hiçbir şeyi düzeltemiyorsunuz. Öyle, çaresizce bakıp duruyorsunuz. 

İsminin önünde “araştırmacı-gazeteci” ibaresi var ama bugüne kadar gördüğüm en cahil, en özensiz, en dikkatsiz, en zavallı gazeteci... Daha doğrusu, “gazeteci karikatürü...”

Bir FETÖ kuruluşu olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ndan ödül aldığımı iddia etmişti... Daha doğrusu, sallamıştı. 

Niçin buna tamah ediyor? 

Niçin sallıyor? 

Olmayan ödülü aldığım için FETÖ’ye karşı kırılgan olduğumu mu söylemeye çalışıyor? 

Bunu yapıyor ama FETÖ bir “suç örgütü” olarak tescil edildikten sonra elinde “tape” ve “illegal kayıt”la dolaşan siyasetçiler bahsine hiç girmiyor. 

Girse, bir bölümü dava arkadaşı olan hakiki “kırılganlarla” karşılaşacak. 

Bu işlerden nedense (neden acaba?) uzak duruyor. 

Daha önce de gerekli düzeltmeyi yapmıştım ama bir kulağından girip öbür kulağından çıkmış... 

Bugüne kadar Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ndan herhangi bir ödül almadım. 

Sadece ödül mü? 

Hiçbir davetlerine icabet etmedim. 

Hiçbir toplantılarına katılmadım. 

Hiçbir etkinliklerinde boy göstermedim. 

Eleman, “Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı”yla, “Türkiye Yazarlar Birliği”ni karıştırdığı için, durumu “tavzih” eden bir not yazmış, şu tavsiyede bulunmuştum: 

Fetullahçıların “Yazarlar Birliği” diye bir kuruluşu yok evlat... Böyle bir kuruluşları hiç olmadı. “Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı”yla karıştırıyorsun.  

Birtakım ödüller aldım, evet.  

Bu çerçevede Yazarlar Birliği’nin “Yılın Köşe Yazarı” ödülünü de aldım...  

Para almadım, hayır... Sadece plaket aldım. 

Madem bu ülkede “gazetecilik-yazarlık” yapacaksın, önce meslekî tecessüsünü geliştir, “kim, kimdir?” öğren, sonra pislik atmaya kalkış! 

Eleman, bu “uyarım” üzerine, güya sosyal medya hesabından bazı “düzeltmeler” (!) yapmış. 

Bu kez, merkezi Ankara’da bulunan Türkiye Yazarlar Birliği’nin adını “Türkiye Yazarlar Vakfı” olarak değiştirmiş. 

Birkaç kez böyle yazdıktan sonra “Yazarlar Birliği”nde karar kılmış. 

Bir yanlış yazıyor, bir doğru yazıyor. 

Bunu yaparken de Türkçenin canına okuyor. Tepeden tırnağa özensizlik... 

Mesele neymiş, biliyor musunuz? 

Ben “Yılın Köşe Yazarı” ödülünü 1997 yılında almıştım. 

Benden üç yıl sonra (yani 2000 yılında), Fetullah Gülen’e hizmet ödülü vermişler. (Bilmiyordum. Bu vesileyle öğreniyorum.) 

Ben bu nedenle suçlanıyorum... 

Daha doğrusu, “müneccim” olmadığım için suçlanıyorum. 

Herhalde, “Üç sene sonra Fetullah Gülen’e ödül vereceksiniz. Bu nedenle ödülünüzü reddediyorum” demem gerekiyordu. 

Böyle salak suçlama olur mu? 

Sorup soruşturdum: Türkiye Yazarlar Birliği, FETÖ bir “suç örgütü” olarak tescil edildikten sonra Fetullah Gülen’e verdiği ödülü iptal etmiş ve arşivinden silmiş. 

Uyanık gazetecimiz, 21 sene öncesine gideceğine, günümüze gelse ya...  

Elan FETÖ’yle iş tutan CHP’lileri, HDP’lileri, liberalleri, İP’lileri ve “Atatürkçü” maskesiyle dolaşan maklubecileri kalemine dolasa ya! 

Diğer Yazıları