10 °
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ÖĞLE'YE
KALAN SÜRE 1 SAAT 56 DAKİKA
Medya

Abdullah Çiftçi: Basılı medya misyonunu tamamladı, gazeteler en fazla 5 yıl daha dayanabilir

Habertürk'ten sonra Vatan gazetesinin de basılı yayın hayatına son vermesi, "Kağıt, dijitale yeniliyor mu?" sorusunu akıllara getirdi. THM Haber'e konuşan Stratejist Abdullah Çiftçi, basılı medyanın tüm dünyada misyonunu tamamladığını, gazetelerin en fazla 5 yıl daha dayanabileceğini vurguladı.

Abdullah Çiftçi: Basılı medya misyonunu tamamladı, gazeteler en fazla 5 yıl daha dayanabilir
0 YORUM YAP
Mesut Ertanç
Mesut Ertanç

İnternetin ceplere kadar girmesiyle basılı medya her geçen gün kan kaybetmeye devam ediyor. Hem dünya genelinde hem de Türkiye’de köklü gazeteler ve dergiler bir bir kapanarak yollarına dijitalde devam etme kararı alıyor. Bunun son örneği 2002 yılında yayın hayatına başlayan Vatan gazetesi oldu. Demirören Medya Grubu çatısı altındaki gazete bugün son kez basılı yayımlanarak dijitale geçiş yaptı.

80 yıllık dünyaca ünlü dergi dijitale geçti

Bundan 4 ay önce de Habertürk gazetesi reklam gelirlerinin düşmesi ve basım-dağıtım maliyetlerinin artmasıyla birlikte kapanmıştı. Basılı yayın hayatına son veren gazeteler arasında en dikkat çekici örneklerden biri de Independent. İngiltere’nin çok satan gazetelerinden biri olarak uzun süre sağlam bir okur kitlesi elde eden Independent, 2016 yılında basılı faaliyetlerine son vermişti. ABD’de ise ülkenin çok okunan dergilerinden Newsweek basılı yayın hayatını sonlandırma kararı almıştı. Yaklaşık 80 yıldır yayın hayatına devam eden Newsweek, en son 31 Aralık 2012’de raflara çıktı ve hayatına dijital dünyada devam ediyor.

Tüm bu gelişmelere rağmen dijital medya yayıncılığı Türkiye’de hala yasal bir zemine oturtulmadı. İnternet medyası çalışanları gazeteci olarak tanımlanmadığı için sarı basın kartı alamıyor. Bu konuda 2011 yılında bir yasa hazırlığı olduğu açıklanmıştı ancak aradan geçen 7 yılda henüz bir adım atılmadı.

“Gazeteler okuyucuya tüketilmiş haberleri sunuyor”

Dijitalleşmenin basılı medyaya etkilerini Stratejist Abdullah Çiftçi’ye sorduk. THM Haber’e özel değerlendirmelerde bulunan Çiftçi, basılı medyanın tüm dünyada misyonunu tamamladığını vurguladı. Gazetelerin maksimum 5 yıl daha ayakta kalabileceğini ifade eden Çiftçi, yakın gelecekte sosyal medyada kendini ispat edemeyenlerin televizyonda da var olamayacağını vurguladı. Çiftçi şunları söyledi: “Gazeteler sanayi devriminin, dijital medya bilgi çağının ürünüdür. Bir sonraki aşamaya geçtik artık. 4. Sanayi devrimine doğru gidiyoruz. Dolayısıyla yeni bir medyayla karşı karşıyayız. Basılı medya yani gazeteler, haberi iletmekte artık geç kalıyor. Gazeteler, haberleri bir gün sonra veriyor. Şu an hemen hemen herkeste akıllı cep telefonu var. Bu yüzden haberin dünya çapında yayılması birkaç saniye sürüyor. Dolayısıyla gazeteler okuyucuya tüketilmiş haberleri sunuyor. Her gazete zaten dijital versiyonuyla yayında ve bir gün sonraki bastığı haberleri bile bir gün önce kendi internet sitesinde yayınlamış oluyor.

“Dijitalde bilgi ihtiyacını herkes kendine yakın kişiden karşılıyor”

Bir de gazeteleri okutan köşe yazarları vardı. 3-5 binden fazla okunan gazete köşe yazarı da kalmadı artık Türkiye’de. Çünkü sosyal medya ve dijital medya sayesinde okuyucu kendi seçtiği kişiyi internetten okuyabiliyor. Gazetelerde patron istediği kişiye rol verir, yazar yapar, onun görüşlerini yansıtır. Ama sosyal medyada yetenekli olan, okuyucunun kendine daha yakın bulduğu, daha inandığı, daha güvendiği kişiler var. Dolayısıyla haber ihtiyacını, bilgi ihtiyacını herkes kendine yakın kişiden, sosyal medya aracılığıyla karşılıyor.

“Basılı medya misyonunu tamamladı”

Köşe yazarları 3-5 bin kişi tarafından okunmazken benim Twitter’da yapmış olduğum analiz, bittiği anda en az 100 bin kişiye ulaşıyor. Örneğin Abdurrahman Uzun’un videolarına bakın 500-600 bin izlendiğini görüyorsunuz. Dolayısıyla basılı medya sadece Türkiye’de değil tüm dünyada, misyonunu tamamladı diyebiliriz. Türkiye’de 50 yaşlarında internet kullanmayan belli bir kuşak var. O kitle şu an okuyor basılı medyayı. Onun dışında gençlerden gazete okuyan kalmadı diyebiliriz.”

“Gazetelerin ömrü maksimum 5 yıl sürer”

Gazetelerin en fazla 5 yıl daha dayanabileceğini vurgulayan Çiftçi, “Burada temel şey şu; okuyucu interaktif iletişime giriyor. Mesela köşe yazarı gazetede yazısını yazıp gidiyor. Okuyucu yorum yapamıyor. Ama internette, sosyal medyada biri köşe yazdığında, analiz yaptığında okuyucu altına kendi görüşüyle müdahil oluyor. Dolayısıyla bu şekilde interaktif okuyucuyla yazarın buluştuğu platformlar önemli.

“Sosyal medyada var olamayan televizyonda da olamayacak”

Gelecekte sosyal medyada kendini ispat edemeyen, sosyal medyada var olamayan hiç kimse TV’de de olamayacak. Çünkü sosyal medyada reytingi olmayanın TV’de de reytingi olmaz. Sanayi devrimiyle ortaya çıkan gazete ve TV’lerde hegemonik medya yani patron medyası söz konusuydu. Sosyal medya ile halk orada patronun tercihini yönlendirebilecek, belirleyebilecek konumda artık. Çünkü halk istemediğine olumsuz tepki veriyor, istediğine de olumlu tepki veriyor.

“Vatandaş medya patronu oldu”

Patron halk oldu diyebiliriz. İnsanlar sosyal medyayı iyi kullandığı zaman süreci yönetebilir. Örneğin ben herhangi bir TV kanalına gittiğimde, 240 bin takipçimden önemli bir kısmı da seyirci olarak geliyor oraya ve altına da yorum yapıyorlar. Bu nedenle dijital medya, sosyal medya kullanımını insanlar zamanla daha iyi anlayacak, sürece müdahil olacak. Görmek istemediği biri ekranında da görünmeyecek.

“Olaylar sosyal medyada çok yönlü tartışılıyor”

Zaten artık TV programlarını da fazla izleyen yok. Sosyal medyada bir olay çok yönlü, çok taraflı, çok soru sorularak analiz ediliyor. Ama Türkiye’de TV programlarına genelde akademi unvanlı kişiler çıkartıldığı için olay daha yüzeysel kalıyor. Çünkü beklentileri var. Ya bir lobinin uzantısı oluyor ya da hükümetten bir şey bekliyor. Veyahutta aman başıma bir şey gelmesin diyor. Gerçeği biraz kırparak, ıskalayarak konuşuyorlar veya haberleri yok. Hayatı kitaplardan öğrenen insanlar olduğu için reel hayatı yorumlamakta problemleri var.”