26 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
AKŞAM'A
KALAN SÜRE 6 DAKİKA
Gündem

Binali Yıldırım: Yaptığım hizmetlere İmamoğlu'nun hayali bile yetişmez

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, çocukluğunu geçirdiği İstanbul'daki adaylık sürecinden özel hayatına kadar hakkında merak edilenleri anlattı.

Binali Yıldırım: Yaptığım hizmetlere İmamoğlu'nun hayali bile yetişmez
0 YORUM YAP

Haber Türk'ten Kübra Par ile röportaj gerçekleştiren Binali Yıldırım, İstanbbul seçimlerinden, ortak yayına, proje ve vaatlerinden özel hayatına dair bir çok konuda samimi açıklamalarda bulundu.

İşte Binali Yıldırım röportajından kesitler;

Binali Bey, seçime iki hafta kaldı. İçinizdeki duygu nasıl, tam olarak ne hissediyorsunuz?

Seçime 2 hafta var. Bir an önce 23 Haziran’ın gelmesini bekliyorum.

Endişe, umut, umutsuzluk?

Umutsuzluk asla yok. Umut da var, heyecan da var. İnşallah iki hafta sonra bu işi hallediyoruz.

Binali Bey uzun siyaset hayatında büyük başarılar gördü. Bakanlık döneminiz, icraatlar, Başbakanlık, Meclis başkanlığı. Ancak bu İstanbul süreci biraz tartışmalı oldu. Bunu Binali Yıldırım’ın siyasi hayatında nasıl bir dönem olarak görüyorsunuz?

Doğrusunu isterseniz Kübra Hanım, benim siyasi hayatımda her şey dikensiz gül bahçesi değil. Mücadele ederek bugüne geldik. Ben mücadeleden kaçan bir insan değilim. Mücadele benim heyecanımı, azmimi daha da artırır. Biz esasında Anadolu insanı olarak, hele de Erzincan insanı olarak acılara dayanıklıyız. Çok deprem gördük, acılar çektik. Bu yüzden ben herhangi bir şeyle karşılaştığımda yıkılmam. “O da bizim nasibimizdir, kaderimizdir” der yoluma devam ederim. Siyasette ilk yolculuğa 1994 yılında Tayyip Bey’in belediye başkanlığı döneminde başladım. O görevini tamamlayamadan yargılandı, mahkûm oldu, ayrıldı. Ben de hemen arkasından ayrıldım. O gün bugündür Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte yol yürüyoruz. Birlikte zorlukları da aştık, güzel günleri de yaşadık.

Gençken sokaklarında dolaştığınız İstanbul ile bugünkü İstanbul’u kıyasladığınızda nasıl bir fark görüyorsunuz? Şehir sizce kötüleşti mi, iyileşti mi?

İyi olan tarafları da var, iyi olmayan tarafları da... Eskiden nüfus yoktu, o nüfusa göre daha rahattı şehir. Daha az trafik vardı, daha az bina yoğunluğu vardı. Yaya olarak vakit geçirebileceğiniz yerler vardı. Gürültü daha azdı, hava kirliliği daha azdı, su yetiyordu. Ancak 90’lı yıllara geldiğimizde sular akmamaya başladı, hava kirliliği arttı, altyapı, ulaşım, yollar yetersiz hale geldi. Çukur çamurdan geçilmez oldu. Çöp dağları tehlike oluşturmaya başladı. Halkalı’da, Ümraniye’de bu dağlar patladı, insanlar hayatlarını kaybetti. Ama bugün bunları konuşmuyoruz. İstanbul’un her yeri temiz. İstanbul’un ana güzergâhlarında çok güzel peyzajlar var. Kadıköy’den başlayıp Bostancı’ya, Tuzla’ya kadar sahilde alanlar düzenledik. Benzer şekilde Yenikapı’dan Bakırköy’e kadar sahil düzenlemeleri yapıldı. Birçok şehir parkları açılıyor. Su kirliliği yok, hava kirliliği yok. Ama trafik var. İstanbul trafiğinde 4 milyona yakın araç var. Her gün 3 milyona yakın araç trafiğe çıkıyor. Dolayısıyla yeterli otopark yok, toplu taşıma gelişiyor ama ihtiyaca göre daha ağır tamamlanıyor, gecikme var.

“İstanbul trafiğini çözersem ben çözerim” demiştiniz. Nasıl çözeceksiniz?

Bunun için mucit ya da kâhin olmaya gerek yok. Ben bu ülkede 12 yıl ulaştırma bakanlığı yaptım. Yurdun her köşesinde, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine her karış toprağında hizmetimiz var. 20 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Havalimanlarını 26’dan 57’ye çıkardık. Hızlı tren rüyasını gerçekleştirdik. Ülkeyi bir baştan bir başa internetle donattık. Bakın bugün her yerde internet var. Zaman değişiyor, ihtiyaçlar değişiyor.

İstanbul’u zaten uzun yıllardır AK Parti yönetiyordu. Siz bu yönetimin belli bir bölümünde de Ulaştırma ve Haberleşme bakanıydınız. Şimdi halkın başka beklentileri var. Mesela, İstanbul halkı medeni bir şekilde oturarak metrobüste seyahat edebilecek mi? Diğer büyük şehirlerdeki gibi şehrin altını metro ağlarıyla donatabilecek misiniz? Bunca yıl yapmadığınız neyi yapacaksınız da bu durum değişecek?

“Bunca yıldır yapmadığınız demek” ile haksızlık gibime geliyor. İstanbul’da son 10 yıldır bizim yapmış olduklarımız olmasaydı bugün İstanbul’da bir noktadan bir noktaya gidemezdiniz. Çok iddialı bir şey söylüyorum. Düşünün, iki tane köprüsü vardı İstanbul’un. Birini rahmetli Özal, diğerini Demirel yaptı. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü rahmetli Demirel’in, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü de Özal’ın. Peki Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım ne yapmış? Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yaptık, İzmit Körfezi ile Bursa’yı Osmangazi köprüsüyle bağladık. Etti iki köprü. Yetmedi, Marmaray’la Üsküdar’ı Sirkeci’ye, oradan Kazlıçeşme’ye denizin 65 metre derinliğinden trenleri geçirdik. Hemen yanından Avrasya Tüneli’nden de arabaları Haydarpaşa’dan binip Yenikapı’dan çıkan iki denizaltı iki deniz üstü geçiş yaptık. Bir yandan elli yılda yapılan iki köprü, diğer yandan on yılda yapılan iki köprü artı iki denizaltı geçişi. Bu dört tane geçiş olmasaydı, sadece iki köprüye kalmış olsaydık İstanbul’un da araç sayısı 1 buçuk milyondan 4 milyona çıkmış iken, soruyorum size ne yapacaktı İstanbullu? Aracı olan bir yerden bir yere gidebilecek miydi? Gidemeyecekti. Bunlar yüzde 30 rahatlama sağladı. Ama İstanbul büyümeye devam ediyor, araç sayısı artmaya devam ediyor. Dolayısıyla bunlar da yetersiz. Şimdi ne yapacağız? Yapacağımız çözüm toplu ulaşımda. TEM dediğimiz ikinci otoyolun (E6) altı ile Marmaray arasında nüfusun yüzde 85’i yaşıyor. Çok dar bir alanda çok yoğun bir nüfus var. Bu bölgede metro ağını 518 kilometreye çıkaracağız. Şu an metro ağımız 233 kilometre.

Metrobüsteki izdihamı kısa sürede çözecek bir vaadiniz var mı?

Teknoloji çok gelişti. Yakında akıllı ulaşım sistemleri, sürücüsüz araçlar devreye girecek. Üsküdar-Ümraniye metrosunda sürücü yok. Bu metrobüslere de uygulanacak. Metrobüs araçları aynı yolu kullanmak kaydı ile yüzde 50 yeni araçlarla donatılacak ve bu araçların sürücüsü olmayacak. Onlar birbirleriyle M To M (makineden makineye iletişim) ile iletişim kuracaklar. Duraklara gelme ve duraklardan ayrılma süreleri hep aynı olacak, dolayısıyla insan inisifiyatinde olan “Geç geldi, erken kalktı, orada yığılma var” meselesi ortadan kalkmış olacak.

Metrobüs sayısı yüzde 50 artacak dediniz. Ne kadar süre biçiyorsunuz buna?

Bu iki yılda olacak bir şey.

Otopark sorununu nasıl çözeceksiniz? Özel otoparklar pahalı ve giderek fiyatları yükseliyor.

İSPARK’TA ilk bir saati her yerde ücretsiz hale getireceğiz. Ücret bir saatten sonra alınmaya başlanacak. İSPARK önemli bir şey olmadığı zaman değnekçilerin eline düşüyorsunuz. Kavgalar, gürültüler oluyor, arabanız güvende olmuyor. Halbuki İSPARK öyle değil.

Musluk suyu içebilecek miyiz İstanbul’da?

Bu pekâlâ mümkün. Musluk suyunun içilmeyeceği yönünde bir algı oluştu. Yılların algısı bu. İstanbul’da dar gelirli bir sürü aile var. Dışarıdan hazır su almak bütçeye ciddi bir yük oluyor. O yüzden evet, musluk suyu içilebilir hale gelecek.

Ekrem İmamoğlu ile çıkacağınız canlı yayın için Uğur Dündar’a bir çağrınız oldu ama o programı modere etmekten vazgeçti. Alındınız mı? Neden Uğur Dündar’ı istemiştiniz?

Alınmadım ama keşke vazgeçmeseydi. Yılların tecrübeli gazetecisi. Böyle ufak tefek dayatmalara, baskılara boyun eğmemesi lazımdı. Tam da kendi ifadesi gibi kutuplaşmanın, ayrışmanın olduğu bir dönemde ben Uğur Dündar’ın olmasını çok arzu ettim. Bu teklifi iletişimde yeni bir süreç başlatmak için yapmıştım ama maalesef yarım kaldı.

Kararsızlara Binali Yıldırım’ın çağrısı nedir?

Kararsızlık iyi bir şey değil, kararınızı verin. Adaylara bakın, geçmişine bakın, şimdiki haline bakın, vizyonuna bakın, kararınızı verin. Ben iddialı konuşuyorum, 16 yıl ülkemin her köşesine hizmet götürdüm, çok büyük hizmetlerim var. Dolayısıyla beni Binali Yıldırım yapan bu şehre borçlu olduğumu düşünüyorum ve bunu da beni belediye başkanı yaparsanız en güzel şekilde ödeyeceğim. Yaşamakta olduğumuz ekonomik sıkıntıların İstanbul’da en az şekilde hissedilmesi için canla başla çalışacağım. Hem aile bütçelerine katkı sağlayacağım hem gençlerimizin geleceğine dair projeleri hayata geçireceğim hem de İstanbul’u yatırımcılarla daha çok buluşturarak İstanbul’un gelecek beş yılında 165 milyarlık yatırım yapılmasını sağlayacak projeleri hayata geçireceğim. Her yıl 100 bin 5 yılda 500 bin İstanbul’daki hemşerimize iş, aş imkânı sağlayacağız.

AK Parti Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun sözlerinden hareketle Ekrem İmamoğlu’nun Trabzonluluğu üzerinden Rum, Pontus tartışması başladı. Bu tartışmayı nasıl karşılıyorsunuz?

İmamoğlu, Pontus mu, etnik kimliği Rum kökenli mi şeklinde bir noktaya getirildi. Bir insanın etnik kimliği kendi karar verebileceği bir şey değil. Sizin Türk mü, Kürt mü, Arap kökenli mi olduğunuz sizin isteğinizle olmuyor, doğuştan gelen bir özellik. Erzincan’da Alevi olan var, Sünni olan var. Biz birlikte gül gibi geçiniyoruz. Bir sıkıntımız yok. Dolayısıyla kişileri etnik kimlikleri ile değerlendirmek, yargılamak fevkalade yanlış bir iştir. Ama Sayın İmamoğlu kızıp bağırıp çağıracağına, “Benim etnik kimliğim belli kardeşim, ben Trabzonluyum” dese, tartışmayı bitirse daha iyi olurdu bence. Niye kızıyor ki, kızacak bir şey yok.

İstanbul’daki Trabzonlular size kızıp Ekrem İmamoğlu’na oy verirler mi?

Bana neden kızsınlar ki? Ben Trabzon’un fahri hemşerisiyim. Benim Trabzon’a yaptığım hizmetlere Ekrem İmamoğlu’nun hayali bile yetişmez.

Röportajın tamamını okumak için TIKLAYIN