17 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İMSAK'A
KALAN SÜRE 7 SAAT 33 DAKİKA
Siyaset

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten seçim açıklaması

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK toplantısının ardından açıklama yaptı. Çelik, seçim itiraz süreci hakkında, "Birleştirme tutanakları ortaya çıktığı zaman, o süreçten sonra itiraz hakkımızı kullanma hakkımız var" dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten seçim açıklaması
0 YORUM YAP

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "ABD'nin silah pazarındaki rekabetini, NATO müttefikliği meselesine taşımaması gerekir." dedi.

Çelik, Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Seçimden sonraki ilk MKYK toplantısını gerçekleştirdiklerini belirten Çelik, partinin en üst yönetim organı olarak kapsamlı değerlendirme yapıldığını aktardı.

Çelik, toplantıda yerel yönetimler, seçim işleri başkanlıklarının sunumlar yaptığını, ayrıca Genel Başkanvekili tarafından kampanya süreci ve bunun değerlendirilmesiyle ilgili sunumlar gerçekleştirildiğini ifade ederek, "MKYK'daki arkadalarımızın katkısıyla yaklaşık olarak il il değerlendirme yapılabilecek bir çerçevede ilerlediğimizi söyleyebilirim." diye konuştu.

Hem bölgeler hem iller hem oy oranları üzerinde değerlendirme yapıldığını dile getiren Çelik, "Cumhur İttifakı olarak yüzde 52'lik bir rekora imza atmamız, aynı şekilde 15. kez yaklaşık yüzde 45'lik oranda bu seçimden de başarıyla çıkmış olmamız teşkilatlarımıza, bütün çalışma arkadaşlarımıza teşekkürümüzü tekrarlamamızı gerektiriyor." dedi.

Çelik, hangi partiye oy verirse versin büyük katılım oranını gerçekleştiren, demokrasiye sahip çıkan vatandaşlara da teşekkür etti.

Türkiye'nin geçmişten bugüne kadar bütün zorlukları demokrasi yoluyla aşmasını bildiğini ifade eden Çelik, şöyle konuştu:

"Başka ülkelerin zorluklar karşısında savrulduğu durumların yakın coğrafyamızda örneklerini görüyoruz. Buna karşılık mesele ne kadar büyük olursa olsun içeride ya da dışarıda ne kadar sıkıntı yaşanırsa yaşansın vatandaşımız tek bir oy pusulasıyla memleketini her zaman düze çıkarmayı, demokrasiye sahip çıkarak göstermiştir. Şimdiye kadar da görülmüştür ki başka ülkelerin bedel ödeyerek ulaşamadığı yerlere demokrasimiz yoluyla ulaşıyoruz. Türkiye'nin birlik bütünlüğünün, bugünü yönetmesinin ve geleceğe damga vurmasının en büyük teminatı demokrasimizin gücünün ve kapasitesinin korunmasıdır."

Özel ve millilere tebrik

Geride kalan günlerde önemli, belki de tarihte ilk kez gerçekleşen olaylar yaşandığını belirten Çelik, bilim insanlarının ilk kez bir kara deliğin fotoğrafını çektiğini hatırlattı. Dünyadan 53 milyon ışık yılı uzaktaki Başak Takım Yıldızında bulunan kara deliği görüntüleyen ekipte bir Türk Astrofizik Profesörü Feryal Özel'in bulunduğunu aktaran Çelik, Arizona Üniversitesi'nde astronomi ve astrofizik profesörü Özel'i bu büyük başarıya katkı sağlayan ekibin içerisinde olmasından dolayı tebrik ettiklerini söyledi.

Çelik, uluslararası alanda başarılarıyla Türk halkını gururlandıran Taha Akgül, Evin Demirhan, Bediha Gün, Elif Jale Yeşilırmak, Yasemin Adar, Recep Topal, Fatih Erdin, Muhammet Nuri Kotanoğlu ve Cemil Erdoğdu'ya da AK Parti MKYK olarak tebriklerini sunduklarını ifade etti.

Türk sporu ve Fenerbahçe'nin değerli ismi Can Bartu'nun hayatını kaybetmesinden büyük üzüntü duyduklarını da belirten Çelik, Bartu'ya Allah'tan rahmet, Bartu ailesine, Fenerbahçe ve bütün spor camiasına başsağlığı diledi.

"Esas konuşulması gereken mesele bu değil"

ABD'den özellikle S400 odaklı açıklamaların sürdüğüne işaret eden Çelik, çoğu kez "adını vermek istemeyen yetkili" denilerek neredeyse her gün, bazen günaşırı bu açıklamaların geldiğini aktardı.

Ömer Çelik, "Bize göre esas konuşulması gereken mesele bu mesele değil. Türk-Amerikan ilişkilerinde esas mesele S400 meselesi değildir. S400 meselesi Türkiye gibi önemli bir NATO müttefikinin ulusal güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı bir tedbir alma meselesidir." dedi.

Türkiye'nin bu konuda önce müttefiklerinden yardım istediğini, bu gerçekleşmeyince egemen bir devlet olarak başının çaresine baktığını dile getiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Esas olarak tartışılması gereken mesele müttefiklik ilişkisi bakımından tartışılması gereken mesele bir NATO müttefikinin ulusal güvenliğini, yani Türkiye'nin ulusal güvenliğini tehdit eden terör örgütüne karşı bir başka NATO müttefikinin, ABD'nin tırlarla silah göndererek terör örgütlerine güvenliğimizi tehdit eden unsurları desteklemesidir. Esas konuşulması gereken mesele budur. Bununla ilgili konuşmadan kaçmak için başka konular gündeme getiriliyor sürekli olarak. Bir de tabii Rusya'nın Batı'daki imajı kullanılarak Türkiye'ye karşı bir propaganda maalesef bu şekilde yürütülüyor. PKK'lı teröristlerin eğitim aldığı Suriye'deki kamplarda ABD bayraklarının olduğunu görüyorsunuz. Bu teröristlerin başındaki kişilerin ABD askerleriyle ABD'li komutanlarla fotoğraf çektirdiğini görüyorsunuz. Halen 15 Temmuz'da Türkiye'yi işgal etmeye çalışan FETÖ'nün başındaki kişinin ABD'de bir karakola dahi çağrılmadığını görüyoruz. Dolayısıyla müttefiklik ilişkileri açısından konuşulması gereken bu meseleler dururken aslında Türkiye'nin egemen bir devlet olarak güvenliğine katkı sağlayacak, aynı zamanda NATO güvenliğine katkı sağlayacak S400 meselesinin konuşulmasını garipsediğimizi ifade etmek isterim."

PKK'nın terör örgütleri listesinde olmasına karşın uzantıları YPG/PYD'nin ABD tarafından desteklendiğini ifade eden Çelik, "Amerika'nın Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, önceki beyanlarıyla aslında bunun bir terör örgütü olduğunu söylemişti. Bu beyanlar hala ortadadır. ABD Başkanı ve yetkililer, bu PYD/YPG'ye verilen desteği onun DEAŞ ile mücadelesine dönük olarak verildiğini söylüyorlardı ama yine aynı yetkililer ve başkan, DEAŞ ile mücadelenin bittiğini ve kesin bir mağlubiyete uğratıldığını söylüyor. Buna rağmen bu destek verilmeye devam ediyor." diye konuştu.

"Müttefiklerimizi yanımızda görmek en doğal hakkımızdır"

Terörizme verilen bu desteğin esas konuşulması gereken konu olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle konuştu:

"NATO müttefikliği içerisinde Türkiye'nin güvenlik kaygılarına yeterince önem verilmediği görülmüştür. Sınırımızın dibine DEAŞ yaklaşmışken, PKK orada bir terör devletçiği kurmaya çalışırken müttefiklerimiz nerededir. Bize gönderilen patriotların belli bir zaman kullandıktan sonra çekildiğini gördük. Halbuki çekildiği zamanlarda Türkiye'ye dönük terör tehdidi daha da yoğunlaşmıştı. Dolayısıyla bu zamanlarda müttefiklerimizi yanımızda görmek en doğal hakkımızdır."

Türkiye'nin öncelikli olarak müttefiklerinden bir savunma sistemi almak istediğini ancak bu konuda iş birliğine yanaşılmadığını dile getiren Çelik, "Rusya ile anlaşma yapılana kadar herhangi bir şekilde bu süreçte Türkiye'ye olumlu, makul bir teklif sunmayan ABD'nin biz S400 anlaşmasını yaptıktan sonra patriotları verme şeklinde bir girişimde bulunması, ondan sonra S400 sürecine itiraz etmeye başlaması, doğrusunu söylemek gerekirse makul değildir." değerlendirmesinde bulundu.

"Çeşitli devletlerin silah pazarlarında pay kapma yarışı vardır ama ABD'nin silah pazarındaki rekabetini NATO müttefikliği meselesine taşımaması gerekir." diyen Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu rekabet başka bir şeydir, NATO müttefikliği başka bir şeydir. NATO Genel Sekreteri, defalarca silah tedariklerini NATO içinde egemen devletlerin istedikleri ülkeden tedarik edebileceğini söyledi. O zaman soru şudur, sınırımızıda Suriye'den, Irak'tan, o bölgeden kaynaklanan bunca yoğun terör tehdidi varken ve Türkiye'nin hava savunma sistemi ihtiyacı doruk noktasındayken müttefiklerimiz Türkiye'yi sıradan bir silah tüketicisi olarak görmenin ötesinde makul teklif sunmuşlar mıdır? Patriotlar konusunda, krediler konusunda makul bir teklifle gelmişler midir? Teknoloji paylaşımı, teslimat süresi konusunda makul teklifle gelmişler midir? İlk önce onlara başvurulmuştur. Bu teklifler konusunda makul yaklaşımları olmayanların, biz S400 konusundaki anlaşmayı imzaladıktan sonra bu konuyu gündeme getirmeleri doğrusunu söylemek gerekirse müttefiklik ilişkisine sığmamaktadır."

ABD yönetiminin yakın zamana kadar NATO'yu sadece maddi külfet meselesi olarak gördüğünü, Avrupa ile aralarında bu konuda ciddi sıkıntılar bulunduğunu dile getiren Çelik, şunları söyledi:

"Hatta NATO'yu modası geçmiş bir organizasyon olarak tanımlayan bazı yetkililerin sözlerini de duymuştuk. Halbuki NATO Genel Sekreterinin Amerikan kongresinde NATO'nun 70. yıl dönümü vesilesiyle yaptığı konuşmada belirttiği gibi, tehditler yoğunlaşıyor ve daha asimetrik hale geliyor. Önümüzdeki dönemde NATO gibi organizasyonlar daha da önemli hale gelecek. Türkiye bunun vazgeçilmez ortağı, kilit üyesidir. 70 yılın 67 yılında biz varız. Dolayısıyla Türkiye'nin müttefikliğini tartışmak aslında NATO'nun tamamını tartışmak anlamına geliyor. Maalesef ama bu yönde tartışma girişimlerinin olduğunu üzülerek görüyoruz. NATO'yu sadece maddi bir külfet gibi görenlerin Türkiye söz konusu olduğunda NATO'nun kıymetinden bahsetmeleri de son derece manidardır ve bu aşırı duyarlılık da net bir şekilde görülmektedir."

NATO müttefikliğini tanımlayan maddenin 5. madde olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:

"NATO'nun F35 diye bir maddesi yok. Fakat sanki 5. madde kalkmış yerine F35 diye bir madde gelmiş gibi açıklamalar yapılıyor. Bütün NATO güvenliğine katkı sağlayacak F35 projesi açısından Türkiye'nin sorgulanması demek NATO'nun bütün ortak projelerinin ve ortak güvenlik anlayışının sorgulanması demektir. 5. Madde çerçevesinde Türkiye'ye ortaklarımız, müttefiklerimiz Suriye kaynaklı tehdit karşısında yeterli yardımı göndermiş midir, yeterli desteği sunmuş mudur? Buna 'Evet' demek mümkün değildir. Bir de üstüne üstlük Türkiye hem kendisinin ihtiyacını karşılamak, egemen bir devlet olarak güvenliğini tesis etmek bakımından hem de NATO güvenliğine katkı sağlamak bakımından bu hava savunma sistemlerini alırken bunu birtakım S400'ler konusundaki eleştiriye F35'ler konusundaki bir sorgulamaya dönüştürmek, doğrusunu söylemek gerekirse NATO'nun 5. maddesi konusunda yeterli duyarlılık göstermemek anlamına gelmektedir ve bu doğru bir yaklaşım değildir."

Sudan'daki askeri darbe

Sudan'da önemli gelişmeler oluyor, yakınen takip ediyoruz. Halkın demokratik taleplerinin yerine gelmesidir beklentimiz. Bu tip gelişmelerden sonra halkın demokratik taleplerinin kısıtlandığı bir takım yaklaşımlar görüyoruz. Kısa dönemde bu sürecin geride bırakılması ne büyük temennimiz. 

 

Libya'daki çatışmalar

BM Libya'dayken bu çatışmaların sürmesi acı bir durumdur. Taraflar arasında siyasi diyalog çek çıkar yoldur. Libya halkının iyiliği için çatışmaların durması elzemdir. Meşru hükümeti tabii ki desteklemeye devam ediyoruz. 

İstanbul'da sonuçlara itiraz

YSK'ya baskı yapıldığını ifade ediyor hem aday hem sözcüleri. YSK kendi bağlı olduğu kanunlar çerçevesinde kararlarını veriyor. Aleyhine olan kararları da sayabilir her parti. YSK'nın yegane patron olması esastır. YSK, bütün yargıda söz konusu olduğu gibi meşruiyetini milletten alıyor. CHP sözcülerinin dilinde şöyle bir şey var. YSK, kendi lehlerine bir karar verirse bağımsız, aleyhine bir karar verirse baskı altındadır diyorlar. YSK hiçbir partinin yönetim organı değildir. Bağlı olduğu kararlara göre karar verecektir. 

 

Bu memleket, kanun devleti jüristokrasiden çok çekmiştir. Bırakalım yüksek yargı işini yapsın. Gayet olağan olan bu itiraz yollarına başvurmayınlar diyorlar. Niye başvurmayalım? Seçim sonrası itiraz yolları seçim sürecinin bir parçasıdır. Hukuk zemininde durmak ve süreçlere saygı göstermek gerekir. İstediğiniz kadar ilçe ilçe miting yapın. Sürekli AK Parti içinde çatışmalar olduğundan bahsediyor ama genel başkanın yapması gereken faaliyetleri adayın sahiplendiğini görüyoruz. 

Dillerinde sakıncalı bir şey var. YSK'ya çağrı yapıyorlar, AK Parti'ye çağrı yapıyorlar, karşılık bulmazsa Türkiye'nin ekonomik kriz ile karşı karşıya kalacağını söylüyorlar. Bu bir rejim krizi değildir, hukukun imkanları içinde cevaz vermiş bir durumdur.

Bolu Belediye Başkanı'nın skandal kararı

Halen CHP Genel Başkanı ve sözcülerinden makul bir cevap gelmemiştir. Bolu'daki ırkçı yaklaşım düzeltilmemiştir. Yazılı talimat ile mazlum insanları kapının önüne koymak gibi bir tavır içinine giriyor. Avrupa'daki ırkçıların tutumu da budur. Bu mesele açık bir ırkçılıktır. Bu şekilde aleni bir ırkçılık ilk defa ortaya koyulmaktadır. Bı ırkçılığın bir yazılı emre dönüşmesi utanç vericidir. CHP Genel Başkanı'nın bu yazıyı geri çektirmesinde, uyarılmasında büyük fayda var.

Olağanüstü itiraz ne zaman yapılacak?

Birleştirme tutanakları ortaya çıktığı zaman, o süreçten sonra itiraz hakkımızı kullanma hakkımız var. O işlemden sonra 7 gün içinde itiraz hakkımız var .

CHP'nin Büyükçekmece iddiaları

Güvenlik güçlerini, AK Parti'yi bu şekilde zan altında bırakmak da yargı konusu olacaktır. Süreci YSK yönetiyor. 

Bir yayın organından bizi sorumlu tutmaları saçma. AK Parti Genel Başkanımızın bizi görüşleri bağlar. İstediğiniz medya organını eleştirebilirsiniz. Ailelerinin hedef göstermek gibi bir yanlışa düşmemeleri lazım. Bir cinayeti hatırlatıyorsunuz (Danıştay saldırısı). Bu başlıbaşına sorunlu bir özdeşleştirmedir. Siz niye medya ile ilgili her haberden dolayı AK Parti'nin cevap vermesini bekliyorsunuz. 

KHK'lı adaylar hakkındaki karar

Hukukçular çeşitli açılardan değerlendiriyorlar. YSK kamu görevi tanımı ile ilgili karar veriyor. Milletvekilliğini saymamış, belediye başkanlığını pozitif hukuka göre kamu görevi saymış. Eleştiriler yapılıyor ama sonuçta YSK karar verdi. 

 

Mevlüt Uysal'ın açıklaması

Seçimle uğraşanlar bilirler. Bizim teşkilatlarımız il, ilçe, belde, mahallede geleneksel olarak kimler bize oy veriyor, hangileri oy vermiyor şeklinde isim isim, bölge bölge analizler yaparlar. Bu şekilde bir örgütlenme var. Biz seçim koordinasyon merkezlerimizde hangi mahallede nasıl bir çalışma yapmamız gerektiğine dair bir veri görürüz. Burada başkanın kastettiği şey öteden beri AK Parti'ye oy verenlerin soyadlarına göre listelerden düşüldüğü şeklinde. Afaki soyadlarına göre bir yorum değil bu. Bazı yerlerde büyük aileler vardır. Bunlar ya AK Parti'ye ya başka bir partiye oy verir. 

Türkiye geneli için bir tartışma yok. Belli yerler. Başta İstanbul olmak üzere. Başka yerde tespit edilirse bunlar da gündeme getirilebilir. Lokal olarak devam etmektedir. Seçimin geneli meşruiyet olarak tartışılmamaktadır. 

Karamollaoğlu'nun Çamlıca Camii açıklaması

Bırakın bu sözleri CHP sözleyin, siz niye söylüyorsunuz? CHP'nin 6 okuna 7. ok olarak Saadet Partisi'ne gerek yok. Saadet Partisi'nin tabanındaki değerli kardeşlerimizin de bu muazzam eserden memnun olduklarını biliyoruz. Zannediyorum bundan Saadet Partisi tabanındaki vatandaşlarımız da rahatsız olacaktır.