23 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
İMSAK'A
KALAN SÜRE 2 SAAT 56 DAKİKA
Siyaset

AK Parti İstanbul adayı Binali Yıldırım: Bu seçim murdar olmuştur

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, İstanbul'daki seçim sonuçlarına ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Oyların sandıkta iç edildiğini belirten Yıldırım, “Bu seçim murdar olmuştur. Murdar etin kavurması olmaz.” dedi.

AK Parti İstanbul adayı Binali Yıldırım: Bu seçim murdar olmuştur
0 YORUM YAP

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, uzun süren sessizliğini bozdu. AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak ve AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ile birlikte kameralar karşısına geçen Yıldırım, İstanbul’daki usulsüzlükler ve gelinen son duruma ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Oyların sandıkta iç edildiğini ve kendi oylarının karşı adaya yazıldığını vurgulayan Yıldırım, “Bu seçim murdar olmuştur. Murdar etin kavurması olmaz.” ifadelerini kullandı.

Yıldırım'ın açıklamasından satır başları şöyle: 

"Seçim gecesi CHP adayı rakam vererek kazandığını ilan etti. 29 bin oy farkı ile. Biz de aynı gece 23.25'te eldeki bilgilere göre kazandığımızı söyledik. YSK Başkanı Sadi Bey bir açıklama yaptı, 27 bin 880 oyla İmamoğlu'nun önde olduğunu ifade etti.

İlk bilgilerle beraber seçim esnasında seçim tamamlandıktan sonra ortaya çıkan anormallikler, şaibe ve yolsuzluklar gündeme geldi.

Seçimleri ikiye ayırmak lazım. İdari işler ve seçim sonuçlarına göre itirazların değerlendirildiği yargısal süreç. Şu anda yargısal süreç devam ediyor. Çeşitli yerlerde itirazlarda bulunuldu.

Örneğin, 2014 seçimlerinde AK Parti 84 itiraz yapmış. 77'si ret, 7'si kabul. CHP 45 itiraz 4 kabul 41 ret. Toplamda 191 itirazın 19'u kabul edilmiş 172'si reddedilmiş. 2019 seçimlerinde ise toplam 522 itiraz 485'i ret 13'ü kabul edilmiş, 24'ü de kısmen kabul edilmiş. Herkes itiraz hakkını kullanmış ve kullanmaya devam ediyor.

"Oylar sandıkta iç edilmiştir"

İtiraza tahammülsüzlük anlaşılır değil. Bu itiraz süreci seçim kültürümüzde her zaman olmuştur. İlk itiraz 1946'da olmuştur. Bu yarı serbest seçimdir. Bu itirazı da CHP yapmıştır. İtiraz kültürü CHP'ye yabancı değildir. 2014'te de CHP Ankara seçimlerini AYM ve AİHM'e dahi götürmüştür. Biz milli iradenin sandıkta iç edilmesinin önüne geçilmesine çalışıyoruz. Başta 29 bin olarak açıklanan rakam 12 bin 200 seviyesine çekilmiştir. İki aday birbirine yakın oy aldığı halde neden aradaki fark benim lehime artmaktadır? Bu şunu gösteriyor; oylar sandıkta iç edilmiştir. Bu kadar açık. Bizim oylarımız karşı adaya yazılmıştır. 

"Oyların tamamı sayılsaydı seçimin sonucu böyle olmayacaktı"

Bugüne kadar oyların yüzde 10'u sayılabilmiştir. Oyların tamamı sayılsaydı, CHP rıza gösterseydi seçimin sonucu böyle olmayacaktı. Seçimin bu şekile dönüşmüş olması tatsız bir şey. İstanbul gibi memleket büyüklüğünde şehri yönetecek başkanın şaibeler ve sakatlanmış bir seçim sonucuyla başkan olması hoş değil. Başkanın güçlü şekilde göre yapması ve hizmetleri yerine getirmesi bütün İstanbuluların arzusudur.

"YSK işin sahibi ve patronudur"

Biz başından beri hukuk vurgusu yapıyoruz. İşleyen süreç bundan ibarettir. YSK işin sahibi ve patronudur. Seçimle ilgil itirazları YSK yönetmektedir. Neticede bir sona yaklaşmış bulunuyoruz. Maltepe'deki sayım da tamamlandığında bu süreç bitmiş olacak. YSK bir karara varmış olacaktır.

"Seçimin kazanıldığının kararını veren YSK'dır"

Ben bu noktada şunu anlayabilmiş değilim. Tahammülsüzlük var ortada. Seçimi kazandık, mazbatayı verin... Bunun kararını sen mi vereceksin. Seçimin kazanıldığının kararını veren YSK'dır. Bugün böyle verilmiş bir karar var mıdır? Belediye başkanıyım diye kart bastırıp Anıtkabir'e bu ünvanla imza atarsan, miting yaparsan YSK'nın vereceği kararı etkilemekten başka ne yaparsın. Hukuk devletinde baskılarla hakimleri karar vericileri etkilemek mümkün değildir. Hakimler hukuka göre karar verir.

Ben değerli rakibim Sayın İmamoğlu'na bu gibi tecrübesiz davranışlara son vermesini ve YSK'nın kararlarını beklemesini tavsiye ediyorum. Seçimlerde yapılan usulsüzlükler oy hırsızlığı ile sınırlı değil. Çok yanlışlık var. Büyükçekmece'deki olay çok konuşuldu."

Büyükçekmece'de sahte seçmen iddialarıyla ilgili AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler söz aldı. Güler'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Büyükçekmece'de askıya çıkan seçmen listeleri yapılan inceleme sonucu yapılan soruşturma sonucu 12 kişi hakkında işlem yapılmış 2 kişi tutuklanmıştır. Bu iki kişi Büyükçekmece'de çalışan iki işçinin nüfus müdürlüğünde göreve başlamıştır. Bu kişi bugüne kadar şifresiyle 7 bin 853 işlem yapmıştır. 24 Haziran seçmen listesinde yer alan 3 bin 155 kişinin seçmen statüsünü düşürmüştür. Büyükçekmece'de seçmen olması hukuken mümkün olmadığı halde sahte numaratajla vererek arsa, inşaat, bina için yeni mesken oluşturarak sahte 7 bine yakın işlem gerçekleştirdiği ortaya çıkmıştır. 137. maddeye dayanarak yaptığımız itirazımız, olağanüstü itiraz yoludur.

"Seçmen olarak hukuken tanınması mümkün olmayan kişiler var"

Seçimlerin sonuçlarını doğrudan etkileyen olayların yaşanması halinde itirazcıya 137. madde olağanüstü itiraz yoluyla seçimlerin yenilenmesi hakkı tanıyor. Yapılacak işlemlerin sonrasında Büyükçekmece seçmen listesinde seçmen olarak hukuken tanınması mümkün olmayan kişiler var. Sahteciliği savcılık soruşturmasında ve idarei soruşturmada yer alıyor. O seçmenlerin 31 Mart'ta oy kullandığı anlaşılırsa seçim sonuçlarını doğrudan etkileyen usulsüz bir olaydır. İtiraz konusu ana başlıklarından biri bu. Usule uygun olmayan kamu görevlisi sıfatı taşımayan kişilerin oy verme işlemlerini yürütmesi oy sayım işlemlerinde gerekli dikkati özeni göstermesini beklemek tuhaf kaçar. Bölgede zihinsel engelli ve mahkum olan kişilerin de yer aldığını itiraz dosyamızda arz ettik."

Binali Yıldırım yeniden söz aldı:

"Sahtekarlığın son kullanma tarihi olmaz. Sahtekarlık başta yapılmışsa sonuna kadar devam eder. Tubbi ilaç değil, seçmenin oyunu çalmak bir miada bağlı değildir. Seçimlerin bu hale gelmesini körükleyen rakip adaydır. Bu itiraz süreci her seçimde olmuştur. İki örnek var elimizde Mansur Yavaş soyadı gibi yavaş hareket etmiş, süreçlerin tamamlanmasını beklemiş ve kendisine belediye başkanı olduğuna dair belge verilmiştir. Ben tebrik ediyorum, sorumluluk taşımak bu. Keşke sayın İmamoğlu da bunu yapsaydı. Tribün tribün dolaşacağına sakin sakin oturup benim gibi sonuçları bekleseydi. Bu benim ikinci toplantım. Bu seçim başlı başına murdar olmuştur. Murdar etin de kavurması olmaz."

AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler bu kez Maltepe'deki sayımla ilgili söz aldı:

"Maltepe'de bin 89 sandıkta başlayan sayım CHP itirazı üzerine durduruldu. Biz açık şeffaf bir şekilde devam etmesi için YSK'ya tam kanunsuzluk talepli itirazda bulunduk. YSK bizi haklı buldu. Şöyle bir talep geldi bin 89 sandık var hızlandıralım. Sadece bizim iyi niyetimizle 5'er tane daha sayım tasnif heyeti kuruldu, ilk günlerde. Bir gün çalıştı bu heyet. CHP'nin yetkilileri bir kargaşa çıkararak bu tasnif heyetlerinin kaldırılmasını istedi ve kaldırıldı. Perşembe'den bugüne kadar süre içerisinde. Burada seçim kurulları tek heyetle devam etti. Baktılar sayımın bitmesi lazım, mazbata mazbata diye tutturuyorlar. Alelacele oldu bitti ile yeniden tasnif heyeti kurdular. 5'er tane daha... O da yetmez 30'a çıkardılar.

"İlçe hakimi kendi bireysel tasarrufuyla bir karar veriyor"

Ben size burada bir belge göstermek istiyorum. 298 sayılı seçim kanununun 18’inci maddesi bir ilçede ilçe seçim kurulunun nasıl kurulacağına dair bir kanun maddesi. 20’inci madde de yetki ve görevlerini anlatır. Bir ilçede seçimin düzenle yürütülmesini sağlamak için tedbirleri almak ilçe seçim kuruluna verilmiş. 7 tane üyesi var. Maltepe’de kimler var? CHP var, AK Parti var, MHP var, Saadet Partisi var. Bu belgeye göre ilçe hakimi kendi bireysel tasarrufuyla bir karar veriyorlar. Şunları şunları yapacağız diye. Oldu bitti ile kargaşa çıkararak bir işlem tesis ediyorlar. Biz bunu YSK’ya taşıdık. İlçe seçim kurulu var orada, bir kurul ancak karar verebilir. Kurul tedbirleri alabilir. Siz bir hakim olarak tek başınıza bir imza açarak, ikinci hakimi de getirerek bir karar oluşturamazsınız. YSK da evet böyle bir işlem tesis edilemez, ve kendisi de çok net bir karar verdi. Ve dedi ki, bu şekilde her iki karara vererek bu şekilde bir işlem tesis edemezsin dedi.

"MHP ve AK Parti üyesi olmadan torbaları açtılar"

CHP’lilere sormak lazım. Böyle mi yapmak lazım? Sonra da diyorlar ki kargaşa çıkarıyorlar. Şunu çok net söylüyorum. Bugüne kadar yapılan oy sayımıyla ilgili her türlü engelleyici parti CHP’dir. Burada aynı zamanda MHP’nin belediye başkanı ile ilgili oy pusulaları sayılıyor. Bir oy bile önemlidir. Net bir şekilde sandıkta kime nasıl oy verildiğinin açık şekilde ortaya çıkartılması için şeffaf, her türlü güvenlik tedbirlerinin alındığı bir alanda bu oy sayımının ve doğru mu yanlış mı diye denetimin yapılmasını niye istemiyor? İki üç kişiyle oy sayımı yaptılar. MHP ve AK Parti üyesi olmadan torbaları açtılar, usulsüz şekilde açtılar. O torbalarda ne olduğunu bilmiyoruz. Bu bile seçimin iptalini gerektirmektedir.
Bu aceleciliklerini halen anlamış değilim. Yasal ve hukuki süreç devam ediyor.''

Sözü tekrar alan Binali Yıldırım, şunları kaydetti:

"Olay çok basit eşeledikçe bir şeyler çıkıyor. Yapılması gereken sonucu beklemek. İstanbul için verilen oyun kaybolmaması için mücadele ediyoruz. Bunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. kararı YSK verecektir. YSK kararı da herkesi bağlayan bir karar olacaktır. İmamoğlu ilk günlerdeki konuşmasında tek güvendiğim kurum YSK demiştir. Bugünlerde o açıklamayı değiştirmeye çalışıyor. Hukuk devletinde müracaat edeceğimiz başka bir makam bulunmamaktadır. Sayım neden tamamlanmıyor lafının da maksatlı olduğunu işte gördük. Seçim gecesi sayım heyetinin sayısı sandık sayısı kadardı. 8-9 saatte saydılar. Şimdi heyet sayısı 150'yi geçmez. 150 heyetin bu kadar oyu ne kadar zamanda sayacağı ortada. İtiraz süreci devam ettiğine göre işi yönetecek olan seçim kuruludur.

"Sandıklarda 3 tane yerine iki tane pusula verildiğini söylüyor insanlar"

Bazen şu da söyleniyor, gözünüzü dört açsaydınız da hile olmasaydı. İyi tamam buna itirazım yok. Ama bu hırsızlığı şaibeyi yolsuzlukları haklı gösterir mi? İtiraz etmesek 29 binden 12 bine kadar çalınan oyları geri getirmesek gitmişti o oylar. Biz bize verilen ya da rakip adaya verilen oyların yerine gitmesine meshulüz. Burada organize bir kötülüğün olduğunu ortaya konuluyor. Seçimden sonra bizi yüzlerce insan aradı. Sandıklarda 3 tane pusula verilmesi gerekirken iki tane pusula verildiğini söylüyor insanlar. Bu da üzerinde durulması gerken bir durumdur. Bu da somut bir şüphedir. Onlarca delilden bahsedebiliriz. Usulsüzlükten bahsedebiliriz. Bizim amacımız itiraz süreçlerinin sağlıklı bir şekilde işlemesi."

Soru: YSK, İstanbul’daki seçimleri iptal ederse yeniden aday olacak mısınız? 

Binali Yıldırım: Tekrar şunu bilmenizde yarar var. Süreci YSK yönetiyor. Dolayısıyla YSK’nın vereceği kararlar ortada yokken böyle bir süreç yaşanmamışken bu şekilde bir öngörüde bulunmak anlam ifade etmez. Bekleyelim, YSK’nın vereceği karar neyse ona göre herkes durumunu değerlendirecek ve bir yol haritası çizecek. Biz şunu söyledik. İlk baştan mazbatayı YSK’yı kime verirse başkan odur. Bu söylediğimin bugün de geçerli olduğunu söylemek isterim."

Soru: Büyükçekmece’de polis evlere gidip inceleme başlatmıştı. Abdullah Bey 12 kişi hakkında incelemeden bahsetti. Bu inceleme sonucu mu işlemler yapıldı? Vatandaşlar 2,5 yaşında çocuğunun seçmen kaydında isminin göründüğü ve oy kullanıldığına dair. Net bir bilgi var mı?

Binali Yıldırım: Bir idari ve adli soruşturma devam ediyor. Detayları Abdullah Bey takip ediyor.

AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler: İdari ve cezai soruşturma aynı anda devam ediyor. Polislerin yaptığı çalışma, nüfus ve vatandaşlık kanunu içerisindeki usulsüz beyanlar ve usulsüz işlemlerin yapıldığı anda mülki idari amirinin kararıyla bunların keşfedilmesi ve yapılan inceleme noktasında neler varsa idari tatbikat raporu için çalışma yürütüyor.
Burada kamu görevini kötüye kullanma, menfaat temin etme var. Bu anlamda cezai soruşturma yürütülüyor.

Olağanüstü itiraza başvurduk. ‘Seçimin sonuçlarını etkileyen müessir olaylar’ diyor. Bu durum yapılan araştırmanın sonucunda doğrudan etkileyen olay olarak tespiti yaptığı andan itibaren YSK karar verecek. Orada CHP’li bazı yetkililerin de ifadesini söylemek isterim. 130’uncu madde seçim takvimiyle birlikte işleyen, her türlü usulsüz, yolsuz işlem seçim sonuçlarını etkiliyorsa dikkate alınır diyor.

Soru: Bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan ile nasıl bir değerlendirme oldu? Teşkilata yönelik özeleştiri olabilir mi? Maltepe’de Perşembe gününden dün akşama kadar 400’ün üzerinde sandık sayıldı. Geç mi kalındı itirazda?

Binali Yıldırım: Biz her seçimden sonra parti olarak değerlendirmelerimizi yaparız. Özeleştirimizi de yaparız. Cumhurbaşkanımızla bu çerçevede görüştüm. Parti yetkilileriyle de istişare halinde olduk. Bunları diğer seçimde olduğu gibi bu seçimde de yaptık. Bunlar, bir sonraki seçimler için en azından durumumuzu gözden geçirip, eksik olduğumuz yönler varsa onları tamamlaya dönük hususlardı.

"Sandık başındaki yapı ittifaktan dolayı biraz farklı oldu"

Sandık başında görevliler var ama bu seçimdeki yapı; ben kimseyi suçlamak maksadında değilim. Ama sandık başındaki yapı ittifaktan dolayı biraz farklı olmuştur. Nasıl farklı olmuştur? Cumhur İttifakı olarak Beşiktaş, Silivri, Maltepe dışında MHP girmediği için seçimlerde genellikle üye veremedi. Dolayısıyla üyeler iki tane memurdan oluştu, bir AK Parti, bir CHP, bir HDP, bir Saadet, BBP ve Vatan Partisi. Dolayısıyla bunları ittifak çerçevesinde düşündüğünüz zaman ağırlık diğer ittifakın üyelerinde gözüküyor.

"AK Parti amblemine basılan pusula iptal edilmiş"

Bunu itirazlarda da görüyoruz. İtirazda şöyle durumla karşılaşıyoruz. Oy mühürü yuvarlağa basmamış, AK Parti amblemine basmış. O da siyahi o da siyah. Fark edilmemiş iptale atılmış. Yeniden sayılınca fark ediliyor. Bunun normalde AK Parti adına geçerli sayılması gerekirdi değil mi? Öyle mi oluyor? Olmuyor, oylamaya sunuyor. Oyda da doğal olarak AK Parti yalnız kalıyor. Diğerleri göz göre göre geçerli olması gereken oy geçersiz olarak tekrar kayda geçiyor. Bunlar hoş şeyler değil. Gerçek tartışmasız bir durum varsa bunun oylaması olmaz. Şüphe varsa, fikir ayrılığı varsa, mühür iki şeyin arasına taşmışsa, ilgisiz yere basılmışsa falan bunlar konuşulabilir ama bu kadar açık hususu oylamaya sunmak herhalde bir anlam ifade ediyor.

"Sandıklar genellikle güven esasına dayalı çalışır"

Tabi bu bahsettiğiniz konu, doğru bir dikkat etmeliydik. Ona bir endişem yok. Tabi ki, ama sandıklar genellikle güven esasına dayalı çalışır. Dikkat etmesi gereken müşahitlerdir. Birbirlerine şüphe esasıyla bakarlarsa o sandıkta seçimi yapmak mümkün olmaz. Orada başkan görev taksimini yapar, sen sandık sayım sonuçlarını yap, sen pusulayı göster, sen yazıları yaz gibi görev taksim edilir. O görevleri herkes yapar. Burada da öyle olmuştur.

Bizim gözden kaçırdığımız veya fark edemediğimiz bir şeyi, eğer bu bir hileyse, bu bir usulsüzlükse, bu bir organize kötülükse bunu masum göstermez. Esas olan işi düzgün yapmaktır. Maalesef iş düzgün yapılmamıştır. Sandık günü ve sandıktan sonraki sayım süreci içerisinde de 20’den fazla kanunlara uymayan yanlışlar, usulsüzlükler tespit edilmiştir.

"CHP’li vekillerin karıştığı olaylar çıktı"

Abdullah Güler: Biz çok yapıcı davranıyoruz. Kendilerinin kaldırdığı 5 terminalin kurulması konusunda yardımcı olduk. Maalesef oradaki baskı ortamı devam etti. En son oldu bitti ile 20-30’a çıkartma girişimi üzerinde, burada işlem yapılması gerekiyor. Siz sayım tasnif heyetlerini artırdığınızda, orada görev yapacak siyasi parti görevlilerinin hazır olması için tebligat çıkarılması gerekiyor. Orada olaylar çıktı. CHP’li vekillerin karıştığı olaylar çıktı. Daha sonra eski haliyle devam etti. O süreç devam ederken yine böyle bir girişim olunca bir an önce bitiririz diye karar aldılar. Biz hemen YSK’ya itiraz yaptık ve Pazar günü de bu karar çıktı. Ortada duyum üzerine bir şey yok. ‘Duyduk öyle diyorlar’ gibi iddiayla YSK’ya şikayette bulunuyorlar. Bunu YSK’ya taşıdık. İptal etti. Şöyle de bir ihtarda bulundu. ‘İlçe seçim kurulu üyeleriyle toplantı yap, ne gibi tedbir alıyorsak orada karar al’ gibi…

"Amigolukla başkanlık olmaz"

Soru: Devlet Bahçeli de tepki göstermişti. İmamoğlu’nun iki maça gitmesi… Siyasette de tartışılıyor. Siz ne diyorsunuz bu konuda?

Binali Yıldırım: Ben bunu doğru bulmuyorum. Amigolukla başkanlık olmaz. Başkanlığı verecek olan YSK’dır. Seçimden sonraki sürecin sonuçlanmasını sükûnetle beklemelidir. Benim tavsiyem odur. Bunun dışında yapılacak her türlü taşkınlık, her türlü toplumsal gerginlik sürece zarar verir.

Soru: Seçim sürecinin bu hale gelmesi tatsız bir şey demiştiniz. Sürecin bu kadar uzun süreceğini tahmin ediyor muydunuz? Muhalefetin iddiası var. İçişleri ve Adalet Bakanı, YSK üyelerini arayıp üzerinde baskı kurmaya çalışıyor diye… Gerekçe olarak da sizin seçim gecesinden itibaren Cumhurbaşkanı, İçişleri ve Adalet Bakanı ile görüşmenizi öne sürüyorlar…

"Bakanlarımla bugün de görüşürüm, yarın da görüşürüm"

Binali Yıldırım: Bizim Cumhurbaşkanı ile bakanlarla görüştüğümüz için onlar seçim kurulunu aramışlar öyle mi? Bakanlardan yanılmıyorsam İçişleri Bakanı bu iddiayı ortaya koyanlar için suç duyurusunda bulundu. Ben bu ülkede Başbakanlık yaptım, partimin kuruluşunda yer aldım. Genel başkanımla her zaman görüşürüm, bakanlarımla bugün de görüşürüm, yarın da görüşürüm, her zaman görüşürüm. Bunu daha önce de açıkladım. Buradan yola çıkarak YSK’yı etkileme gibi bir ithamda bulunmak akla ziyan bir iştir. Bu kadar açık ve net söylüyorum.

"Bu zaman çok uzuyor deme imkanına sahip değiliz"

Gecikme meselesi tamamen teknik bir konu. Sayımların seçim günü sandık sayısı kadar sayım heyeti vardı. Şimdi o kadar yok. Bir ilçedeki bin tane sandığı en fazla 10 heyet sayabiliyor. Mesela Yalova seçimleri 21 Nisan’da vermiş… 2014’te CHP itiraz etti ve seçimlerin iptaline karar verdi. ABD’de biliyorsunuz 8 ay sürdü seçimlerin kararı. Yani 21 Nisan’da karar vermiş Yalova’da. Şu anda 15’i değil mi? Burada zaman makul bir şekilde işliyor. Dediğim gibi bütün bu mesele hakim teminatıyla YSK’nın sevk ve idaresinde yürüyor. Biz bu zamanı hızlandırın, bu zaman çok uzuyor deme imkanına sahip değiliz. Kaldı ki desek de bir anlam ifade etmez. Sürecin ihtiyacı olan zaman kullanılacak. Aksi halde bütün bu hakkımızı, hukukumuzu kimse bizim takip etmekten vazgeçmemizi beklemesin. Bunu kısaltmanın yolu ‘biz bir şey istemiyoruz’ demek olur…

"İstanbul İl Başkanı istifayı düşünüyor mu?"

Soru: Defalarca İstanbul’da açıkça seçimi kazandı AK Parti. Şahsen ben de öyle düşünüyordum. Geçen seçimde Kadir Topbaş, Sarıgül’e 600 bin fark attı. Bu seçimde bu fark sıfıra indi. İzmir İl Başkanı başarısız gördü kendini istifa etti. İstanbul İl Başkanı istifayı düşünüyor mu acaba?

İkinci sorum da şu, olay Büyükçekmece’de düğümleniyor. Fakat Büyükçekmece Belediye Başkanı mazbatayı aldı. YSK yeniden seçim kararı alırsa zaten sorun kalmayacak. İmamoğlu’na mazbata verilseydi, ondan sonra olağanüstü itiraz etseniz doğru olmaz mıydı? Böylece mağdur olarak miting fırsatı verilmemiş olurdu.

"İl Başkanı yanımda benimle beraber"

Binali Yıldırım: Olağanüstü hal ile ilgili müracaat henüz yapılmadı. Büyükçekmece ile ilgili yapıldı. Onun da görüşmesini henüz YSK karara bağlamış değil. Şöyle, onun hukuki cevabını Abdullah Bey daha iyi verir. Mazbata verilse ne olur, verilmese ne olur… Hukuki sonuç nedir? Onu Abdullah Bey açıklasın. İl Başkanı yanımda benimle beraber. Onun dışında başka bir şey söylemem yersiz olur.

Abdullah Güler: 2972 sayılı mahal idareler kanunu 22’inci maddesinde; mazbata kavramı bir kanun metninde genelgede geçmez. Buna tutanak der. Yani o bölgede o seçim çevresinde en fazla oy verdiği kişiye verdiği belgenin adı. 222'inci madde çok açık. Sandık kurullarınca gönderilen tutanaklar, ilçe seçim kurulu tarafından birleştirerek en çok oy alan seçilmiş olur. Büyükçekmece’de sayımlar tamamlandı, ilçe birleştirme tutanağı hazır. O kişiye, kim almışsa CHP adayına verildi. Tutanak, mazbata…

Ekrem İmamoğlu’na mazbatayı duyumlara göre mi vereceksiniz?

Peki büyükşehirde ne oldu? İkinci fıkra, ilçe birleştirme tutanakları ilçelerden il seçim kuruluna getirilir. En çok oy alan aday büyükşehir belediye başkan adayına verilir. Siz il birleştirme tutanağı hazırlayamazsanız, Ekrem İmamoğlu’na nasıl bir mazbata vereceksiniz? Duyumlara göre mi? Rakamlarla konuşmak lazım. 39 ilçede kaç oy aldı? Tek tek birleştireceksiniz… O daha sağlanmadı. Maltepe’de devam ediyor. Esenyurt’ta Pazartesi’ye kadar devam ediyordu.

Soru: Bazı bazın kuruluşlarında siz ve İl Başkanı Şenocak hakkında söylemler var… Birbirinizi istemediğiniz konusunda…

Binali Yıldırım: Görüyorsun işte yan yana oturuyoruz.

Soru: Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazandığı andan itibaren ilk tarih 1 Nisan’da sansürle başlayan süreç daha sonrasında CHP mensuplarının İBB çalışanlarını sosyal medya üzerinden taciz etmek, belli mülakat sonuçlarına itiraz etmekle devam etti ve dün İmamoğlu cephesinden ‘Benimle Saraçhane’ye yürüyecek misiniz’ dedi. Bu çağrı, CHP’nin sertleşen dili size ne ifade ediyor. İkinci olarak ‘Binali bey halka inemedi’ diye eleştiriler var. Bu kurgu ve söylem üzerine algı oluşturuyorlar. Cevabınızı merak ediyorum.

Binali Yıldırım: Binali bey hiç halkın arasından çıkmadı. Halkına arasına inemedi olmaz. 90 günlük kampanyada bunun en yakın şahitleri sizlersiniz.

Diğer konuda da bu sokağı hareketlendirme alışkanlığı yeni değil. Bu alışkanlığın geçmişte de örneklerini biz gördük. bunun hukuk devletinde yeri olmadığını herkesin bilmesi lazım. Özellikle Türkiye’nin muhalefetteki birinci büyük partisi daha sorumlu hareket etmelidir. İstanbullu'nun da vatandaşlarımızın da beklentisi bu yöndedir.

Soru: Rakip adayınızın seçimden önceki ve sonraki tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Binali Yıldırım: Bir sabırsızlık hali var. bana göre daha ağır başlı, olgun şekilde bekleyip sonucu görmesi daha doğrudur. Her şey, bütün bu itiraz süreçleri sağlıklı şekilde işlemeli ve bu sürecin sağlıklı şekilde sonuçlandırılmasına katkı sağlamalıdır. Ben bunu yaptım başından beri… Dikkat ederseniz dakika başı çıkıp her şeye laf yetiştirmedim. Benim devlet adamlığıma, tecrübeme uymayan bir şeydir. Seçim olmuştur, İstanbullular söyleyeceğini söylemiştir. Bundan sonra seçimin itiraz süreci devam etmektedir. Bizim görevimiz onların görevini zorlaştırmak değil, onları baskı altına almak değil işlerini rahat yapmalarına yardımcı olmaktır. Ben de arkadaşıma bunu öneririm.

Soru: Bu eldeki veriler, kesinlikle seçimleri iptal ettirebilir diyebilir misiniz?

Binali Yıldırım: Bu dosya, bildiğimiz bir gerçek var. Bizim uzmanlarımız, partimizin seçim işlerinden sorumlu arkadaşlarımız, İl Başkanlığımız, bütün arkadaşlarımız bu çalışmayı yaptı ve tam kanunsuzluk olduğu gerekçesiyle müracaat yapılacak. Şu aşamada söyleyebileceğim bundan ibaret. Ben kendimi YSK’nın yerine koyup bir şey söyleyemem. Ama ciddi usulsüzlükler, yolsuzluklar ve seçimi sakatlayan ciddi bulgular mevcut.

Soru: Organizasyonun ortaya çıkarılmasına yönelik operasyon yapılıyor mu? Gözaltı var mı?

Binali Yıldırım: Benim bildiğim savcılıklar bu konuda bazı çalışmalar yapıyorlar. Büyükçekmece’de iki tutuklu var. Ama bu seçim sonrası gelişmelerle ilgili de hem Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı hem de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı sanırım tahkikat yapıyor. Suç duyurusu yapıldı.

Soru: Bu seçimi kim kazanmış olursa olsun aranızdaki fark az olacak. Siz çok deneyimli bir siyasetçisiniz. Sizce neden çok daha açık bir farkla kazanmadınız bu seçimi? Ekonomi mi etken oldu? Yeni genç seçmen mi oldu? Ne oldu değerlendirmenize göre…

Binali Yıldırım: 2014 seçiminde AK Parti adayının oyundan daha fazla oy aldım bunun bilinmesini isterim. Biz düşük oy falan almış değiliz. Bu seçimde karşı adayın daha fazla oy almasının sebebi ittifakların oluşmasından kaynaklanıyor. Oy oranlarının yakın olması bundan kaynaklanıyor. En yakın 24 Haziran milletvekili seçimlerinde partimizin aldığı oydan 278 bin daha fazla aldım. Demek ki daha düşük oy aldığımız meselesi gerçeği yansıtmıyor.

Soru: İçişleri Bakanlığı, yargı, emniyet, hükümet yıllardır bu konu üst düzeyde korunurken, büyük bir usulsüzlük nasıl bir yol bulabildi? Böyle bir sonuç nasıl çıkabildi? Murdar olmuş bir seçim dediniz… Bir vatandaş olarak murdar olmuş bir durumun son tahlilde iki adaydan biri olmanız, sizde bundan sonra nasıl bir duygu bıraktı? Özellikle HDP’nin İstanbul’da aday göstermemesi ve seçim öncesi sonrası yapılan anketlere bakıldığında aslında İstanbul’da HDP’nin konsolide ettiği seçmenin İmamoğlu’na oy verdiğini görebilmeniz olası… İstanbul’daki Kürt seçmenle temas kurabildiğinizi, kuramadıysanız sebepleri neler?

Binali Yıldırım:  Seçim güvenliği ayrı bir şey, seçimlerin yapılması ayrı bir şey. Hükümetin görevi sandık güvenliğini sağlamak ve vatandaşın özgürce oyunu kullanmasına zemin hazırlamak, oradaki karışıklıklara meydan vermemek. Ama seçimin sandıktan oylar atıldıktan sonra sayım sürecinde polis gelip başında duracak diye bir şey yok. Sandık kurulları bir asayiş durumu ortaya çıkarsa davet üzerine gelebilir. İki şeyi birbirinden ayırmak lazım.

Murdar olmuştur. Murdar etin kavurması olmaz dedim. Bu beni de karşı rakip adayı da bağlıyor. Bu seçimlerde kim kazanırsa kazansın. Neticede bu seçim çok konuşulacak. Onu söylemek istiyorum.

Diğer bir konu da HDP. HDP biliyorsunuz millet ittifakıyla beraber hareket etti ve kendi seçmen tabanına da oraya oy verilmesi telkininde bulundu. Biz 15 milyon İstanbullu'nun, oy kullanacak 10,5 milyon İstanbullu'nun olabildiğince herkesle temas kurduk. Herkesle konuşmaya çalıştık. Baştan sona kadar biz projeleri konuştuk. İstanbul’un geleceğini konuştuk. Bunun dışında başka bir şey yapmadık. Aldığımız sonuç bu kadar.

Soru: İstanbul’da seçimin uzamasını neye bağlıyorsunuz? Maltepe’de seçim oy sayımlarının CHP tarafından öne sürülen şu… AK Parti ve MHP’nin kurul sayısını azaltmaya yönelik girişimleri olduğu… Buna dair neler söylemek istersiniz?

Binali Yıldırım: Orada önce bir CHP artırılmasına karşı çıkmış, sonra anladığım kadarıyla o fikrinden vazgeçilmiş. Bir hafta sonra artırılsın diye talepte bulunmuş. Ve orada artırılma işi usule uygun olmamış. YSK iptal etmiş. Şimdi yeni bir karar var. yani uzama konusu bizim yönettiğimiz bir konu değil. Başından beri bu seçimleri yöneten seçim kurulları. Partiler sadece orada temsil edilmektedir.

Az önce söyledik. Yalova itirazı 21 Nisan’da ancak sonuçlandırılabilmiş. Yalova 244 sandığı var İstanbul’un bir ilçesinden daha küçük. Dolayısıyla süreç YSK’nın denetiminde devam etmektedir.

Soru: İmamoğlu’nun isminin CHP’nin sitesinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yazıldığı ortaya çıktı… İstanbul’da yeniden bir seçim kararı verilse, İstanbul teşkilatı yeni bir seçime hazır mı?

Binali Yıldırım: Demek ki CHP'de Ekrem Bey'in korosuna katılmış vaziyette. İsterse caddelere de yazsınlar. Yetmiyorsa dağa taşa da yazsınlar önemi yok. Kararı YSK verdiği andan itibaren o ünvanın bir anlamı vardır. YSK bu kararı vermeden yazmak görmemişliktir. En hafif deyimle budur. Bu da İstanbul’u yönetmeye talip bir insana yakışan bir durum değildir.

Az önce Mansur Yavaş örneğini verdim. Birisi nasıl davrandı? Diğeri nasıl davranıyor?

Teşkilatlar her zaman her şeye hazırdır. Teşkilatlarımızla ilgili bir sorun yok.

Soru: Seçim murdar oldu dediniz. Lehinize de sonuçlansa da sizin içinize sinmedi. Ola ki seçim yenilenirse; yine benzer sonuç olursa yeniden itiraz edecek misiniz? Ya da CHP itiraz ederse süreç nereye kadar varır?

Binali Yıldırım: Olmamış şeye, doğmamış şeye don biçmenin anlamı yok. Bunun yorumunu yapmak doğru olmaz. Şu anda içinde bulunduğumuz durum itiraz sürecinin işlediğidir. Onun dışında söyleyeceğimiz her şey bu kurumların yaptığı işe nezaketsizlik olarak görülmesi gerekir.

Soru: Diyelim ki biz yine seçime gittik. Tam güvenlikli seçim ortamı oluşturulabilecek mi? Bunun oluşturulması; Büyükçekmece’nin düzeltilmesi ve seçime gidilmesiyle çok uzun süreç geçmeyecek mi?

Binali Yıldırım: Yeni başkan belirleninceye kadar İstanbul’un bir başkanı var. İstanbul başsız değil. Günlük işleri, programları icra ediliyor. Henüz oluşmamış bir karar için konuşmak bir anlamda etki altına almak gibi de düşünülebilir. Olağanüstü itiraz yapılmadı. Yapılıp karar ne çıkacak bilmiyoruz. Varsayımlar üzerine bir fikir inşa etmek, bir kanaat oluşturmak çok sağlıklı bir sonuca bizi götürmez.

Soru: AA veri akışını kesmişti. AK Parti’nin bir araştırması var mı? Veri akışının kesilmesinin nedeni nedir?

Binali Yıldırım: Partiler, AK Parti de dahil seçimlerle ilgili değerlendirmelerini parti görevlilerinin sandıklardan getirdiği sandık sonuç ilgisine göre yaparlar. Yani YSK’ya göre partiler veri girişini daha hızlı yaparlar. Dolayısıyla YSK gayri resmi sonuçlar hakkında kamuoyuna bilgi vermeden, partiler zaten aşağı yukarı sonucun ne olduğunu bilirler. Dolayısıyla Anadolu Ajansı, bizim seçimleri idare eden bir ajans değildir. AA, kendi başına YSK da açıklamıştır. Anadolu Ajansı da kendi kendine habercilikte mesafe kat edebilmek saikiyle yaptığı bir çalışmadır. Neden kesinti olmuştur? Bunun cevabını verecek olan ben değil, Anadolu Ajansı olmalıdır diye düşünüyorum.

Soru: Büyükçekmece Nüfus Müdürü hakkında bir soruşturma var mı?

Binali Yıldırım: Benim bildiğim orada çalışan iki tutuklu var. İdari soruşturma devam ediyor. Nüfustaki tamamıyla ilgili idari soruşturma devam ediyor.

Biz haklarımızı aramakla sorumluyuz. Bize güvenip daha her türlü fedakarlığı yapıp gidip oyunu veren insanların şundan emin olmasını istiyoruz. Benim oyum yerini buldu… Kime verdiyse önemli değil. Bunu ortaya çıkartmak için biz olağanüstü bir gayret gösteriyoruz. Yoksa mesele başkanlık değil. Demokrasi, seçim birisi kazanacak. Diğerine düşen görev de onu takdir, tebrik etmekten ibarettir. Ben de bunu yapacağımı en başta söyledim. Keşke bu seçim, bu organize kötülüklerle anılan bir seçim olmasaydı. Son söyleyeceğim budur. Hepinize teşekkürler.