12 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İKİNDİ'YE
KALAN SÜRE 1 SAAT 42 DAKİKA
Aydın Ünal

Aydın Ünal

Aman dikkat!

illi İstihbarat Teşkilatı yine çok başarılı bir operasyona imza attı. 2013 yılında Reyhanlı’daki katliamı planlayan Yusuf Nazik isimli katil, Suriye’nin Lazkiye şehrinden alındı ve Türkiye’ye getirilip yargıya teslim edildi. Terörist, ilk ifadesinde Reyhanlı Saldırısı’nın planlayıcısı olduğunu ve bunu Suriye İstihbaratı’yla yaptığını itiraf etti.

Reyhanlı Saldırısı günlerini hatırlıyor muyuz?

Saldırı 11 Mayıs 2013 tarihinde yapılmış, Reyhanlı’da 53 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. İlginç olan şu ki, katliam duyulur duyulmaz, daha ne olduğu bile anlaşılmadan, belli çevreler Türkiye’nin Suriye politikasını eleştirmeye, Reyhanlı ve Hatay başta olmak üzere ülke genelinde hassasiyetleri kaşımaya başlamışlardı. Bundan da ilginç olan, CHP, HDP, FETÖ ve onlarla birlikte hareket eden medya ve sosyal medya, “Saldırının El Kaide tarafından yapıldığını, Türkiye’nin El Kaide’yi desteklediğini, MİT’in de saldırıyı önceden bildiği halde bir şey yapmadığını” ısrarla ve tekrar tekrar dile getirdiler. Güvenlik birimleri olayı çözdüler, çok sayıda zanlıyı yakaladılar, saldırının Mihraç Ural tarafından Suriye İstihbaratı’yla yapıldığını belgelediler. Ama bu gerçekler, CHP, HDP, onlara ve FETÖ’ye yakın algı operasyonu merkezlerini elbette “ikna” edemedi.

CHP, HDP ve FETÖ’nün ortak algı operasyonu neticesinde hem ülke içinde, hem uluslararası çevrelerde, Reyhanlı Saldırısı’na ilişkin 2 yalan tüm hakikati bastırdı: Birincisi, Türkiye El Kaide’yi destekliyor; ikincisi, MİT başarısız.

Reyhanlı Saldırısı’nın öncesinde Hakan Fidan’ın tutuklanması girişimi vardı. Reyhanlı Saldırısı’nın hemen ardından Gezi Olayları’nı, 17/25 Aralık Darbe Girişimi’ni, MİT TIR’ları hadiselerini yaşadık.

15 Temmuz 2016’dan geriye, 7 Şubat 2012 krizine kadar yaşanan birçok hadise, bir zincirin halkaları gibi birbiriyle ilişkili ve aynı maksada hizmet ediyorlar. Bu ihanet çarkında FETÖ’nün başrol oynadığını biliyoruz. Ancak, CHP ve HDP’nin, “sol” görünümlü medya ve algı operasyonu merkezlerinin, bu kanlı zincirde aldıkları açık roller dikkatten kaçmasın.

Saldırının El Kaide ile uzaktan yakından bağlantısı olmadığı halde, CHP’nin, Genel Başkan’ından başlayarak, her kademede ve bugün dahi katliamı El Kaide ile ilişkilendirmesi, HDP’nin aynısını yapması, “Türkiye El Kaide’yi destekliyor” algısını ince ince dokumaları hiç ama hiç masum bir hareket değil. Bir zincirin, uzun soluklu bir operasyonun halkası olan Reyhanlı Katliamı’nın sorumluları arasında, algı operasyonu görevini üstlenmiş çevreleri unutmamak gerekir.

15 Temmuz darbe girişiminin kuşkusuz çok hedefi vardı. Ancak 15 Temmuz en çok ve en öncelikli olarak, Türkiye’yi yanıbaşındaki oldubittilere rıza göstermeye zorlamak için yapılmıştı. Allah korusun, 16 Temmuz sabahı darbe başarılı olsaydı, Türkiye’nin Suriye’deki PKK terör devletine itirazları ortadan kalkacak, Suriye meselesindeki haklı duruşumuz sarsılacak, hatta başta Filistin olmak üzere bölgesel meselelerde Türkiye denklemden tamamen çıkacaktı.

7 Şubat krizinden itibaren her saldırı, her provokasyon bu amaçla yapıldı; başarısız olununca da 15 Temmuz’da son darbe vurulmak istendi. Allah’a hamdolsun orada da başaramadılar.

Vazgeçtiler mi? Hayır!

Esed Rejimi İdlib’e kanlı saldırılara başladı. İdlib düştüğünde savaşın rengi de, yönü de köklü şekilde değişecek. İdlib düştüğünde, Türkiye’nin asıl kaygıları daha net şekilde gün yüzüne çıkacak.

İşte böyle hassas bir süreçte Türkiye yeniden hedef olabilir. Yeni tahrikler başlatılabilir. Alevi-Sünni gerilimi, mülteci gerilimi, başka saiklerle sokak eylemleri yeniden sahneye konulmak istenebilir.

Türkiye’nin elini zayıflatmak, Türkiye’yi oyalamak, Türkiye’yi denklemin dışına itmek için 6 yıldır yaptıkları saldırılara benzer saldırılara girişebilirler.

Hem güvenlik birimlerimizle, hem de tek tek vatandaşlar olarak çok dikkatli ve çok sağduyulu olmamız gereken bir süreçteyiz.

Örneğin mültecilere yönelik gerilimin tırmandırılması öyle tesadüf filan değil. Bir şey denediklerini, bir şeyleri test ettiklerini hissetmek o kadar zor değil.

Hem tuzak kurulmaması, tuzakların bozulması için dikkatli olmak, hem de kurgulara karşı uyanık olmak zorundayız. 2012’den beri tuzakları bozuyoruz. Dikkatli ve uyanık olursak, inşallah kurulmuş ve kurulacak tuzakları da alt üst ederiz.

Bu arada daha şimdiden Esed yanlısı söylemini yükseltmeye çalışan CHP’yi de dikkatle izleyelim. En çok da Sayın Muharrem İnce izlesin. Zira Kemal Kılıçdaroğlu koltuğunda kalabiliyorsa, bu demokratik bir iradeden ziyade, sürecin dış güçler açısından önem ve hassasiyetinden kaynaklanıyor. 7 Şubat MİT kriziyle başlayan süreç bitmedikçe, zincirin halkaları tamamlanmadıkça, CHP’de bir değişim zor. Umarız Sayın Muharrem İnce bunu görmüştür, görüyordur.

Diğer Yazıları