15 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İKİNDİ'YE
KALAN SÜRE 1 SAAT 6 DAKİKA
Bülent Orakoğlu

Bülent Orakoğlu

Amerika’yı İdlip’te korkutan senaryo?

Astana Süreci garantör ülke liderlerinin katıldığı Tahran Zirvesi’nde Türkiye’nin ateşkes çağrısı Rusya ve İran tarafından reddedilmişti. Zirve öncesinde Başkan Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani yarım saat baş başa görüştü. Aynı şekilde Erdoğan, Rusya lideri Putin ile de ayrı bir görüşme gerçekleştirdi. Her iki görüşme de basına kapalı olarak yapıldı. Bu ikili görüşmelerde hangi konuların ele alındığı bilinmiyor. Zira bu konuda liderler tarafından basına bir açıklama yapılmadı. Ancak teamüllere aykırı olarak Tahran’da Erdoğan, Putin ve Ruhani tarafından gerçekleştirilen üçlü zirvenin İran televizyonu tarafından canlı yayınlanması tüm dünyayı özellikle de Putin’i şaşırtmıştı. Putin’in ‘’Canlı yayında olduğumuzu bilmiyordum’’ demesi doğrusu beni daha çok şaşırtmıştı. Dünyada istihbaratın duayeni sayılan Putin veya Rus İstihbarat Servisi FSB’nin bu konuyu atlaması(!) hakikaten şaşırtıcı bir durumdu. Bazı gazeteciler gibi, bu durumu bir skandal veya tuzak olarak görmekten çok arka plan anlamında değerlendirmeye çalışmıştım. Zira İran televizyonunun katılımcı Rusya veTürkiye ülke istihbarat birimlerine haber vermeden veya onay almadan zirveyi naklen vermesi enteresan bir gelişmeydi doğrusu! Tahran dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplayan Başkan Erdoğan ‘canlı yayınlanacağından haberimiz yoktu. Ama hayırlısı olmuş, isabet olmuş’ yanıtını vermişti. İran tarafı ise canlı yayının yanlışlıkla değil bilinçli olarak canlı verildiğini açıklamıştı. Bu olayda dikkat çeken husus Erdoğan’ın ayrı ayrı Putin ve Ruhani ile yarım saatlik iki toplantı yapmasına karşın Putin ile Ruhani’nin baş başa görüşme yapmamasıdır. Bu durum iki liderin daha önce görüşme yaptıklarının ve ASTANA ruhuna aykırı Türkiye’ye karşı bir karar aldıklarının işaretlerini taşıyor sanırım. Putin ve Ruhani ile Erdoğan’ın baş başa yaptıkları toplantıda yapılan gizli görüşmelerde Suriye kasabı ESED’e Suriye’nin geleceğinde önemli bir rol vermek istemiş olabilirler. Milyonlarca kendi insanını konvansiyonel veya kimyasal silahlarla işkencelerle katleden katil ESED’i koruyan Putin ve Ruhani Erdoğan’ın bu teklifi kabul etmemesi üzerine Türkiye tezlerine karşı Tahran Zirvesi sonrasında askeri seçenek kararını almış olmaları yabana atılmaması gereken bir durumdur. Zira Rus ve İranlı üst düzey yetkililerin zirveden günler önce medyada yaptıkları açıklamalarda Astana süreci ve Tahran Zirvesi’nin Suriye’de iç savaşın bitirilmesi yeni ve anayasal bir Suriye devletinin kuruluşundaki önemine yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Buna rağmen İdlip’te 6 çatışmasızlık bölgesinde üssü olan Rusya ateşkes kararına karşı çıkarak, Astana’nın garantör ülkesi olarak çatışmasızlık bölgesi ilan ettiği İDLİP’i Suriye Rejimi ile birlikte savaş uçaklarıyla bombalaması hatta özel olarak bir ilkokulu seçmelerinin amacı nedir? Sivillere kadın ve çocuklara yönelik katliamların nedeni hedef sivillerin yaşadığı toprakları terk etmesine yönelik göç dalgası mı yaratılmak istenmektedir. Peki Rusya’nın Türkiye’ye yönelik vaatleri mesela vize serbestisi bir masal mıydı? Ya da İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasemi’nin Tahran Zirvesi için “Milyonlarca masum Suriyelinin hayatı ve canı ile oynamayı bırakması için oldukça iyi bir fırsattır. Üçlü zirve barışçıl şartların devamında ve krizin siyasi çözümünde önemli rol oynayabilecek niteliktedir” açıklamalarını nereye koyacağız? Söylem farklı icraat farklı .

RUSYA NEDEN ESED’İ DESTEKLİYOR

Suriye iç savaşından en karlı çıkan ülke Rusya ve Putin olmuştur diyebiliriz. ESED’in imdat çağrısı üzerine Eylül 2015’te Suriye iç savaşına ve bölgeye müdahil olan PUTİN’in Rusyası Afganistan işgalinde kaybettiği küresel güç statüsünü tekrar kazanmak üzere. Zira Rusya’nın bölgeye müdahalesi Suriye’de bütün dengeleri değiştirdi. Artık Suriye, Rusya açısından elini güçlendiren bir koz değil doğrudan stratejik öneme sahip bir alan haline gelmiş durumda. Bunun en önemli nedeni Rusya’nın Tartus’ta deniz ve Lazkiye’de hava üslerinin 50 yıllık kullanım haklarını almış olmasıdır. Bu açıdan Rusya’nın Suriye’deki varlığı onu yeniden süper güç konumuna doğru yaklaştırıyor. Rusya her şeyden önce bunu korumak istiyor ve bu Esad rejiminin ayakta kalması ile doğrudan bağlantılı. Rusya bu durumla bağlantılı olarak kendi etkisine açık şekilde bir Suriye ulusal ordusunun kurulmasını destekliyor.

İdlip ve Suriye’nin geleceği konusunda Fırat’ın doğusunda 70 bin PYD’li teröristi Türkiye aleyhine örgütleyen eğiten ve bir terör ordusu kurmaya çalışan Amerika’nın en korktuğu İdlip senaryosu İdlip’in Rusya ve ESED rejimi tarafından ele geçirilmesi ihtimalidir. İdlip’in düşmesi halinde Rusya ve ESED rejimini zorlayacak hiçbir gücün kalmaması durumunda Rejim ve Rusya’nın Fırat’ın doğusunda ABD’yi zora koşabileceği ihtimalidir. Her ne kadar ABD ve Rusya arasında Fırat’ın doğusu ve batısı bölüşümü ile ilgili olarak örtülü anlaşmalar yapılmış olsa da Türkiye’nin İdlip’te 10 binlerce ÖSO mensubunu uyararak ‘’Her şeye hazırlıklı olun’’ İdlip’te oldu bittilere asla izin verilmeyecek seyretmeyeceğiz gereğini yapacağız mesajı verildiği biliniyor. Zira İdlip Türkiye için kritik önemdedir. Türkiye Rusya ve rejime İdlip’te Fıratın doğusunda ise ABD’ye sınır çekmek zorundadır. Gerek diplomasi gerekse askeri güç olarak!

Diğer Yazıları