21 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İMSAK'A
KALAN SÜRE 1 SAAT 32 DAKİKA
Siyaset

Başkan Erdoğan: Bolton'ın ifadelerini kabullenmemiz mümkün değil

Başkan Erdoğan, John Bolton'ın Türkiye hakkındaki açıklamalarına sert tepki göstererek, "İsrail'den verdiği mesajı bizim kabullenmemiz, bunu yutmamız mümkün değildir" dedi.

Başkan Erdoğan: Bolton'ın ifadelerini kabullenmemiz mümkün değil
0 YORUM YAP

Başkan Erdoğan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın açıklamalarının kabul edilemez olduğunu söyledi. AK Parti TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan şunları kaydetti: "Kahraman askerlerimiz tarafından söndürülen DEAŞ balonu sayesinde, Suriye hızla bu beladan kurtulma sürecine girdi. Ancak, Bolton'ın İsrail'den verdiği mesajı bizim kabullenmemiz, bunu yutmamız mümkün değildir."

"Hakkından gelmek boynumuzun borcu"

Çok yakında Suriye topraklarındaki terör örgütlerini etkisiz hale getirmek için harekete geçileceğini vurgulayan Erdoğan, "Bu müdahalemize engel olmaya çalışan başka teröristler de olursa elbette onların da hakkından gelmek boynumuzun borcudur." dedi.

Erdoğan, "Suriye'de, Türkiye'nin Kürtleri hedef aldığı yalanı en alçak, onursuz, en çirkin, en bayağı iftiradır." değerlendirmesinde bulundu.

"Sarı yeleklilerin içlerinde PKK var"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fransa'da sarı yeleklilerin içlerinde PKK var. Acaba bunu incelediler mi araştırdılar mı? Biz buradan biliyoruz. Yarın diğer ülkelerde de aynısı olacak." diye konuştu.

 Erdoğan'ın konuşmasından diğer ayrıntılar şöyle: 

"Mecliste saflar netleşmiştir"

"Mecliste de saflar netleşmiştir. Bir yanda AK Parti ve onunla devletin bekası konusunda birlikte yol yürüyen MHP, diğer yanda ise ana muhalefet partisi ve artık onunla aynı yolda yürüdüğü gün gibi aşikar olan bölücü terör örgütü güdümündeki yapılar vardır. Milletimiz bu fotoğraflar arasında bir tercih yapacaktır.

"Geçmişte oy alamadığımız seçmenlerimize kendimizi ifade etmek istiyoruz"

Oy alamadığımız seçmenleri, gönüllerine giremediğimiz belki de bunun için onlara henüz ulaşamadığımız vatandaşlarımız olarak görüyoruz. Geçmişte kimin hangi partiye oy verdiğine bakmaksızın ülkemizin her ferdine ulaşıp kendimizi ifade etmek istiyoruz. İşte bu yüzden "gönül belediyeciliği" diyoruz.

"Cuma'dan itibaret Trabzon, Sakarya ve Kocaeli adaylarını açıklayacağız"

İlçeleriyle birlikte Ankara, İstanbul ve İzmir adaylarımızı tanıttık. Büyükşehirlerin bir kısmını bizzat biz açıklayacağız. Cuma'dan itibaren Trabzon, Sakarya ve Kocaeli'ne giderek adaylarımızı açıklayacağız.

"Kimse 'ben' diye hareket etmesin. Ben yok, biz var"

Her şeyin milletimizle paylaşıldığı şeffaf bir ittifak yapıyoruz. Çok açık bir şey söyleyeceğim, yapmış olduğumuz bu ittifak konusunda herşeyden önce tüm teşkilat mensuplarımızın, partimizin, MHK'nın aldığı kararlara ve yapmış olduğumuz istişareler neticesinde verdiğimiz kararlara saygı duyulmasını istiyoruz. Herhalde bizler bu yürüyüş esnasında özellikle Cumhur İttifak olarak kazanmaya karar vermiş bir davayız. Onun için de aramızdaki bu bağları kimse zayıflatma yoluna gitmnesin. Kimse de kalkıp "ben" diye hareket etmesin. Burada ben yok, biz var. Öyle ki aday tanıtım toplanmtılarımızda ittifaktan destekleyeceğimiz adaylara kendi adaylarımıuzla birlikte yer veriyoruz. Rabbim bizi bu yolda mahçup etmesin.

"Karşımızda Zillet ve İllet İttifakı vardır"

Cumhur İttifakı 31 Mart'ta inşallah bu yoldan zaferle çıkacaktır, ben buna inanıyorum. Karşımızda malum Sayın Bahçeli'nin tabiriyle Zillet İttifakı, benim tabirimle İllet İttifakı vardır. Hep söylediğim gibi bugün Türk siyasetinin en önemli sorunu ana muhalefettir. Daha doğrusu ana muhalefetin iktidara bir marjinal örgüt gibi davranıyor olmasıdır.

"Koltuğunu riske etmemek için cumhurbaşkanlığına aday olmadı"

Yerli ve milli duruş sahibi CHP'lileri tenzih ederek söylüyorum ki, bugün CHP yönetimi cumhuriyetçilikle de milliyertçilikle de devletçilikle de uzaktan yakından alakası olmayan bir zihniyetin eline geçmiştir. CHP adına konuşa, ahkam kesen bir takım isimlerin yaptıklarına baktığımızda kimi zaman acı acı gülümsüyor, kimi zaman üzülüyor, kimi zaman öfkeleniyoruz. Bunun kaynağı CHP'nin başındaki zattır. Bu zat, 9 yılda 9 seçim kaybetmiş olmasına rağmen yerinden kıpırdamaz. Koltuğunu riske atmamak için cumhurbaşkanlığı seçimine aday olmaya cesaret edemedi, edemez de. Buna karşılık konu yalan ve iftiraya gelince ahkam kesiyor. 

"Dikkatimizi çeken diğer husus CHP'nin içindeki Bizans aşkı"

Bu süreçte dikkatimizi çeken bir diğer husus ise CHP'lilerin içinde Bizans aşkı oldu. Gezi Olayları'nda duvarlara "zulüm 1453'te başladı" sloganı yazılmıştı. Yine Ankara'daki Malazgirt 1071 duvarının inşaatını yaparken ortaya çıkan provokatörleri savunan da bu zattır. Bizans dönemindeki şehir isimleriyle hazırlanan afişler CHP'nin zihniyetinden başka birşey değildir. Bunların İBB adayının yaptırdığı heykelde Rum katile yer vermesi şaşırtmamıştır. Biz yurtta sulhu sloganla değil, demokrasimizi savunmamızı güçlendirerek sağlayacağımızı biliyoruz.

"CHP'ye kalsa Anadolu'dan Avrupa'ya hala sandalla geçilecekti"

Keban Barajı gündeme geldiğinde CHP zihniyeti, "bu projeyle kurbağalara göl yapıyorsunuz" diyerek engellemeye çalıştılar. Seyhan Barajı'na karşı çıkma nedenleri ise köstebekler oldu. İstanbul'un imar çalışmaları yapılırken CHP'liler Barbaros Bulvarı, Vatan caddesi, Millet caddesi gibi yollara "uçak mı indireceksiniz buralara" diyerek karşı çıkmıştır. Marmaray'a ve Avrasya Köprüsü'ne de bu şekilde itiraz ettiler. CHP kafasına kalsaydık İstanbul'da yaşayan onlarca milyon insan Anadolu ve Avrupa yakalarına hala sandal ve vapurla geçmeye çalışacaktı. Medeniyet ve kültürümüze ait ne varsa hepsini engellemek için çalışan bir partiyle karşı karşıyayız. Biz milletin özgürlüğünü genişletmeye çalıştıkça bunların faşist zihniyeti ortaya çıkıyor. Bu ülkenin cumhurbaşkanını Mozart dinlemeye ve bira içmeye zorlamak faşistliğin daniskasıdır. 

"Bu ülkede insanların yaşam biçimiyle uğraşan CHP zihniyetidir"

Başı açık kızlarımıza konserden çıkıp Suudi Arabistan'a gidin ne işiniz var burada diyenlerin halini görün. Bunlar da neymiş, sanatçıymış. Dert başka, ne derseniz deyin. Bu ülkede insanların yaşam biçimiyle uğraşan CHP zihniyetidir. AK Parti tam aksine bu ülkede yaşam çeşitlerini garanti altına alan bir siyasi zihniyettir. Bu milleti bidon kafalı, makarnacı, köürcü, dağdaki çobanla benim oyum bir mi diyenlerin faşistliği lime lime üzerlerinden dökülmektedir. Halbuki demokraside herkesin inancına saygı duymak esastır. Türkiye'de sadece bu faşistler insanları içki içenler içmeyenler baş örtülüler örtüsüzler diye ayıranlardır. Bizim inancımızda töremizde böyle bir dayatmaya izin verilmez. Her türlü farklılığı içinde yaşatan Anadolu insanı bunu ayrışma değil, zenginlik kaynağı olarak görür. CHP'nin demokrasi karnesindeki sıfırlar bu kadarla bitmez ama fazla zamanınızı almak istemiyorum.

"Elektrik faturalarının bir kısmını devlet ödeyecek, kredi kartı borçları yapılandırılacak"

Geçtiğimiz yılın son grup toplantısında milletimize asgari ücrette beklentilerin üstünde bir zamla, fatura indirimleriyle müjde vermiştik. Tabi ki gidecek daha çok yolumuz var. Bütçe disiplininden taviz vermeden bu yolu yürüyeceğiz. Her güzel gelişmeyi milleltimize müjde olarak yansıtacağız. 16 yıllık AK Parti iktidarının en büyük özelliği sosyal devlet olmanın tümg erekliliklerini yerine getirmesidir. Her ay ortalama 80 liralık elektrik faturasını devlet ödemiş olacak. Diğer müjdemiz kredi kartı borcu olan vatandaşlarımıza. Daha kolay ödemeleri için bir imkan sağlıyoruz. Ziraat Bankası aracılığıyla ödeme güçlüğü yaşayan vatandaşlarımızın borçları tek bir çatı altında toplanacak. Hangi banklaya borcu olursa olsun Ziraat'ten aldığı yardımla bu borçlarını kapatacak. Aylık gelirine uygun bir yapılandırmayla bu borcunu ödeyecek. Halkbank bu zamana kadar esnaf ve zanaatkarların 154 milyon lira olan hazine destekli esnaf kredileri bakiyesi 2018 yılında 31,1 milyar liraya yükseldi. Bir başka ifadeyle esnafa destek 202 kat arttı.

"Tarıma 2 milyar TL destek"

Çiğ süt desteği ödemeleri 340 milyon TL, yem bitkileri desteği 268 milyon TL, sertifikalı tohum kullanım desteği 100 milyon TL, çevre amaçlı tarım alanı koruma desteği 84,5 milyon TL, diğer desteklemeler 167 milyon TL toplamda 2 milyar 35 milyon TL. Hayırlı olsun. Tarımsal destek yani bu eski tabirle ne demek 2 katrilyon TL.

"Sigortalı çalıştıran iş yerlerine destekler artıyor"

Son olarak iş dünyamıza bir müjde. Sigorta prim teşviki kapsamında 500 ve üzeri sigortalı çalıştıran 3 puanlık desteği çıkartıyoruz. 506 sigortalı çalıştıranlar ise 5 puan uygulamasını aynı şekilde devam ettiriyoruz. Ziraat Bankası da çiftçilerimizle alakalı bir müjde paylaşmıştı. Bu uygulamalarımızı Türk milletine hayırlı olmasını diliyorum.

"Benim Kürt vatandaşlarımla YPG/PKK'yı bir tutamazsınız"

Özellikle suriye meselesinde kritik bir dönemden geçiyoruz. Türkiye olarak Suriye'den en başoından beri ilkeli bir tutum içindeyiz. Suriye'nin toprak bütünlüğü,i kendi geleceğini tayin etme hakkı ve yeni seçimler gibi konularda en başından beri aynı duruşu sergiliyoruz. 3 milyonun üzeirnde Suriyeli barındıran bir ülke oalrak bu krizin en büyük insani sorumluluğunu biz yüklendik. Terör örgütleriyle bu denli mücadele eden tek ülke Türkiye'dir. DEAŞ'ı 3 bin teröristi etkisiz hale getirerek darmadağın eden Türkiye olmuştur. Kahraman askelerimiz tarafından söndürülen DEAŞ balonu sayemizde kurtulma dönemine girmiştir. Ancak Bolton'un İsrail'den verdiği mesajı kabullenmemiz mümkün değildir. Bunlar bu ülkede benim Kürt vatandaşım kimdir, YPG/PKK kimdir bunları tanımıyorlar. Hiçbir zaman YPG ve PKK benim Kürt vatandaşlarımın temsilcisi olamaz. Bu teröristler Kürt diye bunlara dokunmayın diye bir şey yok. Arapların da Türkmenlerin içinden de böyleleri çıkmış olabilir. Bunun ülkesi, ırkı olmaz. Bolton yanlış yapmıştır. Bizim bu noktada asla taviz vermemiz mümkün değil ve Suriye'deki terör koridoru i,çinde yer alanlar bir defa gerekli dersi alacaktır. Bizim için YPG, PKK ve DEAŞ arasında en ufak bir fark yoktur.

"Trump'ın çekilme kararlılığı bizim referans noktamız"

Rusya ve İran'la vardığımız anlaşma sayesinde yeni bir insani krizin kapısından döndük. Münbiç'te ABD tarafından oyalandık ama bir mesafe kat etmiş durumdayız. ABD Başkanı Trump ile 14 Aralık'ta yaptığımız görüşme bu bakımdan tarihi bir dönüm noktasıdır. Trump'a Münbiç'teki teröristlerle yürüttüğü ortaklıktan duyduğumuzr ahatsızlığı açık bir şekilde ifade ettik. Türkiye'nin DEAŞ'la mücadeleyi yürütebileceğini, YPG'ye gerek olmadığını ilettik. Bunun üerine Trump Suriye'den çekilmek sitediğini, kalan teröristlerle Türkiye'nin mücadele etmesi durumunda çekilmeyi hemen gerçekleştirebileceğini söylemiştir. Bunun ardından da ekiplerimize meselenin detaylarını konuşma talimatını verdik. ABD yönetimleriyle daha önce de yaşadığımız bir durum bu görüşmenin ardından yine karşımıza çıktı. Biz Trump'la buı net anlaşmaya varmış olmamıza rtağmen farklı kademelerden farklı görüşler çıkmaya başladı. Trump'ın çekilme kararlılığı bizim referans noktamız olmaya devam ediyor. Biz hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık. Deaş'la birlikte YPG/PKK gibi örgütlere de adımlarımızı atmakta kararlıyız. Yakın zamanda bu terör örgütlerini temizleme için operasyona girişeceğiz. Buna karşı çıkan kim varsa onların hakkından gelmek de boynumuzun borcudur.

"Biz teröristin kimliğine değil, döktüğü kana bakarız"

Türkiye'nin Suriye mesleesindeki hassasiyetlerini anlamamış olanlara bunu tekrar tekrar anlatmak bizi yormaz ama bunu bildikleri halde teröristlerin arkasında duranlara iki çift sözümüz var. Yüzlerine karşı da söylüyoruz. Türkiye her zaman sözünü tutmuştur, müttefiklerinden de bunu beklemektedir. Türkiye'nin inisiyatifi arttıkça yeni yalanlar tedavüle sürülmeye başlandı. Türkiye'nin Suriye'deki Kürtleri katledeceğini açıklayanlar durumun gerçeğini çok iyi biliyorlar. Bunların amacı uluslararası kamuoyunu etkilemektir. Şu anda Kobani'den ülkemize gelen 200 bin Kürt kardeşimizi bu ülkede kim barındırıyor? Onlar şu anda bizim güvenlik şemsiyemizin altında yaşıyorlar. Hangi Kürt'ü öldürdük biz teröristten başka? Teröristleri öldürmek için Cudi'ye de Gabar'a da Kandil'e de gireriz. İnlerine gireriz dedik ve giriyoruz.

Mesela Saddam Irak'ın kuzeyine yönelik saldırı başlattığında ülkemize sığınan yarım milyon insana sınırlarını açan yine biz olduk. Esed yönetimi insanlara baskı yaptığında haklarını biz savunduk. Her kim ki mazlumu Kürt, Türk, Arap diye ayırıyorsa bilin ki zalim onlardır. Bizim için bölgemizdeki her bir insan bin yıldır aynı yemeği yiyip susu içtiğimiz kardeşimizdir. Türkiye hiçbir yere masum insanları yok etmeye gitmez. Türkiye yaşatmaya, huzur vermeye, kalpleri feth etmeye gider. Tek istisnamız teröristlerdir. Nasıl ki Türk'ten Arap'tan terörist çıkıyorsa Kürtlerden de çıkıyor. Biz teröristin kimliğine bakmayız. Silahın namlusunu kime yönelttiğine döktüğü kana bakarak masumlardan ayırt ediyoruz. Geçen sene bir eğlence mekanını basan DEAŞ'lı ile Beşiktaş'ta bombalı saldırı gerçekleştirip 46 vatandaşımızı katleden PKK'lının herhangi bir farkı yoktur.

"YPG'nin DEAŞ'la mücadelesi koca bir yalandan ibarettir"

DEAŞ sınırlarımızın hemen bitişiğindeki Ayn al Arab'dan kaçanlara sınır ver yüreğimizi açmakta tereddüt etmedir. İçlerinde ülkemize sızmaya çalışan teröristler olmasına rağmen bu erdemi gösterdik. YPG bu yerleri ele geçirince bu insanların içinde ülkemizde kalanlar oldu. Çünkü terör örgütünün etkisi altında özgürlüklerini yaşayamayacaklarını biliyorlar. YPG, baskıyla tehditle şantajla insanları huzursuz etmiştir. YPG'nin DEAŞ'la mücadelesi koca bir yalandan ibarettir. Bu iki örgüt arasındaki kavga çıkar kavgasıdır. Türkiye'nin bu iki örgütü hedef alması etnik ve dini değil, onların izlediği politikadan kaynaklanmaktadır. ABD'li dostlarımıza da aynısını tavsiye ediyoruz.

Fransa'da sarı yelekliler, içlerinde PKK var. Acaba bunu hiç incelediler mi? Biz biliyoruz, içinde PKK'lılar var. Gerçeği görmeleri lazım ve yarın diğer ülkelerde de aynısı olacak. PKK denen bu terör örgütü onlardan destekleniyor. Bumerang gibi. Bizi akıl verenler önce kendi durumlarını bir test etsin. Hiç kimse bizden kendi güncel çıkarları için beka meselemizden vazgeçmemi,zi beklememelidir. Biz istikal ve istikbali için 15 Temmuz'da ölümü göze almış bir millet alarak Suriye'de ne yapmamız gerekiyorsa onu gerçekleştirmekten geri kalmayacağız. Karşı çıkan varsa buyursun karşımıza.